ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bu yıl içinde faiz indirimine gitme olasılığı, Mart ayında açıklanan güçlü istihdam verilerinin ardından neredeyse tamamen ortadan kalktı. Tarım dışı istihdamın beklentilerin oldukça üzerinde 303 bin artması, işsizlik oranının yüzde 3,8'e gerilemesi ve saatlik kazançlardaki yüzde 0,3'lük artış, işgücü piyasasının hâlâ sıcak olduğunu teyit etti. Bu tablo, Fed'in enflasyonla mücadelede sona yaklaştığı izlenimini verse de faiz indirimi için acele etmemesi gerektiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: Güçlü istihdam, zayıf faiz indirimi beklentisi
ABD Çalışma Bakanlığı'nın 5 Nisan'da yayımladığı Mart ayı istihdam raporu, piyasalarda adeta bir soğuk duş etkisi yarattı. Ekonomistler 200 bin civarında bir artış beklerken, 303 bin kişilik yeni istihdam rakamı son bir yılın en yüksek seviyelerinden biri oldu. Ayrıca Ocak ve Şubat aylarına ait veriler de yukarı yönlü revize edilerek toplam 22 bin kişi eklenince, işgücü piyasasının gücü bir kez daha teyit edildi.
İşsizlik oranı yüzde 3,9'dan yüzde 3,8'e gerilerken, işgücüne katılım oranı yüzde 62,7'de sabit kaldı. Saatlik kazançlar aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 4,1 arttı. Bu veriler, ücret enflasyonunun hâlâ Fed'in hedeflediği yüzde 2 seviyesinin üzerinde seyrettiğini gösteriyor.
Raporun ardından piyasalardaki faiz indirimi beklentileri hızla revize edildi. CME FedWatch verilerine göre, Mayıs ayı toplantısında faiz indirimi olasılığı yüzde 5'in altına gerilerken, Haziran ayı için yüzde 50'nin altına düştü. Yıl sonuna kadar toplam indirim miktarı 75 baz puandan 50 baz puana, hatta tek bir 25 baz puanlık indirime kadar geriledi.
Fed Başkanı Jerome Powell, son açıklamalarında faiz indirimi için daha fazla güven kazanmaları gerektiğini vurgularken, güçlü istihdam verileri bu güveni artırmak bir yana, enflasyonun kalıcı olabileceği endişelerini canlı tuttu. Özellikle hizmet sektöründe ücret artışlarının sürmesi, çekirdek enflasyonun yavaş düşeceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Gelişen piyasalara yansımalar
Fed'in faiz indirimi konusunda temkinli kalması, küresel finansal piyasalar için önemli sinyaller taşıyor. ABD'de yüksek faizlerin devam etmesi, doların güçlü kalmasına neden olurken, gelişen piyasalardan sermaye çıkışlarını tetikleyebilir. Türkiye gibi yüksek enflasyon ve cari açık sorunu yaşayan ekonomiler için bu durum, yerel para birimleri üzerinde baskı yaratabilir.
Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) da benzer bir ikilemle karşı karşıya. Kendi ekonomilerinde enflasyon düşüş eğiliminde olsa da Fed'in sıkı duruşu, diğer merkez bankalarının faiz indirimine gitmesini zorlaştırabilir, çünkü faiz farkı doları daha cazip hale getirir ve kendi para birimlerini zayıflatabilir. Bu da ithal enflasyon riskini canlı tutar.
Petrol fiyatlarındaki son yükseliş ve jeopolitik riskler (Orta Doğu'daki gerginlikler) de enflasyon görünümünü olumsuz etkileyen faktörler arasında. Fed, bu nedenle faiz indirimi konusunda acele etmeyeceğini sinyallerini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enflasyonla mücadelede sıkı para politikası izlerken, Fed'in faiz indirimine gitmemesi dolar/TL üzerinde baskıyı devam ettirebilir. Güçlü dolar, ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarının zayıf kalması, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını daha kritik hale getiriyor. Pozitif tarafta ise, Türkiye'nin turizm gelirleri ve ihracatı güçlü dolar sayesinde rekabetçi kalabilir. Ancak genel olarak, Fed'in sıkı duruşu Türkiye'nin de faiz indirimi için beklemesi gerektiği anlamına geliyor.