Partners Group Baş Yatırım Stratejisti Anastasia Amoroso, beklentinin üzerinde gelen üretici fiyatları verisine rağmen ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bir sonraki toplantısında faiz oranlarını artırmasının beklenmediğini ifade etti. Amoroso, Bloomberg'in "Open Interest" programında yaptığı değerlendirmede, Fed'in para politikasında temkinli bir duruş sergilemeye devam edeceğini belirtti.
Üretici Fiyatları Endeksi ve Fed Politikası
ABD'de açıklanan son Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) verileri, piyasa beklentilerinin üzerinde bir artış gösterdi. Bu durum, enflasyon baskılarının henüz tam olarak kırılmadığına işaret etse de, Amoroso'ya göre Fed'in bir sonraki toplantısında faiz artırımına gitmesi için yeterli bir gerekçe oluşturmuyor. Stratejist, Fed'in son dönemdeki iletişiminin, faiz oranlarını "daha uzun süre yüksek tutma" yönünde olduğunu hatırlatarak, piyasanın bu mesajı büyük ölçüde fiyatladığını vurguladı.
Amoroso, ÜFE'deki yukarı yönlü sürprizin, Fed'in dikkatle izlediği tüketici enflasyonu ve istihdam verileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Fed'in kararlarında geniş bir veri setini göz önünde bulundurduğunu hatırlatan Amoroso, tek bir verinin politika değişikliği için yeterli olmadığını ifade etti. Ayrıca, Fed'in bilanço küçültme sürecinin devam ettiğini ve bunun da likidite koşullarını etkilediğini ekledi.
Stratejist, Fed'in faiz artırım döngüsünün sona ermiş olabileceğini, ancak indirimlerin zamanlaması konusunda belirsizliğin sürdüğünü söyledi. Piyasaların 2024 yılı içinde faiz indirimi beklediğini, ancak Fed yetkililerinin bu konuda aceleci olmadığını dile getirdi. Amoroso'ya göre, enflasyonun hedefe yaklaşması ve işgücü piyasasında soğuma işaretleri görülmesi durumunda faiz indirimi masaya gelebilir, ancak bunun için henüz erken.
Küresel Piyasalar ve Fed'in Etkisi
Fed'in faiz politikası, küresel finans piyasaları üzerinde belirleyici bir role sahip. Gelişmekte olan ülkeler, Fed'in sıkılaştırma döngüsü sırasında sermaye çıkışları ve döviz kuru baskılarıyla karşılaşmıştı. Fed'in faiz artırımına ara vermesi, bu ülkeler için kısa vadeli bir rahatlama sağlayabilir. Ancak Amoroso, Fed'in "daha uzun süre yüksek" mesajının, gelişmekte olan piyasalardan sermaye akışının sınırlı kalmasına yol açabileceğini belirtti.
Öte yandan, ABD ekonomisinin dayanıklılığı, Fed'in faiz indirimini geciktirmesine olanak tanıyor. Amoroso, işgücü piyasasının hala güçlü olduğunu ve tüketici harcamalarının seyrettiğini, bunun da Fed'in manevra alanını genişlettiğini söyledi. Ancak, jeopolitik riskler ve küresel ticaretteki yavaşlama, Fed'in temkinli duruşunu korumasını gerektiriyor.
Stratejist, Fed'in bir sonraki toplantısında faiz oranlarını sabit tutmasının beklendiğini, ancak toplantı sonrası açıklamalarda gelecek dönem için ipuçları aranacağını ekledi. Piyasaların Fed'in iletişimine büyük önem verdiğini vurgulayan Amoroso, özellikle enflasyon ve istihdam verilerinin seyrinin belirleyici olacağını ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz artırımına gitmemesi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için kısa vadede olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. ABD'de faizlerin sabit kalması, küresel risk iştahını destekleyerek gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını artırabilir. Ancak Fed'in "daha uzun süre yüksek" mesajı, Türkiye'nin dış finansman maliyetleri üzerinde baskı oluşturmaya devam edebilir. Ayrıca, doların güçlü seyri, TL üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Türkiye'nin enflasyonla mücadelesi ve para politikası kararlarında, Fed'in adımları yakından izlenmeli. Özellikle faiz indirim döngüsünün başlaması, Türkiye'ye yönelik portföy yatırımlarını olumlu etkileyebilir.