ABD tahvil piyasasında son iki aydır açıklanan enflasyon verilerinin beklenenden düşük gelmesi, yatırımcıların Fed'in bu yıl en az bir faiz artırımı yapacağına yönelik bahislerini hızla terk etmesine neden oldu. Faiz opsiyonları piyasasında işlem yapan traderlar, Nisan ve Mayıs aylarında gelen TÜFE verilerinin soğuma sinyali vermesiyle birlikte, daha önce açtıkları pozisyonları kapatmak için yoğun bir talep oluşturdu. Piyasa katılımcıları, Fed'in faiz indirimine gitme olasılığını daha yüksek görmeye başladı.
Gelişmenin arka planı
ABD Merkez Bankası (Fed), 2022 yılının başından itibaren enflasyonu kontrol altına almak için agresif bir faiz artırım döngüsü başlatmıştı. Ancak 2023'ün son çeyreğinden itibaren gelen veriler, yıllık enflasyonun %3 civarına gerilediğini gösteriyor. Mayıs 2024 TÜFE verisi, bir önceki aya göre sadece %0,1 artış kaydederek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bu veri, Fed yetkililerinin temkinli açıklamalarına rağmen, piyasada faiz indirimlerinin yeniden gündeme gelmesini sağladı. Son iki haftada, Aralık ayına kadar 25 baz puanlık bir indirim olasılığı %40'tan %70'in üzerine çıktı.
Opsiyon piyasasında, daha önce Fed'in bu yıl faiz artıracağını speküle eden yatırımcılar, şimdi bu pozisyonlarını tersine çevirmek için adeta yarışıyor. En çok işlem gören opsiyon sözleşmeleri arasında, faiz artırımına karşı koruma sağlayan enstrümanlar yerine, faiz indirimine yönelik ürünlere talep arttı. Bu durum, ABD 10 yıllık tahvil faizinin son bir ay içinde 40 baz puan düşerek %4,20 seviyesine gerilemesine katkıda bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Fed'in faiz politikası, sadece ABD ekonomisini değil, tüm gelişmekte olan piyasaları doğrudan etkiliyor. Düşük faiz beklentisi, doların diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesine neden olurken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin dış borç yükünü hafifletme potansiyeli taşıyor. Ayrıca, Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası gibi diğer büyük merkez bankaları da benzer bir yumuşama sinyali verirse, küresel likidite koşulları önemli ölçüde iyileşebilir. Bu durum, risk iştahının artmasına ve gelişmekte olan piyasalara sermaye girişine yol açabilir.
Ancak bazı analistler, enflasyonun henüz tam olarak kontrol altına alınmadığını ve Fed'in aceleci davranmasının yeni bir enflasyon dalgası yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki oynaklık ve tedarik zinciri sorunları, enflasyonun yeniden yükselme riskini beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz indirimine gitmesi, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için olumlu bir gelişme. Düşük ABD faizleri, gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını hızlandırarak Türk lirası üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ayrıca, TCMB'nin rezervleri üzerinde pozitif bir etki yaratması muhtemel. Ancak bu etkinin kalıcı olması, Türkiye'nin kendi ekonomik yapısal reformlarını hayata geçirmesine bağlıdır. Merkez Bankası'nın sıkı para politikasını sürdürmesi ve enflasyonla mücadelede kararlı olması durumunda, Fed kararları Türk piyasaları için olumlu bir rüzgar yaratabilir.