Fas'ta 23 Eylül 2026 tarihinde yapılacak genel seçimler, ülkenin karşı karşıya olduğu derin ekonomik ve sosyal sorunların gölgesinde siyasi güven ve katılımın sınandığı bir sürece dönüşmüş durumda. Genç işsizlik, artan yaşam maliyeti ve yetersiz kamu hizmetleri, seçmenin sandığa gitme kararını etkileyecek başlıca faktörler olarak öne çıkıyor. Bu seçim, sadece iktidar partilerinin performansını değil, aynı zamanda Fas'taki siyasi sistemin meşruiyetini ve halkın demokratik süreçlere olan inancını da test edecek.
Seçim Öncesi Ekonomik ve Sosyal Arka Plan
Fas, son yıllarda pandemi sonrası toparlanma çabalarına rağmen yapısal sorunlarla boğuşuyor. Ülkenin resmi istatistiklerine göre genç işsizlik oranı %30'un üzerinde seyrediyor ve özellikle üniversite mezunları arasında iş bulma umudu giderek azalıyor. Tarım sektöründeki kuraklık, gıda fiyatlarını yükselterek dar gelirli hanelerin üzerindeki yükü artırdı. Aynı zamanda eğitim ve sağlık hizmetlerindeki aksamalar, halkın devlete olan güvenini zedeliyor. Hükümet, son dönemde sosyal yardım programlarını genişletme ve altyapı yatırımlarını hızlandırma vaatleriyle seçmene ulaşmaya çalışsa da, somut sonuçların gecikmesi memnuniyetsizliği artırıyor.
2021 seçimlerinden bu yana iktidarda olan koalisyon hükümeti, o dönemde %66'lık bir katılım oranıyla göreve gelmişti. Ancak o günden bu yana ekonomik koşulların kötüleşmesi, özellikle genç nüfus arasında siyasi partilere ve kurumlara olan güveni erozyona uğrattı. Sivil toplum kuruluşları, seçim öncesi dönemde ifade özgürlüğü ve siyasi katılım konusunda endişelerini dile getiriyor. Bazı muhalefet partileri, seçim yasasında yapılan değişikliklerin rekabet koşullarını bozduğunu savunuyor.
Siyasi Partiler ve Beklentiler
Seçimlere, mevcut iktidar koalisyonunu oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi (PJD) ile bağımsızların yanı sıra ana muhalefet partileri de katılacak. PJD, özellikle kırsal kesimde ve dindar muhafazakar tabanda güçlü bir desteğe sahip. Ancak kentli gençler ve orta sınıf arasında partinin ekonomi politikaları eleştiriliyor. Muhalefet cephesinde ise İstiklal Partisi ve Sosyalist Halkçı Parti gibi geleneksel partilerin yanı sıra yeni oluşumlar da sahada. Bu partiler, işsizlikle mücadele, eğitim reformu ve yolsuzlukla mücadele konularında iddialı programlar açıklıyor. Ancak seçmenin büyük bir kısmının siyasetten uzaklaştığı ve sandığa gitmeyi düşünmediği belirtiliyor. Gençler arasında yapılan anketler, siyasi partilere olan güvenin %20'nin altına düştüğünü gösteriyor.
Seçim kampanyası boyunca sokak protestoları ve sosyal medya üzerinden örgütlenen gençlik hareketleri dikkat çekiyor. Bu hareketler, doğrudan bir partiyle ilişkilendirilmese de, değişim talebini yüksek sesle dile getiriyor. Hükümet, protestoları kontrol altına almak için zaman zaman güvenlik güçlerini devreye sokuyor; bu da uluslararası insan hakları kuruluşlarının eleştirilerine yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fas, Kuzey Afrika'nın istikrarlı ülkelerinden biri olarak görülse de, son yıllarda bölgesel dinamikler ülkeyi doğrudan etkiliyor. Komşu Cezayir ile yaşanan Batı Sahra gerilimi, Fas'ın dış politikasında öncelikli bir yer tutuyor. Ayrıca Sahel bölgesindeki istikrarsızlık ve terör tehdidi, Fas'ın güvenlik harcamalarını artırmasına neden oluyor. Avrupa Birliği ile ilişkiler ise göç yönetimi ve ticaret anlaşmaları çerçevesinde şekilleniyor. Fas, AB'nin Akdeniz'deki en önemli ortaklarından biri; ancak insan hakları ve demokrasi konusundaki endişeler, ilişkilerde zaman zaman gerginlik yaratıyor. 2026 seçimleri, Fas'ın Batı ile ilişkilerini de dolaylı olarak etkileyecek. Seçim sonuçları, ülkenin ekonomik reform hızını ve dış yatırım çekme kapasitesini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ile Fas arasında son yıllarda ekonomik ve ticari ilişkiler hızla gelişti. İkili ticaret hacmi 3 milyar doları aşarken, Türk müteahhitlik firmaları Fas'ta önemli altyapı projelerine imza attı. 2026 seçimleri, bu ilişkilerin geleceği açısından kritik. İstikrarlı bir Fas, Türkiye'nin Afrika açılımı ve Akdeniz stratejisi için önemli bir ortak olmaya devam edecek. Seçim sonrası oluşacak hükümetin ekonomik reformlara ne kadar bağlı kalacağı, Türk yatırımcılar için belirsizlik yaratabilir. Ayrıca Fas'ın Batı Sahra politikası ve Cezayir ile ilişkileri, Türkiye'nin bölgesel dengelerdeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, Fas'daki siyasi süreci yakından izlemeli ve olası bir istikrarsızlık durumunda ticari çıkarlarını koruyacak senaryoları hazırlamalı.