ABD'de eski başkanlık baş sağlık danışmanı Anthony Fauci, Kongre'yi hiçe saymakla (contempt of Congress) suçlanması yönünde Senato kararıyla karşı karşıya. Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komitesi, 26 Şubat'ta yapılan oturumda, parti çizgisine göre oy kullanarak Fauci'nin Kongre'ye itaatsizlikten yargılanmasını öneren raporu kabul etti. Bu gelişme, eski Başkan Donald Trump döneminde COVID-19 pandemisiyle mücadelenin yüzü haline gelen Fauci'nin hukuki sürecinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Karar, Cumhuriyetçi üyelerin oy çokluğuyla alınırken, Demokrat üyeler itiraz etti.
Fauci'nin Kongre'ye itaatsizlik süreci nasıl başladı?
Anthony Fauci, Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü'nün (NIAID) uzun süreli direktörü olarak ülke genelinde tanınıyor. Ancak COVID-19 salgını sırasında aldığı bazı kararlar ve özellikle virüsün kökeniyle ilgili açıklamaları, Cumhuriyetçiler tarafından yoğun şekilde eleştirildi. Kongre'deki soruşturmalar kapsamında Fauci'nin, COVID-19'un laboratuvar sızıntısı teorisiyle ilgili e-postaları ve belgeleri sunması istendi. Fauci, bu taleplere yanıt vermekte gecikti ve bazı belgeleri mahremiyet gerekçesiyle paylaşmadı.
Komite başkanı ve Cumhuriyetçi senatör Josh Hawley, yaptığı açıklamada Fauci'nin 'halkın sağlığını koruma kisvesi altında gerçekleri gizlediğini' savundu. Hawley, 'Fauci, pandemi sırasında aldığı kararlarla milyonlarca Amerikalının hayatını etkiledi. Ancak bugün, Kongre'nin araştırma yetkisine bile saygı göstermiyor' dedi. Demokratlar ise bu adımın siyasi bir hesaplaşma olduğunu ve Fauci'nin bilime dayalı tavsiyelerinin karalanmaya çalışıldığını belirtti. Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer, 'Bu, sağlık çalışanlarını hedef alan bir cadı avıdır' ifadelerini kullandı.
Fauci'nin avukatı ise müvekkilinin Kongre'nin taleplerine uygun şekilde belge teslim ettiğini, ancak bazı gizlilik anlaşmaları nedeniyle kişisel bilgileri paylaşamadığını açıkladı. Kararın ardından Fauci'nin, Senato Genel Kurulu'nda resmi olarak azarlanması (censure) veya yargılanması gündeme gelebilir. Uzmanlar, bu sürecin sonunda Fauci'nin hapis cezası alma ihtimalinin düşük olduğunu, ancak siyasi itibarının ciddi şekilde zedelendiğini belirtiyor.
Küresel etkisi ve bilim insanlarına yönelik baskı
Bu karar, sadece ABD iç siyasetini değil, küresel sağlık politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Fauci, pandemi döneminde Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile yakın işbirliği yapmış, aşı geliştirme çalışmalarına öncülük etmişti. Onun itibarının zedelenmesi, bilim insanlarına yönelik güveni azaltabilir ve gelecekteki salgınlarda kamuoyunun bilimsel tavsiyelere uyumunu olumsuz etkileyebilir. Özellikle muhalif sağlık hareketlerinin etkisiyle aşı karşıtlığına yol açabilecek bu durum, uluslararası sağlık işbirliğini baltalama riski taşıyor.
Hükümetler arası ilişkilerde de yansımaları görülen bu süreç, ABD'nin pandemi yönetimiyle ilgili geçmişteki hatalarının sorgulanmasına neden oldu. Çin merkezli Wuhan laboratuvarı sızıntı teorisi, uluslararası alanda tekrar tartışmaya açıldı. Ancak bilim dünyası, virüsün doğal yollarla yayıldığına dair güçlü kanıtların bulunduğunu hatırlatıyor. Fauci'ye yönelik bu yaptırım, aynı zamanda uluslararası kuruluşlarda görev yapan bilim adamlarının da cesaretini kırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin sağlık diplomasisi ve uluslararası bilim işbirliği açısından dikkatle izlenmesi gereken bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, pandemi döneminde DSÖ ile işbirliğini sürdürmüş ve aşı tedarikinde çeşitli ülkelerle anlaşmalar yapmıştı. Bilim insanlarının siyasi tartışmaların hedefi haline gelmesi, uluslararası sağlık politikalarının istikrarını tehdit edebilir. Türkiye'nin kendi sağlık kurumlarının bağımsızlığını koruması ve bilimsel süreçleri siyasallaştırmaktan kaçınması, gelecekteki olası salgınlarda etkin bir mücadele için önemlidir. Ayrıca, ABD'deki bu sürecin, Türkiye'deki bazı çevrelerce aşı karşıtlığı propagandasında kullanılabileceği unutulmamalıdır.