İngiltere'de 2027 yılında faaliyete geçmesi planlanan yeni kamu demiryolu şirketi Great British Railways'in (GBR) liderliği için sürpriz bir isim gündeme geldi: Eski Birmingham Belediye Başkanı ve Muhafazakar Parti üyesi Andy Street. Street'in bu göreve talip olması, İngiltere'de özelleştirilmiş demiryolu sisteminin başarısızlığı sonrası kamulaştırma sürecinin nasıl yönetileceğine dair önemli bir tartışma başlattı. GBR, hem demiryolu altyapısını hem de tren işletmeciliğini tek bir kamu çatısı altında birleştirecek ve 1990'lardaki özelleştirme dalgasıyla parçalanan sistemi yeniden entegre edecek.
Gelişmenin Arka Planı: Demiryolu Kamulaştırması ve Street'in Geçmişi
İngiltere'de demiryolu sektörü, 1994-1997 yılları arasında dönemin Muhafazakar hükümeti tarafından özelleştirilmişti. Ancak bu sistem yıllar içinde gecikmeler, yüksek bilet fiyatları ve düşük müşteri memnuniyeti ile eleştirildi. 2021'de yayımlanan Williams-Shapps Demiryolu İncelemesi, sistemin köklü bir reforma ihtiyacı olduğunu ortaya koydu. Bunun üzerine hükümet, 2024'te kabul edilen Demiryolu Yasası ile GBR'nin kurulmasına karar verdi. Yeni şirket, 2027 itibarıyla tüm demiryolu altyapısı (Network Rail) ve tren işletmeciliğini tek bir kamu kuruluşunda toplayacak. İlk etapta mevcut özel işletmecilerin sözleşmeleri sona erdirilecek ve hizmetler kamuya devredilecek.
Andy Street, 2017-2024 yılları arasında Batı Midlands bölgesinin seçilmiş belediye başkanıydı ve bu dönemde bölgesel demiryolu hatlarının iyileştirilmesi için çaba göstermişti. Coventry Üniversitesi mezunu olan Street, aynı zamanda John Lewis mağazalar zincirinin eski yöneticisi. Muhafazakar Parti'nin iş dünyası kökenli ılımlı kanadına mensup olan Street, 2024 genel seçimlerinde milletvekili seçilememişti. GBR başkanlığı için aday olması, parti içinde ve kamuoyunda şaşkınlık yarattı çünkü bu görev genellikle tekno-kratik bir isim beklentisi yaratıyordu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Demiryolu Kamulaştırmasının Avrupa'daki Yansımaları
İngiltere'nin demiryolu kamulaştırma girişimi, Avrupa'da neoliberal politikaların sorgulandığı bir döneme denk geliyor. Son yıllarda Almanya ve Fransa gibi ülkelerde de demiryolu hizmetlerinde kamu müdahalesi artıyor; ancak İngiltere, özelleştirmeden en büyük zararı gören ülkelerden biri olduğu için bu karar daha sembolik bir önem taşıyor. GBR modeli, Avrupa Birliği'nin 1990'larda dayattığı serbestleştirme politikalarından bir kopuşu temsil ediyor. Şirketin başarılı olması halinde, diğer ülkeler için de yol gösterici olabilir. Küresel ölçekte ise, altyapı yatırımlarının kamuya dönüşü eğilimi, Çin ve Hindistan gibi devletçi modellerle de paralellik taşıyor. Street'in adaylığı, bu dönüşümün siyasi olarak da meşrulaştırılmasına katkı sağlayabilir.
Ancak eleştirmenler, Street'in Muhafazakar Parti'ye yakınlığının şirketin şeffaflığını ve verimliliğini olumsuz etkileyebileceği endişesini taşıyor. Zira muhafazakarlar, kamulaştırmaya tam olarak ikna olmuş değil; bazı partililer özelleştirmeye dönüş ihtimalini koruyor. Bu nedenle GBR'nin ilk başkanı, sistemin uzun vadeli başarısı için kritik bir rol oynayacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin demiryolu kamulaştırma hamlesi, Türkiye’deki ulaştırma politikaları açısından ilginç bir karşılaştırma sunuyor. Türkiye’de demiryolları zaten kamuya ait TCDD tarafından işletiliyor; ancak son yıllarda kamu-özel işbirliği projeleri ve özel sektörün işletmecilik rolü artırılmaya çalışılıyor. İngiltere’nin özelleştirmeden kamulaştırmaya dönüşü, Türkiye’deki ulaştırma politikalarının yeniden gözden geçirilmesi için bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, İngiltere’nin demiryolu altyapısına yapacağı yatırımlar, Türk inşaat şirketlerine yeni fırsatlar yaratabilir. Street’in siyasi geçmişi ise, kamu şirketlerinin yönetiminde liyakat ve siyasi bağlantılar arasındaki denge sorununu bir kez daha gündeme getiriyor.