Esvatini hükümeti, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan ikili anlaşma çerçevesinde iki üçüncü ülke vatandaşını daha kabul ettiğini duyurdu. Bu gelişme, küçük Güney Afrika krallığının, ABD'nin göçmenlik politikaları kapsamında sınır dışı edilen kişiler için bir varış noktası olarak rolünü sürdürdüğünü gösteriyor.
Anlaşmanın Arka Planı
Esvatini İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, iki kişinin daha ülkeye kabul edildiği doğrulandı. Bu kişilerin kimlikleri ve uyrukları hakkında detaylı bilgi verilmezken, üçüncü ülke vatandaşı oldukları belirtildi. Kabul işlemlerinin, iki ülke arasında daha önce imzalanan ve sınır dışı edilen kişilerin iadesini öngören ikili anlaşma kapsamında gerçekleştirildiği ifade edildi.
Bu, Esvatini'nin ABD'den sınır dışı edilen kişileri kabul ettiği ilk sefer değil. Geçtiğimiz aylarda da benzer kabul işlemleri yapılmış ve bu durum ülkede insan hakları örgütlerinin eleştirilerine neden olmuştu. Özellikle, sığınma başvuruları reddedilen ve kendi ülkelerine gönderilmesi güvenli bulunmayan kişilerin Esvatini gibi üçüncü ülkelere yönlendirilmesi tartışma yaratıyor.
ABD yönetimi, göçmenlik yasalarını sıkılaştırma ve sınır dışı işlemlerini hızlandırma politikası izlerken, bazı ülkelerle bu tür ikili anlaşmalar yapıyor. Esvatini, bu anlaşmalar kapsamında ABD'nin göçmenlik merkezlerinde tutulan kişiler için bir geçiş veya kalıcı ikamet noktası haline gelmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Esvatini'nin bu adımı, Afrika ülkelerinin ABD'nin göçmenlik politikalarıyla ilişkisi bağlamında dikkatle izleniyor. Uzmanlar, ABD'nin özellikle Afrika ve Asya kökenli göçmenleri sınır dışı ederken, bu kişilerin kendi ülkelerine dönmeleri yerine üçüncü ülkelere yerleştirilmesinin yeni bir trend oluşturduğunu belirtiyor. Bu durum, hem uluslararası hukuk hem de insan hakları açısından çeşitli sorunları beraberinde getiriyor.
Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü (UNHCR) ve diğer insan hakları kuruluşları, sınır dışı edilen kişilerin güvenli ve onurlu koşullarda yaşamalarının garanti altına alınması gerektiğini vurguluyor. Esvatini'nin ekonomik olarak zorluklar yaşayan bir ülke olduğu düşünüldüğünde, bu kişilerin entegrasyonu ve temel ihtiyaçlarının karşılanması konusunda endişeler dile getiriliyor.
Öte yandan, ABD ile Esvatini arasındaki bu iş birliği, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin bir göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Ancak, Esvatini'nin bu politikası, ülke içinde de muhalefetin tepkisini çekiyor. Muhalefet partileri, hükümetin ABD'nin göçmenlik politikalarına alet olduğunu ve bu durumun ülkenin itibarını zedelediğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, uluslararası göç politikalarındaki yeni eğilimleri göstermesi açısından önemlidir. Türkiye, bugüne kadar Suriye başta olmak üzere bölgesel krizlerden kaynaklanan göç dalgalarıyla mücadele etmiş ve milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapmıştır. ABD'nin üçüncü ülke uygulaması, Türkiye'nin de zaman zaman gündeme gelen 'güvenli bölge' veya 'gönüllü geri dönüş' tartışmalarıyla benzerlikler taşıyor. Türkiye'nin, göçmenlerin haklarını koruyan ve uluslararası hukuka uygun politikalar izlemesi, bu tür küresel uygulamalara karşı duyarlılığını artırmalıdır. Ayrıca, Afrika'daki gelişmeleri yakından takip eden Türkiye'nin, Esvatini gibi ülkelerle olan ilişkilerinde bu tür insani konulara dikkat etmesi beklenir.