ABD Merkez Bankası (Fed), faiz oranlarını beklentilere paralel olarak sabit tutarken, Başkan Kevin Warsh'ın kısa açıklaması ve meslektaşlarının şahin projeksiyonları piyasalarda dalgalanmaya yol açtı. Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyelerinin çoğunluğu, yılsonuna kadar en az bir faiz artışının gerekli olduğu görüşünde birleşirken, Warsh'ın ileriye yönelik net yönlendirmeyi kaldırması Fed'in gelecekteki adımlarına ilişkin belirsizliği artırdı. Karar, küresel piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomileri için önemli sonuçlar doğurabilecek bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Kısa açıklama ve şahin projeksiyonlar
Fed, iki günlük toplantısının ardından yaptığı yazılı açıklamada, federal fon oranını yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tuttu. Ancak dikkat çeken nokta, Başkan Kevin Warsh'ın karar metninde geleneksel "ileriye yönelik rehberlik" ifadelerine yer vermemesi oldu. Warsh, basın toplantısında "Politika duruşumuzu verilere dayalı olarak ayarlayacağız. Belirli bir patika öngörmüyoruz" dedi.
FOMC'nin güncellenmiş ekonomik projeksiyonları ise Warsh'ın meslektaşları arasında daha şahin bir eğilim olduğunu ortaya koydu. 19 üyeden 12'si, 2025 sonuna kadar en az bir faiz artışının uygun olduğunu belirtirken, sadece 7 üye mevcut seviyelerin yılsonuna kadar korunması gerektiğini savundu. Medyan projeksiyon, faiz oranının yılsonunda yüzde 5,50-5,75 aralığında olacağını işaret etti.
Bu durum, piyasalarda Fed'in sıkılaştırma döngüsünün henüz tamamlanmadığı algısını güçlendirdi. Enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde seyretmesi ve işgücü piyasasının güçlü kalmaya devam etmesi, Fed'in temkinli duruşunu korumasına neden oluyor. Analistler, Fed'in özellikle çekirdek enflasyon verilerine odaklanacağını ve eylül ayına kadar yeni bir artışın gelebileceğini öngörüyor.
Küresel piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler için yansımaları
Fed'in şahin sinyalleri, dolar endeksinin (DXY) 105,5 seviyesine yükselmesine neden olurken, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturdu. Türk lirası başta olmak üzere, Brezilya reali ve Güney Afrika randı gibi para birimleri dolara karşı değer kaybetti. Altın fiyatları ise ons başına 2.330 dolar civarında yatay seyrediyor.
ABD'nin yüksek faiz politikası, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırarak bu ülkelerin merkez bankalarını faiz artırmaya zorlayabilir. Uluslararası Para Fonu (IMF), gelişmekte olan ekonomilerin dış borç yüküne dikkat çekerek, Fed'in faiz artışlarının küresel büyüme üzerindeki olumsuz etkilerine karşı uyarıda bulundu. Özellikle yüksek dolarizasyon oranına sahip ülkelerde, döviz rezervlerinin erimesi riski bulunuyor.
Uzmanlar, Fed'in bir sonraki toplantısı olan eylül ayına kadar verilere odaklanacağını ve temmuz ayında bir artışın düşük ihtimal olduğunu belirtiyor. Ancak enflasyonun beklenenden yavaş düşmesi halinde yıl içinde birden fazla faiz artışı da masada.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in şahin duruşu, Türkiye gibi yüksek dış borçlu ve cari açık veren ekonomiler için riskleri artırıyor. Doların değer kazanması, Türk lirası üzerinde baskı yaratırken ithalat maliyetlerini yükseltiyor ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. TCMB'nin sıkı para politikasını sürdürmesi beklenmekle birlikte, Fed'in faiz artışları Türkiye'den sermaye çıkışını hızlandırabilir ve rezervleri olumsuz etkileyebilir. Ancak Türkiye'nin ihracatçı sektörleri, zayıf lira sayesinde rekabet gücü kazanabilir. Bu denge, politika yapıcılar için zorlu bir tercih anlamına geliyor.