Hong Kong'da eski milletvekili ve şehrin en büyük muhalefet partisi olan Demokrat Parti'nin eski başkanı Wu Chi-wai, 'ulusal güvenliği tehdit' suçundan hüküm giydiği davada cezasını tamamlayarak Pazartesi günü Stanley Hapishanesi'nden tahliye edildi. Wu, 2020'deki yasama seçimlerinde muhalefetin ön seçimlerini düzenlemekle suçlanmış ve 2022'de 4 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Gelişmenin arka planı
Wu Chi-wai, 2021'de dağılan Demokrat Parti'nin son başkanı olarak, Hong Kong'un 'demir yumruk' valisi Carrie Lam döneminde ulusal güvenlik yasaları kapsamında yargılanan 45 muhalif figürden biriydi. Dava, Beijing'in 2019 protestolarının ardından şehir üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmasının sembolü haline gelmişti. Wu, yargılama sırasında suçlamaları reddetmiş, ancak mahkeme onu 'komplo kurarak kamu düzenini bozmakla' suçlu bulmuştu.
Tahliyesi, Hong Kong'da muhalefetin neredeyse tamamen susturulduğu bir döneme denk geliyor. Wu'nun partisi Demokrat Parti, 2021'de üyelerinin büyük bir kısmının tutuklanması veya yurtdışına kaçmasıyla fiilen dağılmıştı. Şu anda şehirdeki yasama konseyinde muhalif hiçbir parti temsilcisi bulunmuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Wu'nun serbest kalması, uluslararası toplumda Hong Kong'un özerkliğine yönelik kaygıları yeniden gündeme getirdi. İngiltere, ABD ve Avrupa Birliği daha önce benzer davaları kınarken, Beijing müdahaleyi reddediyor. Olay, özellikle Tayvan ve Singapur gibi komşu ülkelerde yankı uyandırdı. Hong Kong'un yargı bağımsızlığı üzerindeki baskı, Asya'daki diğer şehir devletleri için de endişe kaynağı. Wu'nun tahliyesi, Beijing'in kendi 'bir ülke, iki sistem' politikasını koruma kararlılığını gösterirken, Hong Kong'un sivil özgürlükler konusunda daha da kısıtlanacağına dair işaretler veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki bu gelişme, Çin'in merkezi yönetiminin özerk bölgeler üzerindeki yetki kullanımına dair bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, kendi sınırları içinde bölgesel yönetimlerle ilişkilerini yürütürken, Hong Kong örneği 'bir ülke, iki sistem' modelinin sınırlarını göstermesi açısından önemli. Ayrıca, Türkiye'nin Çin ile ticari ilişkileri göz önüne alındığında, Beijing'in şehir yönetimine müdahalesi Türk dış politikasında dengeli bir yaklaşım gerektiriyor. Ankara, Hong Kong'un özerk statüsüne saygı duyulması yönündeki uluslararası taleplerle, Çin ile ekonomik ortaklığı arasında bir denge kurmak zorunda.