Londra — İngiliz televizyon sunucusu ve çocuk yardım kuruluşu Childline'ın kurucusu Esther Rantzen, 2023 yılında terminal akciğer kanseri teşhisi konulmasının ardından yaşamını sonlandırmak için gitmeyi planladığı İsviçre'deki Dignitas kliniğine artık seyahat edemeyeceğini açıkladı. 86 yaşındaki Rantzen, "fiziksel olarak çok kırılgan" hale geldiğini belirterek, bu kararından vazgeçtiğini söyledi. Bu açıklama, Birleşik Krallık'ta yardımlı ölüm yasalarının yeniden tartışılmasına yol açtı.
Yardımlı Ölüm Tartışmalarının Odağında
Esther Rantzen, uzun yıllar BBC ve ITV gibi kanallarda yaptığı programlarla tanınan, aynı zamanda çocuk istismarına karşı mücadelesiyle bilinen bir isim. 2023'te akciğer kanseri teşhisi aldıktan sonra, İngiltere'de yardımlı ölümün yasal olmaması nedeniyle İsviçre'deki Dignitas kliniğine gitmeyi planladığını kamuoyuyla paylaşmıştı. O dönemde yaptığı açıklamalar, ülkede uzun süredir devam eden "ölme hakkı" tartışmalarını yeniden alevlendirmişti.
Rantzen, son açıklamasında, artık seyahat edecek kadar güçlü olmadığını, bu nedenle İsviçre planından vazgeçtiğini belirtti. "Fiziksel olarak çok kırılganım ve bu yolculuğu yapamam" diyen Rantzen, yine de yardımlı ölüm yasalarının değişmesi için mücadelesini sürdüreceğini ifade etti. İngiltere'de yardımlı ölüm, 1961 tarihli İntihar Yasası kapsamında suç teşkil ediyor ve bu suçun cezası 14 yıla kadar hapis olabiliyor.
Konuyla ilgili olarak İngiliz Parlamentosu'nda son yıllarda çeşitli yasa teklifleri gündeme geldi ancak henüz bir yasal düzenleme yapılmadı. Kamuoyu araştırmaları, halkın büyük bir bölümünün belirli koşullar altında yardımlı ölüme destek verdiğini gösteriyor. Ancak dini gruplar ve bazı sağlık kuruluşları, olası suiistimaller ve etik kaygılar nedeniyle düzenlemeye karşı çıkıyor.
Küresel Boyut ve Diğer Ülkelerdeki Uygulamalar
Yardımlı ölüm, dünya genelinde az sayıda ülkede yasal. İsviçre, 1942'den bu yana, kişinin kendi rızasıyla ve dışarıdan bir yardım alarak yaşamını sonlandırmasına izin veriyor. Ülkede Dignitas ve Exit gibi kuruluşlar bu hizmeti sunuyor. Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Kanada, Kolombiya ve ABD'nin bazı eyaletlerinde (Oregon, Washington, Kaliforniya gibi) de çeşitli formlarda yasal düzenlemeler mevcut. Avustralya'nın Victoria eyaleti de 2019'da yardımlı ölümü yasallaştırdı.
İngiltere'de ise konu hassas bir denge üzerinde duruyor. 2015'te Avam Kamarası'nda yapılan oylamada yardımlı ölüm yasa teklifi reddedilmişti. Ancak son yıllarda toplumsal baskı artıyor. Rantzen'in durumu, kampanyacılar tarafından yasa değişikliği için bir katalizör olarak görülüyor. Öte yandan, karşıt görüştekiler, hastaların yaşamlarının son dönemlerinde baskı altında hissedebileceğini ve yeterli palyatif bakımın sağlanması gerektiğini savunuyor.
Rantzen, 2023'teki açıklamalarında, "İnsanların acı çekmesini izlemek yerine, onlara onurlu bir ölüm seçeneği sunmalıyız" demişti. Şimdi ise fiziksel durumu nedeniyle bu seçeneği kullanamayacak olması, konunun ne kadar acil olduğunu gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de yardımlı ölüm yasal değil ve genellikle intihar olarak değerlendiriliyor. Ancak Esther Rantzen vakası, Türkiye'de de zaman zaman tartışılan "ölme hakkı" konusunu gündeme getirebilir. Türkiye'nin genç nüfusu ve yaşlanan toplum yapısı göz önüne alındığında, ilerleyen yıllarda bu tür etik tartışmaların artması muhtemel. Ayrıca, Avrupa'daki yasal gelişmeler, Türkiye'deki sağlık politikaları ve hasta hakları üzerinde dolaylı da olsa etkili olabilir. Türkiye, AB aday ülkesi olarak, Avrupa'daki yasal eğilimleri yakından takip etmek durumunda. Bu haber, Türkiye'deki sağlık etiği tartışmalarına da ışık tutabilir.