57 yaşındaki Şerpa rehber Dawa Sherpa, 6 gün boyunca Everest Dağı’nın dondurucu soğuklarında tek başına hayatta kalmayı başardı. Geçtiğimiz Perşembe günü bulunan Sherpa’nın ailesi, yetkilileri kendisini aramak için daha fazla çaba göstermemekle suçluyor. Sherpa’nın eşi, kocasının kaybolduğu andan itibaren daha hızlı ve etkili bir arama kurtarma operasyonu başlatılabileceğini belirtti. Olay, Everest’teki tırmanış operasyonlarının güvenlik protokolleri ve rehberlerin çalışma koşulları hakkında yeni soruları gündeme getirdi.
Gelişmenin Arka Planı: Kayboluş ve Kurtarma
Dawa Sherpa, 22 Mayıs'ta Everest Dağı’nın zirvesine yaptığı bir tırmanış sırasında son kez görüldü. Ekibiyle bağlantısını kaybeden Sherpa, 8800 metre yükseklikte mahsur kaldı. Altı gün boyunca yiyeceksiz ve susuz kalan deneyimli dağcı, hava koşullarının kötüleşmesi ve oksijen seviyesinin düşmesiyle mücadele etti. Arama ekipleri nihayet onu bulduğunda, Sherpa’nın hipotermi ve donma tehlikesi atlattığı, ancak hayati tehlikesinin bulunmadığı açıklandı. Kurtarma operasyonu, bir helikopter ve birkaç dağcının koordineli çalışmasıyla gerçekleştirildi.
Dawa Sherpa’nın eşi, yetkililerin kocasını aramaya başlamak için çok geç kaldığını iddia ediyor. “Onu ilk günden itibaren aramaları gerekirdi. Bir hafta boyunca dağda yalnız başına ne yaşadığını kimse bilmiyor” dedi. Aile, özellikle tırmanış şirketlerinin ve Nepal hükümetinin bu tür acil durumlar için yeterli kaynağa sahip olmadığını söylüyor. Nepal Dağcılık Derneği ise arama kurtarma çalışmalarının standart protokollere uygun yürütüldüğünü savundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Everest’te Güvenlik Sorunları
Everest Dağı, her yıl yüzlerce tırmanışçıyı ağırlayan ve ölümlü kazaların sıkça yaşandığı bir bölge. 2023 yılında 18 kişi yaşamını yitirirken, bu yıl da benzer bir tablo bekleniyor. Dawa Sherpa’nın kurtarılması, dağda mahsur kalanlara yönelik arama kurtarma operasyonlarının etkinliğini bir kez daha sorgulattı. Özellikle rehberler ve yüksek irtifa çalışanları, tehlikeli koşullara rağmen düşük ücretlerle çalıştırılıyor ve çoğu zaman yeterli ekipman sağlanmıyor. Nepal hükümeti, tırmanma izinlerinden elde ettiği gelirlere rağmen bu sorunlara çözüm bulmakta yetersiz kalıyor. Uluslararası basın, olayı “Everest’in karanlık yüzü” olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye’nin dağcılık ve arama kurtarma faaliyetlerine doğrudan bir etki yaratmasa da, yüksek irtifa macera turizminin güvenlik standartları konusunda önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türk dağcıların da sıkça ziyaret ettiği Everest ve benzeri bölgelerde, rehberlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve acil durum protokollerinin sıkılaştırılması Türkiye’nin de çıkarına olacaktır. Ayrıca, Türk turizm sektörü, benzer kazaların yaşanmaması için tırmanış şirketleriyle işbirliği yaparak daha güvenli bir turizm modelini teşvik edebilir.