Fas'ta resmi seçim kampanyasının başlamasına günler kala, iktidardaki koalisyon ortakları arasında siyasi gerilim tırmanıyor. Ülke, 8 Eylül'de parlamento seçimleri için sandık başına gitmeye hazırlanırken, iktidar bloğunu oluşturan partiler arasındaki anlaşmazlıklar giderek belirginleşiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) liderliğindeki koalisyon, seçim öncesi dönemde iç çekişmelerle sarsılıyor.
İktidar Ortakları Arasındaki Çatlaklar
Fas'ta 2016 genel seçimlerinin ardından kurulan koalisyon hükümeti, Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD), Bağımsızlık Partisi (Istiqlal), Halk Hareketi (MP), Anayasal Birlik (UC) ve Demokratik Güçler Birliği'nden (USFP) oluşuyordu. Ancak son aylarda, özellikle ekonomik politikalar ve seçim stratejisi konusunda ortaklar arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Başbakan Saadeddin El Othmani'nin liderliğindeki hükümet, pandemi sonrası ekonomik toparlanma ve sosyal reformlar konusunda eleştirilerle karşı karşıya.
Siyasi analistlere göre, iktidar partileri arasındaki gerilimin temel nedeni, seçim sonrası olası koalisyon senaryoları. Özellikle Istiqlal Partisi'nin, PJD'den ayrılarak kendi seçim ittifakını oluşturma arayışında olduğu belirtiliyor. Parti içi kaynaklar, Istiqlal lideri Nizar Baraka'nın seçim sonrası başbakanlık için iddialı olduğunu ve PJD ile ortaklığı sorguladığını aktarıyor. Benzer şekilde, Halk Hareketi'nin de kırsal bölgelerde PJD'nin oylarını bölmeye çalıştığı gözlemleniyor.
Öte yandan, muhalefet partileri de seçim öncesi dönemde ivme kazanmış durumda. İslamcı Adalet ve İyilik Partisi (PJD'nin yasal siyasi kolu değil, ayrı bir parti) ve sol eğilimli Sosyalist Birlik Partisi, iktidarın ekonomik yönetimini eleştirerek alternatif bir vizyon sunuyor. Ancak anketler, PJD'nin hala en güçlü parti olduğunu ve oy oranını koruduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fas'daki siyasi istikrarsızlık, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesi için önemli sonuçlar doğurabilir. Fas, son yıllarda bölgesel bir istikrar unsuru olarak öne çıkmış, terörle mücadelede Batılı ülkelerin önemli bir müttefiki haline gelmişti. Ülke aynı zamanda Afrika Birliği'ne dönüş yapmış ve ekonomik olarak da bölgesel bir cazibe merkezi olma yolunda ilerliyordu. Ancak siyasi belirsizlik, yabancı yatırımları olumsuz etkileyebilir ve bölgesel dengeleri sarsabilir.
Fas'ın Batı Sahra politikası da seçim döneminde önemli bir gündem maddesi. İktidar partileri, Batı Sahra konusunda benzer pozisyonlara sahip olsa da, seçim kampanyasında bu konunun nasıl işleneceği merak konusu. Ayrıca, Fas'ın İsrail ile ilişkilerinin normalleşmesi (2020 Abraham Anlaşmaları) ve ABD'nin Batı Sahra'yı tanıması gibi konular, seçim sonrası dış politikada revizyon ihtimalini gündeme getiriyor.
Avrupa Birliği ve ABD, Fas'daki seçimleri yakından takip ediyor. Özellikle göç kontrolü, terörle mücadele ve ekonomik işbirliği konularında Fas'ın istikrarı, Batı için kritik önemde. Fransa ve İspanya gibi ülkeler, Fas ile ilişkilerini derinleştirmek isterken, seçim sonrası oluşacak hükümetin bu ilişkileri nasıl şekillendireceği belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fas'taki siyasi gelişmeler, Türkiye'nin Kuzey Afrika ve Akdeniz politikaları açısından yakından izlenmeli. Türkiye, Fas ile son yıllarda ekonomik ve ticari ilişkilerini güçlendirmiş, karşılıklı yatırımlar artmıştı. Ancak Fas'ın Batı Sahra konusundaki tutumu ve İsrail ile yakınlaşması, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu etkileyebilir. Seçim sonrası oluşacak yeni hükümetin dış politikası, Türkiye-Fas ilişkilerinin seyrini belirleyecek. Ayrıca, Akdeniz'deki doğalgaz arama faaliyetleri ve Libya krizi gibi konularda Fas'ın pozisyonu, Türkiye için stratejik önem taşıyor. İstikrarlı bir Fas, Türkiye'nin Afrika açılımı için de olumlu bir zemin sunabilir.