Etiyopya'da para birimi olan birr, dolar karşısında rekor düşüş yaşarken, merkez bankasının döviz rezervlerini tüketen agresif müdahaleleri değer kaybını durduramıyor. Ülkenin döviz rezervleri, birr'i destekleme çabaları nedeniyle kritik seviyelere gerilerken, ekonomistler mevcut politikaların sürdürülemez olduğunu ve daha derin bir ekonomik krizin habercisi olabileceğini belirtiyor.
Krizin Arka Planı: Birr'in Değer Kaybı ve Merkez Bankasının Müdahalesi
Etiyopya Merkez Bankası, yılbaşından bu yana döviz piyasasında birr'i desteklemek için milyarlarca dolar harcadı. Ancak tüm bu müdahalelere rağmen, birr dolar karşısında yaklaşık %30 değer kaybetti. Ocak ayında dolar başına 57 birr civarında işlem gören birr, şu anda 70 birrin üzerinde seyrediyor. Uzmanlar, bu durumun ülkenin ithalat faturasını artıracağını ve enflasyonu körükleyeceğini ifade ediyor.
Merkez bankasının rezervlerinin 2 milyar doların altına indiği tahmin ediliyor. Bu rakam, ülkenin yaklaşık iki aylık ithalatını karşılayabilecek seviyeye denk geliyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yürütülen müzakerelerde, IMF yetkililerinin Etiyopya'yı döviz kurunu serbest bırakması ve yapısal reformları hızlandırması konusunda uyardığı biliniyor. Ancak hükümet, kontrolsüz bir devalüasyonun toplumsal huzursuzluğa yol açacağı endişesiyle bu adımı atmaya yanaşmıyor.
Etiyopya'nın karşı karşıya olduğu temel sorunlardan biri, ihracat gelirlerinin ithalatı karşılayamaması. Ülkenin başlıca ihracat ürünleri kahve, çiçek, kına ve deri ürünleri. Ancak küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve iç üretimdeki verimsizlikler, ihracat gelirlerinin beklenen düzeye ulaşmasını engelliyor. Aynı zamanda, ülke büyük ölçüde borç yükü altında; Çin'e ve diğer alacaklılara olan borçları gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık %30'una ulaşmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Etkiler: Afrika Boynuzu'nda Ekonomik Sarsıntı
Etiyopya'nın ekonomik istikrarsızlığı yalnızca ülkeyi değil, Doğu Afrika bölgesini de etkiliyor. Etiyopya, Afrika'nın en kalabalık ikinci ülkesi ve bölgesel bir güç olarak kabul ediliyor. Sudan, Somali, Kenya ve Cibuti gibi komşularıyla ekonomik bağları bulunuyor. Özellikle, Etiyopya'nın elektrik üretimi ve altyapı projeleri bölgesel iş birliğinin önemli bir parçası. Bu projelerin finansmanı tehlikeye girerse, bölgesel kalkınma olumsuz etkilenebilir.
Küresel ölçekte, Etiyopya'daki bu ekonomik kriz, gelişmekte olan ülkelerin artan dış borç ve döviz kıtlığı sorunlarına bir örnek olarak görülüyor. Dünya Bankası ve diğer uluslararası kuruluşlar, pandemi sonrası dönemde gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya kaldığı finansal zorluklara dikkat çekiyor. Etiyopya'nın durumu, benzer yapısal sorunları olan ülkeler için bir uyarı niteliği taşıyor.
Uzmanlar, Etiyopya'nın kısa vadede döviz rezervlerini artırmadan ve ihracatını çeşitlendirmeden birr'in değer kaybını durdurmasının zor olacağını ifade ediyor. Ülkenin ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için uluslararası toplumun desteğine ihtiyacı var. Ancak bu desteğin, yapısal reformlar taahhüdüne bağlanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ile Etiyopya arasında ticaret hacmi 2021 yılında 1 milyar dolara yaklaşmıştı. Türk müteahhitlik firmaları Etiyopya'da önemli projelere imza atıyor. Etiyopya'daki ekonomik istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki ticari ve yatırımlarını etkileyebilir. Ayrıca, Etiyopya'nın Nil Nehri üzerindeki Büyük Etiyopya Rönesans Barajı konusunda Mısır ve Sudan ile yaşadığı anlaşmazlık, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Türkiye, bu tür bölgesel anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesini desteklediğini belirtiyor. Ekonomik krizin baraj müzakerelerini olumsuz etkilemesi, Türkiye'nin bölgedeki çıkarları açısından risk oluşturabilir. Türkiye'nin bu nedenle Etiyopya ile ticari ve diplomatik ilişkilerini çeşitlendirerek koruması önem taşıyor.