Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü (Euro-Med Monitor), İsrail'in Gazze Şeridi'ni modern tarihin en büyük ve en sert gettosuna dönüştürdüğünü açıkladı. Örgüt, 7 Ekim 2023'ten bu yana süren İsrail saldırıları ve uygulanan topyekûn abluka sonucunda 2,3 milyon Filistinlinin yaşam alanının sistematik olarak daraltıldığını ve bölgenin tamamen kuşatıldığını vurguladı.
Gazze'de insani krizin boyutları
Euro-Med Monitor'un raporuna göre, İsrail'in Gazze'ye yönelik kara, hava ve deniz ablukası, bölgeyi dünyanın en yoğun nüfuslu ve en izole edilmiş bölgelerinden biri haline getirdi. Örgüt, İsrail'in uyguladığı politikaların Filistinlilerin temel gıda, su, ilaç ve yakıt gibi hayati ihtiyaçlarına erişimini engellediğini, bu durumun da insani felaketi derinleştirdiğini belirtti.
Raporda, Gazze'nin kuzeyinden güneyine doğru zorunlu göçe tabi tutulan yüz binlerce Filistinlinin sığındığı bölgelerde dahi güvenliğin sağlanamadığı, İsrail ordusunun sözde "güvenli bölge" ilan ettiği alanları da bombaladığı ifade edildi. Euro-Med, bu durumun uluslararası hukukta soykırım suçu kapsamında değerlendirilebileceğini savundu.
Örgüt ayrıca, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında ağır bombardıman silahları kullanarak sivil altyapıyı, hastaneleri, okulları, camileri ve konutları hedef aldığını, bunun da Filistin toplumunun yaşam koşullarını yaşanmaz hale getirdiğini kaydetti. Euro-Med Monitor, İsrail'in bu eylemlerinin apartheid rejimini andırdığını ve uluslararası toplumun sessizliğinin bu politikaları cesaretlendirdiğini dile getirdi.
Uluslararası tepkiler ve hukuki süreç
Euro-Med Monitor'un açıklaması, Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) İsrail'e karşı açtığı soykırım davası ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail yetkilileri hakkında yürüttüğü soruşturmalarla aynı döneme denk geldi. Örgüt, uluslararası kurumlara İsrail'e yönelik yaptırım uygulama ve silah ambargosu çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de hayatını kaybeden Filistinli sayısı 37 bini aşmış, yaralı sayısı ise 85 bini geçmiştir. Bölgede elektrik ve su şebekesi tamamen çökmüş, sağlık sistemi ise yok olma noktasına gelmiştir. Yardım kuruluşları, Gazze'ye ulaştırılabilen insani yardımın ihtiyacın çok altında kaldığını ve birçok bölgeye hiç yardım ulaşmadığını bildirmektedir.
İsrail, uyguladığı ablukayı "Hamas'ı hedef alma" ve "kendi güvenliğini sağlama" gerekçesiyle savunurken, uluslararası hukuk uzmanları bu savunmanın orantısız güç kullanımını meşrulaştırmadığını ifade ediyor. Euro-Med Monitor, Gazze'de yaşananların sadece bir insani kriz değil, aynı zamanda sistematik bir etnik temizlik ve soykırım olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krize karşı en sert tepki veren ülkelerden biri olarak İsrail'e yönelik eleştirilerini sürdürmekte ve uluslararası platformlarda Filistin'in haklarını savunmaktadır. Euro-Med Monitor'un raporu, Türkiye'nin bölgede artan diplomatik girişimlerini ve insani yardım çabalarını destekler niteliktedir. Ancak İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin "modern tarihin en büyük gettosu" olarak nitelendirilmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve istikrar açısından kaygılarını artırmaktadır. Türkiye, olası bir mülteci dalgası ve radikalleşme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, İsrail ile normalleşme sürecinin askıya alınması ve ticaretin durdurulması, Ankara'nın Filistin davasına verdiği önemi göstermektedir. Türkiye'nin, uluslararası toplumu harekete geçirme ve iki devletli çözümü canlandırma yönündeki çabaları, bölgesel barış için kritik önemdedir.