ABD ile İran arasında aylardır süren dolaylı müzakereler, son haftalarda yaşanan en şiddetli çatışma dalgasının ardından henüz bir ilerleme kaydedemedi. Uzmanlar, Başkan Donald Trump'ın, selefi Barack Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (JCPOA) geri dönme konusunda isteksiz olduğunu belirtiyor. Long Island Üniversitesi'nden Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Direktörü Doç. Dr. Dalia Fahmy'ye göre, Trump yönetiminin nükleer anlaşmaya dönüşe yönelik mesafeli duruşu, hem İran'ın artan uranyum zenginleştirme faaliyetleri hem de bölgesel gerilimler nedeniyle daha da karmaşık bir hal alıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkes Çabaları ve Hizbullah Faktörü
Son haftalarda İsrail-Lübnan sınırında yaşanan çatışmaların tırmanması, ABD'nin arabuluculuk çabalarını da sekteye uğrattı. Lübnan merkezli Hizbullah, ABD'nin önerdiği ateşkes planını reddederken, Tahran destekli bu örgütün tutumu İran'ın bölgedeki nüfuzunu pekiştiriyor. Bu durum, Washington'ın Tahran'la müzakere masasına oturma isteğini daha da azaltmış durumda. Fahmy'ye göre, Trump yönetimi, JCPOA'ya dönüşün İran'a ekonomik yaptırımların hafifletilmesi ve bölgesel nüfuzunun artması anlamına geleceğinden endişe ediyor.
Öte yandan, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkarması ve uluslararası denetimleri kısıtlaması, anlaşmanın yeniden canlandırılmasını zorlaştırıyor. Eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde 2015'te imzalanan JCPOA, 2018'de Trump'ın çekilmesiyle fiilen rafa kalkmıştı. Biden yönetimi döneminde dolaylı müzakereler başlasa da Trump'ın yeniden seçilmesi süreci belirsizliğe sürükledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Jeopolitik Kırılganlık
ABD-İran gerilimi sadece nükleer meseleyle sınırlı değil; bölgesel güç mücadelesi, enerji piyasaları ve küresel güvenlik dengeleri üzerinde de doğrudan etkili. İran'ın Rusya ile askeri işbirliğini artırması, özellikle Ukrayna savaşı bağlamında Batı'nın endişelerini büyütüyor. Aynı zamanda, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Tahran'la ilişkilerini normalleştirme çabaları, Washington'ın bölge stratejisini karmaşıklaştırıyor. Fahmy, Trump'ın anlaşmaya dönmekten kaçınmasının, İran'ı daha da sertleştirebileceği ve Körfez'de yeni bir kriz riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Petrol fiyatlarının yüksek seyrettiği bir dönemde, İran yaptırımlarının sıkılaştırılması küresel enerji arzını tehdit edebilir. Öte yandan, ABD'de 2024 başkanlık seçimleri yaklaşırken, dış politika konularının seçim kampanyasında önemli bir rol oynaması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Ankara, hem İran'la enerji ticareti hem de Suriye, Irak ve Kafkaslar'da işbirliği yürütüyor. JCPOA'nın akıbeti, İran'a uygulanan yaptırımların devamı anlamına gelirse Türkiye'nin enerji maliyetleri ve bölgesel ticaret dengeleri doğrudan etkilenebilir. Ayrıca, ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin sınır güvenliği ve göç yönetimi üzerinde baskı oluşturabilir. Ankara, nükleer anlaşma konusunda diplomasiyi desteklerken, bölgesel istikrarın korunması için dengeli bir politika izlemeye özen gösteriyor.