İskoçya'nın en uzak ve en izole yerleşim adası Fair Isle, içme suyunda tespit edilen ve ülkedeki en yüksek seviyelerde olduğu belirtilen toksik PFAS (perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler) kirliliğiyle gündeme geldi. Bilim insanları, 'sonsuz kimyasallar' olarak da bilinen bu maddelerin kaynağını bulduklarını düşünüyor: Deniz köpüğü. Rüzgarın etkisiyle adanın tarlalarına sürüklenen deniz köpüğü, aslında küresel okyanus akıntılarıyla taşınan kimyasalların birikmesiyle oluşuyor ve bu durum diğer kıyı bölgeleri için de alarm zilleri çalıyor.
Fair Isle Kirliliğinin Arkasındaki Bilimsel Gerçekler
Fair Isle, kuzey İskoçya ile Orkney Adaları arasında, Kuzey Atlantik'in ortasında yer alan, sadece 60 kadar nüfusu olan bir ada. Adanın içme suyu kaynaklarında PFAS seviyelerinin İskoçya genelindeki en yüksek değerlere ulaştığı, geçtiğimiz yıllarda yapılan testlerle ortaya çıkmıştı. PFAS, endüstriyel atıklar, yangın söndürme köpükleri ve tüketim ürünlerinde yaygın olarak kullanılan, doğada çözünmeyen ve insan sağlığına zararlı (kanser, bağışıklık sistemi bozuklukları, tiroid hastalıkları) kimyasallar grubu.
Glasgow Üniversitesi'nden araştırmacılar, adadaki kirliliğin yerel bir kaynaktan değil, okyanus akıntılarıyla taşınan küresel PFAS birikiminden kaynaklandığını keşfetti. Deniz suyunda bulunan PFAS, rüzgar ve dalga hareketleriyle köpük haline geliyor ve bu köpük, ada yüzeyinde birikerek su havzalarına sızıyor. Araştırma ekibinin başındaki Prof. Crispin Halsall, 'Fair Isle, aslında küresel kirliliğin bir vitrini. Bu kimyasallar, üretildikleri yerden binlerce kilometre uzakta, en umulmadık noktalarda birikebiliyor,' dedi.
Küresel Bir Tehdit: Kıyı Bölgeleri için Uyarı
Fair Isle'daki durum, sadece bir ada için değil, dünya genelindeki kıyı ekosistemleri için de bir uyarı niteliği taşıyor. PFAS'ın okyanus akıntılarıyla taşınması, kirliliğin yerel sınırları aştığını ve küresel bir sorun haline geldiğini gösteriyor. Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA) ve ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), PFAS'ı 'kalıcı organik kirleticiler' olarak sınıflandırıyor ve kullanımını kısıtlama çalışmaları yürütüyor. Ancak bu kimyasalların doğada çözünmemesi, geçmişte salınan miktarların yüzyıllar boyunca etkili olacağı anlamına geliyor.
Fair Isle'da yapılan ölçümlere göre, içme suyundaki PFAS seviyesi, Avrupa Birliği'nin önerdiği güvenli sınırın 10 katına kadar çıkabiliyor. Ada sakinleri, şişelenmiş su kullanmaya başlarken, İskoç hükümeti bölgede temizlik çalışması başlattı. Uzmanlar, benzer kirliliğin kıyı şeridindeki diğer kırsal ve ada topluluklarında da görülebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımada olarak, kıyı bölgelerinde PFAS kirliliğine karşı potansiyel risk altında. Özellikle İstanbul, İzmir ve Mersin gibi sanayi yoğunluğu yüksek kentlerde, deniz suyu ve kıyı akiferlerinde PFAS birikimi olasılığı bulunuyor. Türkiye'nin AB ile gümrük birliği ve çevre müktesebatı uyum süreci kapsamında, PFAS gibi kalıcı organik kirleticilerin izlenmesi ve kontrolü konusunda adımlar atması gerekiyor. Ayrıca, İskoçya'daki bu örnek, kirliliğin sadece endüstriyel bölgelerle sınırlı kalmadığını, küresel akıntılarla en ücra noktalara bile ulaşabildiğini gösteriyor. Bu nedenle Türkiye'nin, kıyı sularında düzenli PFAS testleri yapması ve olası kirlilik kaynaklarını erken tespit etmesi stratejik bir öncelik haline gelmelidir.