Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in bölgesel hırsları, ülkesini ve Afrika Boynuzu'nu istikrarsızlığa sürüklüyor. 2018'de iktidara gelen ve reformist bir profil çizen Abiy, son dönemde izlediği milliyetçi ve genişlemeci politikalarla uluslararası toplumun eleştirilerinin odağına yerleşti. Özellikle Kızıldeniz'e çıkış arayışı ve komşu ülkelerle yaşadığı gerilimler, bölgede yeni bir kriz dalgasına yol açma potansiyeli taşıyor.
Abiy Ahmed'in Büyük Stratejisi ve Ekonomik Temeller
Abiy Ahmed, Etiyopya'yı Doğu Afrika'nın hegemonik gücü haline getirme vizyonunu benimsemiş durumda. Bu kapsamda, Somali'nin toprak bütünlüğünü ihlal eden liman anlaşmaları ve Sudan ile Nil Nehri suları üzerindeki anlaşmazlıklar, başlıca gerilim kaynakları arasında yer alıyor. Ancak bu dış politik hamleler, içerideki ciddi ekonomik sorunlarla gölgeleniyor. Ülke, yüksek enflasyon, döviz krizleri ve artan işsizlikle boğuşuyor. Tigray savaşının yol açtığı tahribatın maliyeti ise milyarlarca doları bulmuş durumda. Abiy'in askeri harcamaları artırması, ekonomik zorlukları daha da derinleştiriyor.
Başbakan'ın iç politikadaki prestij kaybı, dışarıda yarattığı krizlerle dikkat dağıtma stratejisi olarak yorumlanıyor. Ancak bu yaklaşım, Etiyopya halkı arasında memnuniyetsizliği artırırken, uluslararası yatırımcıların ülkeye olan güvenini de sarsıyor. Dünya Bankası ve IMF, Etiyopya'ya yönelik destek programlarını gözden geçiriyor; bu da ülkenin dış finansmana erişimini daha da kısıtlıyor.
Bölgesel Etkiler ve Uluslararası Tepkiler
Abiy'in hırsları, sadece Etiyopya'yı değil, tüm Afrika Boynuzu'nu etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor. Somali ile yapılan liman anlaşması, Mogadişu yönetimi tarafından egemenlik ihlali olarak nitelendirilirken, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler de endişelerini dile getirdi. Sudan ile olan sınır ihtilafı ve Nil suyu paylaşımı konusundaki anlaşmazlık, iki ülke arasında askeri gerginliği tırmandırma riski taşıyor. Öte yandan, Eritre ile imzalanan barış anlaşması sonrası gelişen ilişkiler, bölgede yeni ittifak hatları oluşturuyor. Abiy'in bu politikaları, komşu ülkelerde istikrarsızlık dalgasını tetikleyebilir; zaten kırılgan olan Yemen ve Sudan'daki çatışmalar, Etiyopya'nın müdahaleleriyle daha karmaşık bir hal alabilir.
Uluslararası toplum, Abiy'e yönelik eleştirilerini giderek sertleştiriyor. ABD, Etiyopya'ya yönelik bazı yaptırımları yeniden değerlendirirken, AB de diplomatik çözüm çağrılarını yoğunlaştırıyor. Çin ise bölgedeki yatırımlarını korumak adına daha temkinli bir tutum sergiliyor. Bu karmaşık tabloda, Abiy'in izlediği milliyetçi söylem, iç kamuoyunda kısa vadeli bir destek sağlasa da uzun vadede Etiyopya'nın daha da yalnızlaşmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Somali ve Sudan başta olmak üzere Afrika Boynuzu'nda artan ekonomik ve askeri varlığıyla bölgesel bir aktör haline gelmiştir. Etiyopya'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Somali'deki yatırımlarını ve askeri üssünü doğrudan etkileyebilecek bir risk taşımaktadır. Ayrıca, Etiyopya ile Sudan arasındaki gerginlik, Türkiye-Sudan ilişkilerine yansıyabilir; Ankara, Hartum'la olan savunma ve ticari ortaklıklarını güçlendirme çabasındadır. Bu nedenle, Abiy'in politikalarının yol açabileceği bölgesel kriz, Türk dış politikasının Afrika Boynuzu'ndaki çıkarlarını tehdit edebilir. Türkiye, taraflar arasında arabuluculuk yaparak istikrarı destekleme potansiyeline sahiptir ancak bu süreçte dikkatli bir denge politikası izlemesi gerekecektir.