ABD'de 12'den fazla eyaletin başsavcısı, Eğitim Bakanlığı'nı (DOE) kamu okullarındaki öğrencilere yönelik kongre onaylı ruh sağlığı hibelerini yasa dışı şekilde sonlandırmakla suçlayarak federal mahkemede dava açtı. Cuma günü 'koruyucu' nitelikte açılan dava, hâlihazırda eyaletlerdeki okullara dağıtılmakta olan milyonlarca dolarlık hibelerin durdurulmasına karşı hukuki bir önlem olarak değerlendiriliyor. Davacı eyaletler, bu hamlenin öğrencilerin pandemi sonrası artan ruh sağlığı sorunlarıyla başa çıkma çabalarını baltalayacağını savunuyor.
Hibelerin kesilmesinin arka planı
Söz konusu hibeler, ABD Kongresi tarafından 2022 yılında kabul edilen Bipartisan Safer Communities Act kapsamında okullara tahsis edilmişti. Program, okul temelli ruh sağlığı hizmetlerini genişletmeyi, danışman ve psikolog istihdamını artırmayı ve öğrencilere yönelik travma destek programlarını finanse etmeyi amaçlıyordu. Ancak Eğitim Bakanlığı, geçtiğimiz haftalarda bu hibelerin bir kısmını kesintiye uğratarak eyaletlere bildirimde bulundu. Bakanlık yetkilileri, kesintilerin bütçe kısıtlamaları ve programın yeniden değerlendirilmesi ihtiyacından kaynaklandığını öne sürerken, eyaletler bu gerekçeyi yetersiz ve kanunsuz buluyor.
Davacı eyaletler arasında Kaliforniya, New York, Illinois, Pennsylvania ve Washington gibi büyük eyaletlerin yanı sıra Colorado, Connecticut, Delaware, Maine, Michigan, Minnesota, Nevada, New Jersey, Rhode Island ve Vermont da yer alıyor. Bu eyaletlerin başsavcıları ortak yayımladıkları açıklamada, 'Kongre tarafından onaylanan ve halihazırda okullarımıza ulaşan fonların keyfi bir şekilde kesilmesi, milyonlarca öğrencinin ruh sağlığı desteğine erişimini tehlikeye atıyor' ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, Bakanlık'ın bu kararı alırken yasal süreçleri izlemediği ve idari usul kurallarını ihlal ettiği vurgulandı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'de okullara yönelik ruh sağlığı hizmetleri, özellikle COVID-19 salgını sonrası öğrencilerde artan kaygı, depresyon ve travma vakalarıyla birlikte daha da önem kazanmıştı. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, 2021-2023 döneminde gençler arasında intihar düşünceleri ve girişimlerinde belirgin bir artış yaşandı. Bu bağlamda, federal hükümetin okul bazlı ruh sağlığı programlarına ayırdığı fonlar kritik bir rol oynuyor. Ancak siyasi ayrışmalar ve bütçe tartışmaları, bu tür sosyal harcamaları sık sık hedef haline getiriyor. Dava, aynı zamanda eyaletler ile federal hükümet arasındaki yetki ve fon dağıtımı konusundaki gerilimi de gözler önüne seriyor. Küresel ölçekte ise, diğer ülkelerde de benzer şekilde pandemi sonrası ruh sağlığı yatırımları tartışılırken, ABD'deki bu dava, kamu sağlığı harcamalarının siyasi kararlara ne kadar açık olduğunu göstermesi açısından önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de özellikle 6 Şubat depremleri sonrası öğrencilerin ruh sağlığına yönelik programlar gündeme gelmiş, Milli Eğitim Bakanlığı okullarda psikososyal destek çalışmalarını artırmıştı. ABD'deki bu dava, okul temelli ruh sağlığı hizmetlerinin ne kadar kırılgan bir finansman yapısına dayandığını ve siyasi süreçlerden etkilenebileceğini göstermesi bakımından öğreticidir. Türkiye'nin benzer bir durumla karşılaşmaması için ruh sağlığı bütçelerinin yasal güvence altına alınması ve uzun vadeli planlamayla desteklenmesi gerektiği çıkarımı yapılabilir. Ayrıca, ABD'deki bu hukuki süreç, federal yapılardaki yetki paylaşımının sosyal politikalara etkisini anlamak açısından da Türkiye'deki akademik ve politika çevrelerinde takip edilebilir.