ABD'nin tarihindeki en pahalı askeri program olan F-35 Savaş Uçağı Projesi, beklenen performansı bir türlü yakalayamıyor. ABD Hükümet Sorumluluk Ofisi’nin (GAO) geçtiğimiz hafta yayımladığı rapora göre, savaş uçaklarının yalnızca yüzde 30'u tam görev kapasitesine (fully mission capable) sahip durumda. Bu, F-35'lerin tüm atanmış görevleri yerine getirebilmesi anlamına geliyor. Uzmanlar, bu oranın savaş uçağının maliyeti ve beklentileri göz önüne alındığında oldukça düşük olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: F-35'in Kısa Tarihi ve Sorunları
Lockheed Martin tarafından üretilen F-35 Lightning II, 2006 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirdi ve 2015'te hizmete girdi. Proje, başlangıcından bu yana teknik sorunlar, maliyet aşımları ve gecikmelerle boğuştu. GAO raporuna göre, filodaki uçakların yüzde 70'i tam görev kapasitesine sahip değil; yüzde 50'si ise uçuşa elverişli bile değil. Raporda bu durumun nedenleri arasında yedek parça eksikliği, bakım gecikmeleri ve yazılım sorunları sıralanıyor. Savunma Bakanlığı, sorunların giderilmesi için ek bütçe tahsis edilmesi gerektiğini bildirdi. Ancak uzmanlar, bu sorunların yapısal olduğunu ve kısa vadede çözülemeyeceğini söylüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: NATO ve Müttefikler İçin F-35
F-35, yalnızca ABD için değil, aynı zamanda NATO müttefikleri ve diğer ortak ülkeler için de kritik bir platform. Türkiye, programın ortağı iken Rusya'dan S-400 savunma sistemi alması nedeniyle programdan çıkarıldı. Program halen Birleşik Krallık, İtalya, Hollanda, Avustralya, Japonya, Güney Kore ve İsrail gibi ülkeleri kapsıyor. GAO raporu, bu ülkelerin de F-35 filosunun hazır olma durumundan etkileneceğini gösteriyor. Özellikle Çin ve Rusya'nın artan askeri kapasitesi karşısında ABD ve müttefiklerinin hava üstünlüğünü koruma kabiliyeti sorgulanır hale geliyor. Uzmanlar, bu durumun bölgesel güç dengelerini etkileyebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, F-35 programından çıkarılmasına rağmen, bu gelişme savunma sanayisi açısından önemli bir çıkarım sunuyor. Yerli savaş uçağı KAAN ve diğer projeler için F-35'in yaşadığı sorunlar, bağımsız teknoloji geliştirmenin ve yedek parça tedariğinde dışa bağımlılığı azaltmanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, F-35'in hazır olma oranlarının düşüklüğü, NATO içinde Türkiye'nin alternatif hava gücü arayışlarını (örneğin Eurofighter Typhoon) meşrulaştırabilir. Bölgesel düzeyde ise Yunanistan'ın F-35 alımı, Ege ve Doğu Akdeniz'deki güç dengesini etkileyebilir. Türkiye'nin bu gelişmeleri yakından takip etmesi ve savunma stratejisini buna göre şekillendirmesi kritik önemde.