Eski Beyaz Saray Basın Sözcüsü Yardımcısı Sarah Matthews, Başkan Donald Trump ve yönetiminin ekonomi politikalarına ilişkin mesajlarının, Amerikan halkını yanıltmaya yönelik bir 'gaslighting' (psikolojik manipülasyon) girişimi olduğunu öne sürdü. Matthews, Cumhuriyetçilerin yıllarca Biden yönetimini bu tür bir taktikle suçladığını ancak şimdi aynı yöntemi kendilerinin uyguladığını belirtti. Bu açıklamalar, ABD'de enflasyon ve resesyon endişelerinin tırmandığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Sarah Matthews, Trump yönetiminde başkanlık sözcülüğü görevinde bulunmuş ve 6 Ocak 2021 Capitol baskını sonrasında istifa ederek Trump'ı eleştiren isimlerden biri olmuştu. Matthews, son açıklamalarında Beyaz Saray'ın ekonomik verileri 'süslediğini' ve vatandaşların gerçek gelir kayıplarını görmezden geldiğini savundu. Özellikle tüketici fiyatlarındaki artışın yanı sıra işsizlik oranlarındaki iyileşmelerin abartıldığını iddia etti. Matthews, yönetimin 'Amerika'yı yeniden büyüt' sloganıyla aslında orta sınıfı zor durumda bırakan politikaları uyguladığını söyledi.
Trump yönetimi ise iddialara yanıt vermedi; ancak geçtiğimiz haftalarda başkanlık sözcüsü Kayla McEnany, ekonomik göstergelerin iyi olduğunu, işsizlik oranının düştüğünü ve borsanın rekor kırdığını dile getirmişti. Ekonomistler ise enflasyonun yüzde 7'nin üzerinde seyrettiğine ve bunun son 40 yılın en yüksek seviyesi olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca Fed'in faiz artırımları ve Çin ile ticaret savaşının da etkisiyle büyümenin yavaşlayacağı öngörülüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD ekonomisindeki bu belirsizlikler sadece Amerikan halkını değil, tüm dünyayı etkiliyor. Dünyanın en büyük ekonomisi konumundaki ABD'nin resesyona girmesi, küresel ticareti olumsuz etkileyebilir. Doların güçlenmesi, gelişmekte olan ülkelerin borç yükünü artırırken; enerji fiyatlarındaki artış, Avrupa ve Asya'daki enflasyonu da körüklüyor. Uzmanlar, bu durumun küresel bir ekonomik durgunluğa yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan ABD'deki siyasi kutuplaşma, ekonomik mesajların güvenilirliğini de etkiliyor. Matthews'ın açıklamaları, Trump yönetiminin ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerin sadece Demokratlardan gelmediğini gösteriyor. Eski Cumhuriyetçi yetkililerin de bu tür açıklamalar yapması, 2024 seçimleri öncesinde partinin içindeki tartışmaları alevlendirebilir. Anketler, Amerikalıların yüzde 70'inin ülkenin yanlış yönde gittiğini düşündüğünü ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ekonomisindeki bu dalgalanmalar, Türkiye ekonomisini doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Dolar kurundaki artış, Türkiye'nin ithalat maliyetlerini yükseltebilir ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca ABD'nin resesyona girmesi, Türk ihracatçıları için en büyük pazar olan AB'yi de etkileyerek ihracat gelirlerini azaltabilir. Öte yandan, Trump yönetiminin Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditleri ve S-400 krizi gibi konular, iki ülke arasındaki ilişkileri zaten gerginleştirmiş durumda. Bu ekonomik belirsizlikler, Türkiye'nin dış politikada daha temkinli davranmasına yol açabilir.