ABD'de işveren sponsorluğundaki sağlık sigortası sistemi hızla çöküyor. Bloomberg Opinion yazarı Kathryn Anne Edwards'a göre, önümüzdeki yıl primlerin %11 artması beklenirken, Amerikalıların evrensel bir kamu sağlık sigortası sistemini benimsemesinin zamanı geldi. Edwards, mevcut sistemin sürdürülemez olduğunu ve milyonlarca Amerikalının sağlık hizmetlerine erişimini tehdit ettiğini vurguluyor.
İşveren Destekli Sigortanın Çöküşü
ABD'de sağlık sigortası sistemi büyük ölçüde işverenler aracılığıyla yürütülüyor. Ancak bu model, artan maliyetler ve ekonomik dalgalanmalar karşısında giderek daha kırılgan hale geliyor. Edwards, işverenlerin artan primleri karşılamakta zorlandığını, birçoğunun çalışanlarına daha düşük kapsamlı planlar sunmaya başladığını belirtiyor. Önümüzdeki yıl için öngörülen %11'lik prim artışı, bu baskının somut bir göstergesi.
Kaiser Family Foundation'ın verilerine göre, 2023'te işveren destekli aile sigortası primleri ortalama 23.968 dolara ulaştı ve çalışanlar bunun yaklaşık 6.575 dolarını kendi ceplerinden ödedi. Bu rakamlar, sağlık hizmetlerine erişimin giderek daha fazla hane bütçesini zorladığını gösteriyor. Edwards, işverenlerin sağlık sigortası yükünü taşımaktan vazgeçmeye başladığını, bunun da çalışanlar için daha yüksek maliyetler ve daha az kapsama anlamına geldiğini ifade ediyor.
Ayrıca, işveren destekli sigorta sistemi, işsizlik veya iş değiştirme durumunda sigorta kaybı gibi ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. COVID-19 salgını sırasında milyonlarca Amerikalı işini kaybedince, sağlık sigortasına erişim de tehlikeye girdi. Bu durum, sistemin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.
Evrensel Sağlık Sigortası Neden Kaçınılmaz?
Edwards, evrensel bir kamu sağlık sigortası sisteminin ABD için kaçınılmaz hale geldiğini savunuyor. Ona göre, diğer gelişmiş ülkelerin çoğu zaten benzer sistemlere sahip ve bu ülkelerde sağlık hizmetleri daha erişilebilir ve maliyet etkin. Örneğin, Kanada, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde evrensel sağlık sigortası uygulanıyor ve bu ülkelerde sağlık harcamaları GSYİH'nın daha düşük bir yüzdesini oluşturuyor.
ABD'de sağlık harcamaları GSYİH'nın yaklaşık %18'ini oluşturuyor, ancak buna rağmen sağlık sonuçları diğer gelişmiş ülkelerin gerisinde. Edwards, mevcut sistemin verimsizliğine dikkat çekerek, evrensel bir sistemin hem daha adil hem de daha ekonomik olacağını belirtiyor. Ayrıca, evrensel sağlık sigortası işverenler üzerindeki yükü hafifletecek ve işgücü piyasasının daha esnek olmasını sağlayacak.
Edwards, evrensel sağlık sigortasının politik olarak da mümkün olduğunu savunuyor. Kamuoyu yoklamaları, Amerikalıların çoğunun hükümetin sağlık hizmetlerinde daha büyük bir rol oynamasını desteklediğini gösteriyor. Ancak, siyasi kutuplaşma ve güçlü lobiler nedeniyle bu tür bir reformun hayata geçirilmesi zor olabilir.
Küresel ve Ekonomik Boyut
ABD'deki sağlık sigortası krizi, sadece ülke içinde değil, küresel ekonomik dengeler açısından da önem taşıyor. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'de sağlık harcamalarının sürdürülemez artışı, küresel yatırımcılar ve iş dünyası için belirsizlik yaratıyor. Ayrıca, sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlik, ülkenin beşeri sermayesini ve üretkenliğini olumsuz etkiliyor.
Evrensel sağlık sigortası, pandemi sonrası dünyada daha da önem kazanan bir konu. COVID-19 salgını, sağlık sistemlerinin dayanıklılığının ne kadar kritik olduğunu gösterdi. ABD gibi gelişmiş bir ülkede bile milyonlarca insanın sigortasız kalması, küresel sağlık güvenliği açısından risk oluşturuyor.
Edwards'ın önerisi, ABD'nin sağlık sisteminde köklü bir dönüşümü öngörüyor. Bu tür bir dönüşüm, sadece sağlık politikalarını değil, aynı zamanda vergi sistemini, işgücü piyasasını ve sosyal güvenlik ağını da etkileyecek. Dolayısıyla, tartışma geniş bir kesim tarafından yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki sağlık sigortası krizi ve evrensel sağlık sigortası tartışmaları, Türkiye için dolaylı da olsa önemli dersler içeriyor. Türkiye, 2003'te başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile Genel Sağlık Sigortası'nı (GSS) hayata geçirerek nüfusun büyük bir kısmına sağlık hizmeti erişimi sağladı. Ancak sistem, prim tahsilatı ve hizmet kalitesi konusunda zorluklarla karşılaşıyor. ABD'nin deneyimi, işveren destekli modellerin kırılganlığını gösterirken, Türkiye'nin kamu ağırlıklı modeli için de sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık açısından uyarıcı olabilir. Ayrıca, küresel ekonomik dalgalanmalar karşısında sağlık sistemlerinin dirençli olması gerektiği gerçeği, Türkiye'nin sağlık politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat sunuyor.