ABD Merkez Bankası (Fed), Çarşamba günü açıklanan para politikası kararında faiz oranlarını değiştirmeyerek beklentiler doğrultusunda sabit bıraktı. Ancak piyasaların asıl odağı, Fed Başkanı'nın yılın son çeyreğine ilişkin yaptığı açıklamalar ve Eylül ayında yapılacak toplantıda bir faiz indirimine gidilip gidilmeyeceği. Ekonomistler, artan jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin, Fed'in eylül ayında harekete geçmesi için zemin hazırladığını ifade ediyor.
Fed, federal fon oranını yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tuttu. Bu karar, piyasa beklentileriyle uyumlu ve faizlerin yaklaşık bir yıldır bu seviyede bulunması nedeniyle sürpriz olmadı. Ancak Fed'in enflasyonla mücadelede attığı adımlar ve ekonomik göstergelerdeki yavaşlama, yatırımcıların faiz indirimi takvimini yakından izlemesine yol açıyor.
Eylül ayında indirim beklentisi güçleniyor
Ekonomistler, Fed'in Eylül toplantısında faiz indirimine gitme olasılığının arttığını belirtiyor. Özellikle son dönemde açıklanan enflasyon verilerinin beklentilerin altında kalması ve işgücü piyasasındaki soğuma sinyalleri, bu beklentiyi destekliyor. Ancak Fed yetkilileri, enflasyonun hedef olan yüzde 2 seviyesine sürdürülebilir bir şekilde düştüğüne dair daha fazla kanıt görmek istiyor.
ING'de baş ekonomist olan James Knightley, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Piyasalar, özellikle savaş bulutlarının enerji fiyatlarını yeniden yukarı çekmesiyle birlikte Eylül ayında bir faiz artışına karşı tetikte olmalı" ifadelerini kullandı. Knightley, jeopolitik risklerin ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmanın Fed'in kararlarını etkileyebileceğine dikkat çekti.
Diğer yandan, bazı analistler Fed'in faiz indirimi konusunda aceleci davranmayacağını ve önümüzdeki aylarda gelecek verileri değerlendireceğini savunuyor. Küresel ekonomideki belirsizlikler ve ticaret savaşlarının yanı sıra, Orta Doğu'daki çatışmaların enerji arzını tehdit etmesi, Fed'in işini zorlaştıran faktörler arasında.
Küresel piyasalara etkisi
Fed'in kararı, küresel piyasalarda karışık bir seyre yol açtı. ABD borsaları, kararın ardından sınırlı bir yükseliş gösterirken, dolar endeksi hafif bir değer kaybı yaşadı. Gelişmekte olan ülke para birimleri ise doların zayıflamasından olumlu etkilendi. Ancak uzmanlar, asıl hareketliliğin Eylül ayında yapılacak toplantıyla birlikte yaşanabileceğini belirtiyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve diğer merkez bankalarının faiz politikaları da göz önüne alındığında, Fed'in atacağı adımlar küresel likidite koşullarını doğrudan etkiliyor. Fed'in faiz indirimine gitmesi halinde, gelişmekte olan piyasalara sermaye akışının hızlanması bekleniyor. Bu durum, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için önemli bir gelişme.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz politikaları, Türkiye ekonomisi açısından kritik bir öneme sahip. ABD'de olası bir faiz indirimi, doların küresel piyasalarda değer kaybetmesine yol açabilir. Bu da Türk lirası üzerindeki baskıyı hafifletebilir ve Türkiye'nin ithalat fiyatlarını aşağı çekebilir. Ayrıca, faiz indirimi beklentisi gelişmekte olan ülke piyasalarına yönelik risk iştahını artırabilir. Bu durumda Türkiye'ye yönelik portföy akımları hızlanabilir. Ancak enerji fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açık üzerindeki baskıyı artırabileceğinden, Fed'in kararı kadar enerji piyasalarındaki gelişmeler de yakından izlenmeli.