Eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya'nın ittifaka katılım sürecini kariyerinin en gurur verici kararı olarak tanımladı. Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Anadolu Ajansı'na konuşan Stoltenberg, zirveden temel beklentisinin ittifakın birlik ve beraberliğini sergilemesi olduğunu belirtti. Stoltenberg, iki İskandinav ülkesinin katılımının NATO'nun savunma kabiliyetlerini güçlendirdiğini ve Avrupa güvenlik mimarisinde tarihi bir değişime işaret ettiğini vurguladı.
Stoltenberg'den tarihi değerlendirme
Jens Stoltenberg, NATO Genel Sekreterliği görevini 1 Ekim 2024'te Hollanda eski Başbakanı Mark Rutte'ye devretti. On yılı aşkın süredir yürüttüğü görevi sırasında ittifakın en önemli genişleme dalgasına tanıklık eden Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya'nın Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaşın ardından NATO'ya katılma kararını 'tarihi bir an' olarak nitelendirdi. Stoltenberg, 'İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılımı, ittifakın gücünü ve caydırıcılık kabiliyetini artırdı. Bu iki ülke, yüksek askeri standartları ve demokratik değerlere bağlılıklarıyla NATO'ya önemli katkılar sağladı' ifadelerini kullandı.
Finlandiya, Nisan 2023'te NATO'nun 31. üyesi olurken, İsveç ise Mart 2024'te ittifaka katıldı. Her iki ülkenin de üyelik süreci, Türkiye ve Macaristan'ın onay süreçlerinin ardından tamamlandı. Stoltenberg, bu süreçte Türkiye ile yürütülen diplomasiye de değinerek, 'Ankara ile yaptığımız müzakereler, ittifak içindeki dayanışmanın ve diyaloğun ne kadar önemli olduğunu gösterdi' dedi.
Ankara zirvesinde beklentiler yüksek
7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi, ittifakın geleceği açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Stoltenberg, zirveden beklentisini 'birlik ve beraberlik mesajı' olarak özetledi. Ukrayna'ya destek, savunma harcamalarının artırılması ve ittifakın doğu kanadının güçlendirilmesi gibi konuların zirvede ele alınması bekleniyor. Eski Genel Sekreter, 'NATO, 75 yılı aşkın süredir transatlantik güvenliğin temel taşı olmaya devam ediyor. Bu zirve, ittifakın karşı karşıya olduğu zorluklara karşı ortak bir duruş sergileme fırsatı olacak' diye konuştu.
Stoltenberg, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının NATO'nun caydırıcılık stratejisini yeniden şekillendirdiğine dikkat çekti. 'Rusya'nın saldırganlığı karşısında NATO, müttefikler arasında daha yakın iş birliği ve daha güçlü bir savunma duruşu benimsedi. İsveç ve Finlandiya'nın katılımı, bu sürecin en somut örneğidir' ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO'nun genişleme süreci, Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik konumunu güçlendirdi. İsveç ve Finlandiya'nın katılımına ilişkin onay süreci, Ankara'nın güvenlik endişelerini gündeme taşımasına ve terörle mücadelede müttefiklerinin taahhütlerini almasına olanak sağladı. Türkiye, bu süreçte İsveç ve Finlandiya'dan PKK/YPG'ye yönelik tutum değişikliği ve savunma sanayii alanındaki kısıtlamaların kaldırılması gibi somut adımlar elde etti. Ankara'daki NATO Zirvesi, Türkiye'nin ittifak içindeki etkinliğini pekiştirirken, bölgesel güvenlik dinamiklerinde de söz sahibi olmasını sağlıyor. Stoltenberg'in açıklamaları, Türkiye'nin transatlantik güvenlik mimarisindeki kilit rolünü bir kez daha teyit ediyor.