Etiyopya hükümet güçleri, kuzey Tigray bölgesinde Eritre sınırına yakın stratejik bir konumda bulunan Adigrat kentine girdi. İsyancı Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) savaşçılarının kentten çekilmesinin ardından hükümet askerlerinin bölgeye yerleştiği bildirildi. Bu gelişme, Kasım 2020'de başlayan ve yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açan çatışmalarda önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Adigrat, Tigray'ın ikinci büyük kenti ve Eritre sınırına yakınlığı nedeniyle askeri açıdan kritik bir öneme sahip.
Çatışmaların arka planı ve Adigrat'ın stratejik önemi
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in 2018'de iktidara gelmesinin ardından TPLF ile merkezi hükümet arasındaki gerilim giderek arttı. TPLF, 1991'den 2018'e kadar ülkeyi fiilen yöneten koalisyonun bel kemiğiydi. Abiy yönetimi, TPLF'yi merkezi otoriteyi zayıflatmakla suçladı; TPLF ise seçimlerin ertelenmesini ve federal müdahaleleri meşru görmedi. Kasım 2020'de Tigray'da patlak veren çatışmalar, kısa sürede geniş çaplı bir iç savaşa dönüştü.
Adigrat, Tigray'ın kuzeydoğusunda, Eritre sınırına yaklaşık 30 kilometre mesafede yer alıyor. Kent, aynı zamanda bölgenin en büyük ikinci şehri ve önemli bir ticaret ile ulaşım merkezi. Sınır kapısına yakınlığı nedeniyle Eritre ile bağlantıyı sağlayan yolların kavşağında bulunuyor. Hükümet güçlerinin Adigrat'a girmesi, Tigray'ın kuzeyindeki ikmal hatlarının kontrol altına alınması anlamına geliyor. Ayrıca, Eritre'nin çatışmaya olası müdahililiği göz önüne alındığında, bu hamle sınır güvenliği açısından da kritik.
TPLF güçlerinin Adigrat'tan çekilmesi, son haftalarda hükümet güçlerinin kuzey yönünde ilerleyişinin bir parçası. Etiyopya ordusu, kasım ayında başkent Mekelle'ye doğru operasyonlarını yoğunlaştırmıştı. Ancak sahadaki durum hakkında bağımsız bilgi edinmek güç; bölgedeki iletişim hatları büyük ölçüde kesik durumda. Uluslararası gözlemciler, her iki tarafın da kayıplar verdiğini ve sivil halkın büyük sıkıntı çektiğini bildiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Tigray krizi, Afrika Boynuzu'nda istikrarsızlığı derinleştirirken, bölgesel güçlerin de dahil olduğu bir vekalet çatışmasına dönüşme riski taşıyor. Eritre'nin Tigray güçlerine karşı Etiyopya ordusuna destek verdiği iddiaları, çatışmanın sınır ötesine taşınmasına yol açtı. Eritre hükümeti bu iddiaları reddetse de, bağımsız raporlar Eritre askerlerinin Tigray'da varlığını gösteriyor. Bu durum, 1998-2000 yılları arasındaki Eritre-Etiyopya savaşının anılarını canlandırıyor.
Uluslararası toplum, artan insani kriz karşısında harekete geçmekte zorlanıyor. BM, ABD ve AB, çatışmanın derhal durdurulması ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması çağrılarını yineliyor. Ancak taraflar üzerindeki etkileri sınırlı. Etiyopya hükümeti, egemenlik vurgusu yaparak dış müdahaleye karşı çıkıyor. TPLF ise meşru temsil iddiasını sürdürüyor. Kriz, Kızıl Deniz ve Horn of Africa'daki güç dengelerini de etkiliyor; Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye gibi aktörlerin bölgedeki angajmanları dikkatle izleniyor.
İnsani boyut ise giderek ağırlaşıyor. BM raporlarına göre, Tigray'da 5,2 milyon kişi acil yardıma muhtaç durumda. Gıda stokları tükenmek üzere, sağlık hizmetleri çökmüş durumda. Adigrat ve çevresinde de durumun kritik olduğu, binlerce sivilin bölgeden kaçtığı belirtiliyor. Hükümetin kenti ele geçirmesi, yardım koridorlarının açılması açısından fırsat olabilir; ancak güvenlik endişeleri nedeniyle erişim hâlâ kısıtlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda artan etkisiyle Etiyopya ile yakın ilişkilere sahip. Tigray krizi, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve siyasi yatırımlarını riske atabilir. Etiyopya, Türk müteahhitlik firmalarının önemli bir pazarı ve Ankara'nın Afrika açılımında kilit bir ortak. Çatışmanın uzaması, Türk yatırımlarının güvenliğini tehdit ederken, insani krizin derinleşmesi Türkiye'nin bölgesel istikrar politikalarını zorluyor. Ayrıca, Eritre ve Sudan gibi komşu ülkelerle dengeli ilişkiler yürüten Türkiye için Tigray sorunu, diplomatik manevra alanını daraltabilir. Ankara'nın, taraflar arasında arabuluculuk yapma potansiyeli bulunuyor; ancak şu ana kadar somut bir girişim gözlenmedi. Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye desteği sürüyor, fakat güvenlik sorunları nedeniyle erişim sınırlı.