Fas'ın kuzey kıyısında, Akdeniz'in sularına karşı İspanya'nın Kuzey Afrika'daki Ceuta kentine ulaşmaya çalışan yüzlerce genç, her gün hayatlarını riske atıyor. "Fas bana hiçbir şey vermedi" diyen 22 yaşındaki Hamza, ekonomik fırsatların yokluğunda ülkesini terk etmekten başka çaresi olmadığını anlatıyor. İşsizlik ve yoksulluğun pençesindeki bu gençler, çitlere tırmanarak ya da denizde sınırı geçerek Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor. Bu umut yolculuğu, Kuzey Afrika ile Avrupa arasındaki derin eşitsizliğin bir göstergesi olarak uluslararası toplumun dikkatini çekiyor.
Fas'ta genç işsizliği ve umutsuzluk
Fas'ta genç nüfusun yaklaşık %30'u işsiz. Bu oran, özellikle kırsal kesimde ve kuzey bölgelerde daha da yüksek. Ülke ekonomisinin yavaş büyümesi, tarım sektöründeki kuraklık ve yetersiz yatırım, gençlerin istihdam olanaklarını kısıtlıyor. Eğitim sisteminin iş piyasasına yeterince uyum sağlayamaması da bir başka etken. Bu durum, pek çok gencin geleceğini Avrupa'da aramasına neden oluyor.
Orta Doğu Gözlemevi'nin haberine göre, her yıl binlerce Faslı genç, İspanya'nın Ceuta ve Melilla kentlerine yasa dışı yollarla ulaşmaya çalışıyor. Yetkililer, bu girişimlerin çoğunu engelliyor; ancak her yıl onlarcası yaşamını yitiriyor. Öte yandan, başarılı olanlar için ise süreç sadece başlangıç. AB'de sığınma hakkı elde etmek, uzun ve belirsiz bir mücadeleyi gerektiriyor.
İspanya ve AB'nin göç politikaları
Ceuta ve Melilla, Avrupa Birliği'nin Afrika kıtasındaki tek kara sınırını oluşturuyor. Bu şehirler, göçmenler için birer çekim merkezi hâline gelmiş durumda. İspanya, sınır güvenliğini artırmak için yüksek teknolojili çitler, gözetleme sistemleri ve devriyeler kullanıyor. Ancak göçmenler, bu önlemleri aşmak için daha tehlikeli yollar deniyor. AB ile Fas arasında göç anlaşmaları yapılmasına rağmen, bu sorun köklü bir çözüme kavuşabilmiş değil.
Göç politikaları, bazen iki ülke arasında diplomatik krizlere de yol açıyor. 2021 yılında binlerce kişinin çitleri aşarak Ceuta'ya geçmesi, İspanya ile Fas arasında gerilime neden olmuştu. Benzer olayların tekrarlanmaması için her iki ülke de zaman zaman iş birliğine gitse de, kök nedenler ortadan kaldırılmadıkça göç baskısı devam edecek gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göç ve sınır güvenliği konularındaki deneyimleriyle doğrudan bağlantılıdır. Türkiye, Suriye'deki iç savaştan kaçan milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaparken, AB'ye göç konusunda bir anlaşma imzalamıştır. Fas'ın göç baskısı, Türkiye'nin de benzer bir baskıyla karşı karşıya olduğu gerçeğini hatırlatmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, AB'nin göç politikalarındaki tutumu ve Afrika ile yaptığı anlaşmalar, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü göç müzakerelerinde önemli bir referans teşkil edebilir. Ayrıca, bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin Akdeniz'deki güvenlik çıkarları açısından da kritik öneme sahiptir.