İngiltere'de siyasi gündemi sarsan bir gelişme yaşandı. Eski Savunma Bakanı Ben Wallace, eski Savunma Bakan Yardımcısı Mark Francois ve eski Genelkurmay Başkanı Nick Carter, Başbakan Keir Starmer'a yönelik koordineli bir saldırı başlatarak hükümeti orduyu yetersiz finanse etmekle suçladı. Üç önemli ismin aynı anda yaptığı bu açıklamalar, Starmer yönetiminin savunma politikalarına yönelik en ciddi eleştirilerden biri olarak değerlendiriliyor. Eski yetkililere göre, mevcut bütçe kesintileri Birleşik Krallık'ın askeri hazırlık seviyesini tehdit ederken, küresel tehditlerin arttığı bir dönemde bu durum kabul edilemez.
Gelişmenin arka planı
Ben Wallace, 2019-2023 yılları arasında Boris Johnson, Liz Truss ve Rishi Sunak hükümetlerinde savunma bakanı olarak görev yapmıştı. Starmer'ın İşçi Partisi hükümetini hedef alan Wallace, yaptığı yazılı açıklamada, 'Birleşik Krallık'ın caydırıcılık kapasitesi ciddi şekilde aşındı. Ordu, personel sayısı ve ekipman bakımından tarihinin en düşük seviyelerinde' ifadelerini kullandı. Wallace, özellikle Ukrayna savaşının ardından Avrupa'da güvenlik ortamının kötüleştiğini ve İngiltere'nin NATO yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanabileceğini vurguladı.
Mark Francois ise eski bir ordu subayı olarak parlamentoda yaptığı konuşmada, savunma harcamalarının GSYİH'nın yüzde 3'üne çıkarılması gerektiğini söyledi. 'Hükümet, ekonomik büyüme bahanesinin arkasına sığınarak güvenlikten ödün veriyor. Bu, gelecekte telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir' dedi. Francois, İngiliz Ordusu'nun mevcut büyüklüğünün 72.500 kişiye düştüğünü ve bunun tarihi bir düşüş olduğunu belirtti.
Eski Genelkurmay Başkanı Nick Carter ise BBC'ye verdiği demeçte, 'Mevcut bütçe, ordunun modernizasyonu için yeterli değil. Rusya'nın Ukrayna'da yaptığı gibi büyük çaplı bir kara savaşına hazırlıklı değiliz' ifadelerini kullandı. Carter, Starmer hükümetinin savunma harcamalarını artırma vaadini hatırlatarak, 'Sözler eyleme dönüşmeli' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu eleştiriler, İngiltere'nin NATO içindeki konumunu ve küresel güvenlik mimarisindeki rolünü yeniden gündeme taşıdı. Birleşik Krallık, NATO'nun en büyük ikinci askeri bütçesine sahip ülkesi olmasına rağmen, son yıllarda savunma harcamalarının GSYİH'ya oranı yüzde 2,1 seviyesinde kalmış durumda. Bu oran, NATO'nun yüzde 2 hedefini aşsa da, eski yetkililere göre artan tehditler karşısında yetersiz kalıyor. Özellikle ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını sorguladığı bir dönemde, İngiltere'nin savunma kapasitesi Avrupa güvenliği açısından kritik öneme sahip. Rusya'nın Ukrayna savaşındaki saldırgan tutumu, İran'ın artan nüfuzu ve Çin'in askeri yayılmacılığı, Britanya'nın caydırıcılık gücünü korumasını daha da hayati hale getiriyor.
Starmer hükümeti, savunma harcamalarını 2030 yılına kadar GSYİH'nın yüzde 2,5'ine çıkarma sözü vermişti. Ancak eski yetkililer, bu sürecin çok yavaş ilerlediğini ve mevcut tehditlere anında yanıt vermek için acil önlemler alınması gerektiğini savunuyor. Hükümet sözcüsü ise yaptığı açıklamada, 'Savunma bütçemizi artırmaya kararlıyız ve NATO taahhütlerimizi yerine getireceğiz. Ancak bu, ekonomik istikrarla dengelenmelidir' diyerek eleştirilere yanıt verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki savunma bütçesi tartışmaları, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. İki ülke, özellikle NATO çerçevesinde önemli bir askeri iş birliğine sahip. İngiltere'nin askeri kapasitesindeki olası bir zayıflama, NATO'nun güney kanadında Türkiye'nin üzerindeki yükü artırabilir. Ayrıca, İngiltere'nin savunma sanayii alanında Türkiye ile yürüttüğü ortak projeler (örneğin Eurofighter Typhoon savaş uçağı) ve askeri eğitim programları, bütçe kesintilerinden etkilenebilir. Türkiye, kendi savunma harcamalarını GSYİH'nın yüzde 2'sinin üzerinde tutarken, İngiltere'deki bu tartışmalar, NATO müttefiklerinin yük paylaşımı konusundaki hassasiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor.