2010 yapımı "The Social Network" (Sosyal Ağ), Facebook'un kuruluşunu ve erken dönemini konu alarak hem eleştirmenlerden hem de seyircilerden büyük beğeni toplamıştı. Ancak aradan geçen 15 yılın ardından gelen devam filmi "The Social Reckoning" (Sosyal Hesaplaşma), aynı başarıyı yakalayamıyor. Film, Facebook'un artık daha "yumuşak" bir hedef haline geldiğini savunuyor ve bu nedenle ilk filmin keskin hicivinden uzaklaşıyor. Yönetmen koltuğunda kimin oturduğu ve oyuncu kadrosu hakkında henüz resmi bir açıklama bulunmuyor; ancak eleştirmenler, filmin fazla "ciddi" ve didaktik bir ton benimsediğini belirtiyor.
Hiciv Dozu Düşük, Didaktik Ton Yüksek
"The Social Network", Mark Zuckerberg'in Harvard'daki öğrencilik yıllarından Facebook'un küresel bir güç haline gelmesine kadar olan süreci, keskin diyaloglar ve Aaron Sorkin imzalı hızlı tempolu senaryosuyla anlatmıştı. David Fincher'ın yönetmenliğindeki film, teknoloji dünyasının acımasız rekabetini ve kurumsal ihanetleri gözler önüne sererken, aynı zamanda ana karakterini de eleştirel bir mesafeden izliyordu.
Yeni film "The Social Reckoning" ise Facebook'un artık bir "kolay hedef" olduğu fikrinden yola çıkıyor. Şirket, son yıllarda Cambridge Analytica skandalı, nefret söylemi ve dezenformasyonla mücadeledeki yetersizlikleri, gizlilik ihlalleri gibi sayısız tartışmanın odağında yer aldı. Dolayısıyla film, izleyiciye yeni bir şey söylemekte zorlanıyor; zira Facebook'un sorunları zaten kamuoyunun malumu. Eleştirmenler, bu durumun filmi "fazla ciddi" ve "vaaz verir gibi" bir yapıma dönüştürdüğünü vurguluyor. İlk filmdeki gibi keskin bir hiciv yerine, daha çok bir "hesaplaşma" duygusu ön plana çıkıyor; ancak bu hesaplaşma, seyirciye yeni bir perspektif sunmaktan çok, bilinenleri tekrarlıyor.
Küresel Teknoloji Devi ve Hiciv Geleneği
Facebook, 2004 yılında kurulduğundan bu yana dünyanın en büyük sosyal medya platformlarından biri haline geldi. 2021'de şirket adını Meta olarak değiştirdi ve sanal gerçeklik ile metaverse yatırımlarına yöneldi. Ancak şirketin geçmişi, bir yandan da etik tartışmalarla dolu. İlk film "The Social Network", kuruluş hikâyesini anlatırken, aynı zamanda Silicon Valley'nin karanlık yüzünü de gözler önüne seriyordu. Devam filmi ise bu kez şirketin olgunluk dönemindeki skandallarına odaklanıyor. Fakat eleştirmenlere göre, Facebook artık o kadar çok tartışmanın merkezinde ki, onu hicvetmek için ekstra bir çabaya gerek yok; bu da filmin işini zorlaştırıyor. Hiciv, hedefini abartılı bir şekilde yansıtarak eleştiri yaparken, gerçek hayatın hicivden daha absürt olması durumunda etkisini yitiriyor. Film, bu açıdan ilk filmin gölgesinde kalıyor.
"The Social Reckoning"in ekonomi-politik bağlamı da önemli. Facebook/Meta, küresel reklam pastasından aldığı pay ve kullanıcı verileri üzerindeki kontrolüyle ekonomik bir dev. Ancak düzenleyiciler, özellikle Avrupa Birliği'nde, şirketin antitröst ihlalleri ve veri gizliliği konularında sık sık soruşturma açıyor. Film, bu ekonomik gücün nasıl kullanıldığına dair daha fazla ipucu vermek yerine, daha genel ahlaki eleştirilerle yetiniyor. Bu da yapımın, ilk filmdeki gibi piyasa dinamiklerini ve girişimcilik mitini sorgulama iddiasını zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Facebook/Meta, Türkiye'de de milyonlarca kullanıcıya sahip ve dijital reklam pazarının önemli bir oyuncusu. Şirketin veri politikaları ve içerik denetimi, Türkiye'deki ifade özgürlüğü tartışmalarıyla da kesişiyor. Film, doğrudan Türkiye'yi konu almasa da, küresel teknoloji devlerinin hesap verebilirliği meselesi, Türkiye'nin dijital düzenleme ve rekabet politikaları açısından dersler içeriyor. Özellikle yerli sosyal medya platformlarının geliştirilmesi ve veri egemenliği konularında filmdeki eleştiriler, politika yapıcılar için dolaylı bir uyarı niteliğinde. Ayrıca, ABD merkezli bir şirketin hikâyesinin sinemaya yansıması, Hollywood'un küresel anlatı gücünü de hatırlatıyor; Türkiye'nin kendi teknoloji hikâyelerini anlatma ihtiyacı bir kez daha ortaya çıkıyor.