Eski bir CIA görevlisi, Amerika-İsrail Halk İlişkileri Komitesi'nin (AIPAC) Washington'da nasıl bu kadar güçlü bir siyasi aktör haline geldiğini çarpıcı bir dille anlattı. Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan açıklamalar, ABD'nin Ortadoğu politikasının şekillenmesinde lobi gruplarının oynadığı kritik role ışık tutuyor. Eski istihbaratçının çarpıcı tespitleri, AIPAC'ın kuruluşundan bugünkü durumuna uzanan süreçte izlediği stratejileri gözler önüne seriyor.
AIPAC'ın Siyasi Güce Uzanan Yolculuğu
Eski CIA görevlisi John Smith (gerçek adı değil), AIPAC'ın 1950'lerde mütevazı bir destek grubu olarak kurulduğunu, ancak zamanla Amerikan siyasetinin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirtti. Smith, özellikle 1980'li yıllardan itibaren lobinin kampanya bağışları ve seçim desteği yoluyla Kongre üyeleri üzerinde nasıl belirleyici bir etki kurduğunu aktardı. Bu süreçte AIPAC'ın iki partili yapısının önemine dikkat çeken Smith, hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi siyasetçilerin İsrail yanlısı pozisyon almasının tesadüf olmadığını vurguladı.
Smith, AIPAC'ın etkisinin sadece seçimlerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda medya ve düşünce kuruluşları aracılığıyla kamuoyu oluşturmada da etkili olduğunu ifade etti. Özellikle 2003 Irak işgali öncesinde AIPAC'ın savaş yanlısı söylemleri desteklediğini ve bunun Beyaz Saray'ın kararını kolaylaştırdığını öne sürdü. Ancak son yıllarda AIPAC'ın Demokratlar içinde artan ilerici kanada karşı zorlandığını da ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD-İsrail İlişkilerinin Geleceği
AIPAC'ın İsrail'i koşulsuz destekleyen tutumu, Washington'un Filistin politikasını derinden etkiledi. Eski CIA görevlisi, bu durumun Arap dünyasında ABD karşıtlığını körüklediğini ve bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını savundu. Öte yandan, İran'a yönelik yaptırımların uygulanmasında ve 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) çöküşünde AIPAC'ın lobi faaliyetlerinin belirleyici olduğunu hatırlattı.
Uzmanlar, AIPAC'ın etkisinin giderek sorgulanmaya başlandığını belirtiyor. Özellikle J-Street gibi daha dengeli seslerin yükselmesi ve Amerikan toplumunun Filistin meselesine bakışındaki değişim, lobinin geleceği açısından önemli bir sınav oluşturuyor. Ancak Smith, AIPAC'ın hâlâ ABD siyasetinde en güçlü lobi gruplarından biri olduğunu ve İsrail'in güvenliğinin iki partili bir mesele olarak görüldüğü sürece etkisini koruyacağını söyledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AIPAC'ın ABD siyasetindeki gücü, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye'nin İsrail ile yaşadığı zaman zaman artan gerginlikler, AIPAC'ın Kongre'deki etkisiyle birleşince Ankara'nın Washington nezdinde zorluklarla karşılaşmasına neden olabiliyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları ve Filistin meselesindeki farklı tutumlar, AIPAC lobisinin Türkiye aleyhine bir algı oluşturmasına zemin hazırlayabiliyor. Bu durum, Türkiye'nin ABD'deki diplomasi ve lobi çalışmalarının önemini artırıyor; ayrıca, bölgesel barış arayışlarında bağımsız bir dış politika izlemenin gerekliliğini ortaya koyuyor.