Eski bir Trump yönetimi yetkilisi, ABD'nin İsrail'e sağladığı askeri yardımı kesmesi veya azaltması halinde, İsrail ile bölge ülkeleri arasındaki barış anlaşmalarının daha da güçlenebileceğini öne sürdü. Orta Doğu Gözlemevi'nin (Middle East Eye) canlı blogunda yer alan açıklamada, ismi açıklanmayan eski yetkili, mevcut ABD politikasının İsrail'e koşulsuz destek sağladığını ve bunun bölgesel dengeyi bozduğunu belirtti. Yetkiliye göre, askeri yardımın kademeli olarak azaltılması, İsrail'i daha fazla taviz vermeye ve barış sürecine daha ciddi yaklaşmaya itebilir. Bu öneri, özellikle İbrahim Anlaşmaları (Abraham Accords) kapsamında İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Sudan ve Fas arasında imzalanan normalleşme anlaşmalarının ardından gündeme geldi. Eski yetkili, bu anlaşmaların bölgesel barış için bir temel oluşturduğunu ancak ABD'nin İsrail'e yönelik sınırsız desteğinin, Filistin sorununun çözümünü engellediğini ifade etti.
Gelişmenin arka planı: İbrahim Anlaşmaları ve askeri yardım ilişkisi
Trump döneminde imzalanan İbrahim Anlaşmaları, İsrail ile Arap ülkeleri arasında diplomatik ilişkilerin normalleşmesini sağlamıştı. Ancak eski yetkili, bu anlaşmaların sürdürülebilir olması için ABD'nin askeri yardım politikasını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini savunuyor. Yetkili, "İsrail yıllardır ABD'den yıllık 3,8 milyar dolar askeri yardım alıyor. Bu yardım, İsrail'in bölgedeki askeri üstünlüğünü pekiştiriyor ancak barış müzakerelerinde esneklik göstermesini engelliyor" dedi. ABD'nin askeri yardımı koşullandırmasının, İsrail'i Filistinlilerle daha anlamlı bir barış sürecine yönlendirebileceği belirtiliyor. Özellikle Batı Şeria'daki yerleşim birimlerinin genişletilmesi ve Doğu Kudüs'teki statüko, anlaşmaların geleceği için kilit öneme sahip.
Bölgesel ve küresel boyut: Emniyet kemeri mi, kriz mi?
Eski yetkilinin bu açıklamaları, ABD'nin Orta Doğu politikasında bir değişimin sinyali olarak yorumlanabilir. Biden yönetimi şu ana kadar İsrail'e yönelik askeri yardımı kesmemiş olsa da, Kongre'de İsrail'in insan hakları ihlalleri nedeniyle yardımın koşullandırılması yönünde artan bir baskı var. Bölgesel düzeyde, Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme görüşmeleri de bu bağlamda önem taşıyor. Suudi Arabistan'ın olası bir anlaşma için Filistin devletine yönelik somut adımlar talep ettiği biliniyor. Eğer ABD askeri yardımı kısarsa, İsrail'in Suudi Arabistan ile normalleşme konusunda daha istekli olabileceği düşünülüyor. Ancak bu hamle, İsrail'deki sağcı hükümetin tepkisine yol açabilir ve bölgede yeni bir gerilim yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından takip edilmelidir. Türkiye, İsrail ile Filistin arasında iki devletli çözümü savunmakta ve İsrail'in Filistin topraklarındaki politikalarını eleştirmektedir. ABD'nin İsrail'e yönelik askeri yardımı azaltması, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırabilir ve Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği daha belirgin hale getirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Mısır gibi ülkelerle birlikte yürüttüğü arabuluculuk çabaları (örneğin Gazze ateşkesi) bu politika değişikliğinden etkilenebilir. Ancak ABD'deki siyasi dengeler ve İsrail'deki hükümet tutumu nedeniyle bu önerinin uygulanabilirliği şimdilik düşük görünmektedir.