İngiltere'nin eski MI6 şefi Sir John Sawers, Rusya ile Ukrayna arasındaki barış görüşmelerinin gelecek yıl başlayabileceğini ancak Vladimir Putin'in iktidarda kaldığı sürece kalıcı bir barışın 'gerçekçi olmadığını' belirtti. Sawers, Financial Times'ın düzenlediği FT Weekend Festival'da yaptığı konuşmada, savaşın gidişatına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Barış Görüşmeleri Neden Gelecek Yıl?
Sawers'a göre, önümüzdeki yıl içinde taraflar arasında müzakere masası kurulabilir. Bunun arkasında yatan temel neden, savaşın her iki taraf için de giderek sürdürülemez hale gelmesi. Ukrayna, Batı'dan aldığı askeri desteği sürdürmekte zorlanırken, Rusya da ağır ekonomik yaptırımlar ve artan insan kaybıyla mücadele ediyor. Sawers, özellikle ABD seçimlerinin ardından Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin sorgulanmaya başlanabileceğini ve bunun Kiev'i müzakereye daha açık hale getirebileceğini ima etti.
Ancak Sawers, barış görüşmelerinin başlamasının kalıcı bir barış anlamına gelmediğini vurguladı. Ona göre, Putin'in iktidarda olduğu bir Rusya ile 'gerçekten kalıcı bir barış' sağlamak neredeyse imkansız. Çünkü Putin, Ukrayna'yı bağımsız bir devlet olarak kabul etmiyor ve Batı ile olan çatışmayı kendi iktidarını meşrulaştırmak için kullanıyor.
Putin Faktörü ve Batı'nın Tutumu
Sawers, Putin'in siyasi geleceğinin belirsiz olduğunu ve Moskova'da bir liderlik değişikliği yaşanmadan sürdürülebilir bir barışın mümkün olmadığını söyledi. Bu değerlendirme, Batı başkentlerinde uzun süredir dile getirilen bir görüşü yansıtıyor: Putin ile müzakere etmek, ateşkes sağlasa bile kalıcı bir çözüm getirmeyecek.
Öte yandan, Sawers'ın konuşması, Batı'nın Ukrayna'ya verdiği desteğin uzun vadeli stratejisinin ne olacağı sorusunu da gündeme getiriyor. ABD ve Avrupa ülkeleri, Ukrayna'yı askeri olarak desteklemeye devam ederken, bir yandan da olası bir müzakere sürecine zemin hazırlıyor. Ancak bu süreçte Ukrayna'nın toprak bütünlüğünün nasıl korunacağı belirsizliğini koruyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Rusya-Ukrayna savaşı, sadece iki ülkeyi değil, tüm Avrupa güvenlik mimarisini ve küresel enerji piyasalarını etkiliyor. Savaşın uzaması, enerji fiyatlarında dalgalanmalara, tahıl krizine ve NATO'nun genişlemesine yol açtı. Barış görüşmelerinin başlaması, bu olumsuz etkilerin hafiflemesi açısından umut verici olsa da, kalıcı bir çözüm olmadan istikrarın sağlanması zor görünüyor.
Uzmanlar, olası bir ateşkesin bile Avrupa'da güvenlik garantileri ve yeniden yapılanma konularında yeni tartışmaları beraberinde getireceğini belirtiyor. Ayrıca, Rusya'nın Batı ile ilişkilerinin normalleşmesi için Putin sonrası bir dönemin beklenmesi gerektiği görüşü ağırlık kazanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tuttu. Barış görüşmelerinin başlaması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü yeniden ön plana çıkarabilir. Daha önce İstanbul'da yapılan müzakereler ve tahıl koridoru anlaşması, Ankara'nın diplomatik kapasitesini göstermişti. Savaşın sona ermesi, Karadeniz'deki güvenlik risklerini azaltacak ve Türkiye'nin enerji ve ticaret yolları üzerindeki baskıyı hafifletecektir. Ancak Putin sonrası dönemde Rusya'nın izleyeceği politika belirsizliğini koruyor; bu da Türkiye'nin uzun vadeli stratejik planlamasını etkileyebilir.