İsrail ordusu, Perşembe günü işgal altındaki Doğu Kudüs'ün kuzeyinde bulunan Kalandia Filistin mülteci kampının yakınındaki ticari dükkanları yıkmaya başladı ve bölgedeki askeri kısıtlamaları sıkılaştırdı. Gelişme, ordunun kampa yönelik ikinci gününe giren saldırılarının devam ettiği bir dönemde yaşanıyor. Yıkım çalışmalarının, kampın ana girişlerinden birine yakın bölgede yoğunlaştığı ve çok sayıda dükkanın iş makineleriyle yerle bir edildiği bildirildi. Görgü tanıkları, askeri araçların bölgede geniş güvenlik önlemleri aldığını ve Filistinlilerin bölgeye giriş çıkışlarının ciddi şekilde kısıtlandığını aktardı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu ile Filistinli gruplar arasında son dönemde artan gerginlik, Batı Şeria'nın birçok kentinde askeri operasyonların yoğunlaşmasına neden oluyor. Kalandia kampı, Kudüs ile Ramallah arasındaki stratejik konumu nedeniyle sık sık çatışmaların odağında yer alıyor. Kamp, 1948 Arap-İsrail savaşı sonrası kurulan ve bugün on binlerce Filistinli mülteciye ev sahipliği yapan bir yerleşim. İsrail güçlerinin son iki gündür kampa düzenlediği baskınlarda, aralarında gençlerin de bulunduğu çok sayıda Filistinlinin gözaltına alındığı, bazılarının yaralandığı belirtiliyor.
Yıkım kararının gerekçesi olarak dükkanların 'izinsiz inşa edildiği' öne sürülse de, Filistinli yetkililer bu hamleyi 'toplu cezalandırma' olarak nitelendiriyor. Filistin resmi ajansı WAFA'ya göre, kamp sakinleri İsrail'in bu eylemleriyle yaşam alanlarını daraltmayı ve mültecilerin geri dönüş hakkını görmezden gelmeyi amaçladığını savunuyor. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ise bölgedeki insani durumun hızla kötüleştiğine dair uyarılarda bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının sadece askeri boyutunu değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ve insan hakları bağlamını da gündeme getiriyor. İsrail'in Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki yerleşimci faaliyetleri ve yıkımları, BM Güvenlik Konseyi'nin birçok kararına rağmen devam ediyor. Uluslararası toplum, özellikle Avrupa Birliği ve Arap ülkeleri, İsrail'e yönelik kınamalarını yineliyor; ancak somut bir yaptırım mekanizması işletilmiyor. Bu durum, bölgede kalıcı bir barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Kalandia kampındaki gelişmeler, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Ramallah'taki Filistin yönetimi ile Hamas arasındaki uzlaşma çabaları devam ederken, İsrail'in bu tür operasyonları Filistinli gruplar arasında ortak bir direniş söylemi oluşturulmasına zemin hazırlayabilir. Öte yandan, Arap ülkelerinin bir kısmıyla normalleşme sürecinin sürdüğü bir dönemde, bu tür olaylar İsrail'in bölgedeki imajını daha da zedeleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destekle biliniyor ve bu tür olaylar Ankara'nın tepkisini çekiyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda Filistin'in yanında yer alarak İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarını kınıyor. Kalandia'daki yıkım, Türkiye'nin Filistinlilere yönelik insani yardımlarını ve diplomatik girişimlerini etkileyerek, İsrail ile ilişkilerde yeni gerilimlere yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Kudüs'ün statüsü ve Kudüs'teki İslami kutsal mekanların korunması konusundaki hassasiyeti, bu olayı Türkiye için stratejik bir öneme sahip kılıyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin hem bölgesel aktörlerle hem de Filistinli gruplarla koordinasyonunu güçlendirmesi beklenebilir.