Eski ABD Savunma Bakanı Mark Esper, Pazar günü yaptığı açıklamada, İran'ın bölgedeki devam eden çatışmalar nedeniyle "cesaretlendiğini" ve Başkan Donald Trump'ın Tahran'a yönelik büyük çaplı saldırı tehditlerini sürekli olarak geri çekmesinin bu durumu pekiştirdiğini söyledi. Esper, İran'ın bu tehditlere tepki vermediğini ve bunun ABD'nin caydırıcılık gücünü zayıflattığını vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Esper, CNN'in "State of the Union" programında yaptığı konuşmada, "İranlılar açıkça bunu çözmüş durumda. Bu tehditlere tepki vermiyorlar ve Trump yönetiminin söylem ile eylem arasındaki farkı gördükçe daha da cesaretleniyorlar" dedi. Eski bakan, Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine saldırı emri verdiğini ancak daha sonra geri adım attığını hatırlatarak, bu tür kararsızlıkların ABD'nin ortakları ve düşmanları üzerinde olumsuz etki yarattığını belirtti.
Trump yönetimi, İran'a yönelik "maksimum baskı" politikası izlerken, son haftalarda Husi isyancıların Kızıldeniz'deki ticari gemilere saldırıları ve İran destekli milislerin bölgedeki faaliyetleri gerginliği artırdı. ABD, bu saldırılara karşılık olarak Yemen'deki Husi hedeflerine hava saldırıları düzenlerken, İran'a doğrudan bir askeri müdahaleden kaçındı. Esper, bu durumun İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla etkisini artırmasına olanak tanıdığını savundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik tutumundaki belirsizliklerin, Orta Doğu'daki müttefiklerin güvenini sarstığını ve Tahran'ın nükleer programını ilerletme konusunda daha istekli hale geldiğini belirtiyor. İran, son aylarda uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdığını duyururken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) da İran'ın nükleer tesislerindeki denetimlere ilişkin endişelerini dile getirdi. Esper, "İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmaması için uluslararası toplumun kararlı bir duruş sergilemesi gerekiyor" dedi.
Öte yandan, ABD'nin İran'a yönelik politikaları, Avrupa Birliği ve diğer ülkelerle de görüş ayrılıklarına neden oluyor. Avrupalı liderler, 2015 tarihli nükleer anlaşmanın korunmasından yana iken, Trump yönetimi anlaşmadan çekilmiş ve yaptırımları artırmıştı. Bu durum, Batı dünyası içinde derin bir bölünmeye yol açarken, İran'ın bölgesel etkisini artırmasına zemin hazırladığı yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki gerilim, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir dizi riski beraberinde getiriyor. Türkiye, İran ile komşu olmanın yanı sıra enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü bu ülkeden karşılıyor. Olası bir askeri çatışma, enerji hatlarını tehdit edebileceği gibi, bölgesel istikrarsızlığı da artırabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik politikaları, Türkiye'nin terörle mücadele stratejisini ve Suriye'deki angajmanlarını etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte diplomasiyi öne çıkararak bölgesel gerilimin düşürülmesi için arabulucu bir rol üstlenmeye çalışıyor. Ancak ABD'nin güvenilirliğinin zedelenmesi, Türkiye'nin ittifak ilişkilerinde yeniden değerlendirmelere gitmesine neden olabilir.