ABD Başkanı Joe Biden'ın eski bir üst düzey danışmanı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 2024 yılında Gazze'de ateşkes ve esir takası anlaşmasını "imkansız" hale getirdiğini söyledi. Middle East Eye'ın haberine göre, adı açıklanmayan eski yetkili, Netanyahu'nun müzakerelerdeki tutumunun anlaşma şansını ortadan kaldırdığını belirtti. Bu açıklama, Washington'ın Gazze savaşındaki rolüne dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Müzakerelerde son durum ve suçlamalar
Habere göre, eski Biden danışmanı, Netanyahu'nun İsrail'in güvenlik taleplerini maksimalist bir şekilde öne sürerek Hamas ile varılacak bir anlaşmayı fiilen engellediğini ifade etti. 2024 boyunca Katar ve Mısır'ın arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerde, ateşkesin süresi, esirlerin serbest bırakılma koşulları ve Gazze'ye insani yardımın ulaştırılması gibi konularda anlaşmazlıklar sürdü. Eski yetkili, Netanyahu'nun özellikle Refah'a yönelik askeri operasyonu ve Philadelphia koridorundaki İsrail varlığını dayatmasının müzakereleri çıkmaza soktuğunu savundu.
İsrail hükümeti ise bu tür suçlamaları reddediyor. Netanyahu, Hamas'ın askeri ve yönetimsel kapasitesini tamamen ortadan kaldırmadan savaşın bitmeyeceğini ve tüm esirlerin serbest bırakılması için askeri baskının süreceğini defalarca dile getirdi. İsrailli yetkililer, anlaşmanın önündeki asıl engelin Hamas'ın uzlaşmaz tutumu olduğunu öne sürüyor. Ancak eski Biden danışmanının sözleri, ABD yönetimi içinde Netanyahu'nun savaşı siyasi nedenlerle uzattığına dair görüşlerin varlığını yansıtıyor.
ABD-İsrail ilişkilerinde gerilim
Biden yönetimi, 2024'te Gazze'de artan sivil kayıplar ve insani kriz nedeniyle İsrail'e yönelik eleştirilerini sertleştirmişti. ABD, Refah saldırısı öncesinde İsrail'e silah sevkiyatını kısmen askıya almış, ancak Netanyahu hükümeti operasyonu sürdürmüştü. Eski danışmanın açıklamaları, Beyaz Saray içinde yaşanan hayal kırıklığının bir yansıması olarak okunabilir. Ayrıca, ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrısına yönelik tutumu ve İsrail'e askeri destek konusundaki tartışmalar, seçim yılında Amerikan siyasetinde de yankı bulmuştu.
Uzmanlar, Netanyahu'nun koalisyon ortaklarına bağımlılığının ve iç siyasi hesaplarının anlaşma sürecini zorlaştırdığını belirtiyor. Aşırı sağcı bakanların ateşkese karşı çıkması, Netanyahu'nun manevra alanını daraltıyor. Öte yandan Hamas da elindeki esirleri koz olarak kullanmayı sürdürüyor. Karşılıklı güvensizlik, arabulucuların çabalarına rağmen bir çözümü güçleştiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Gazze savaşı, Orta Doğu'da tansiyonu yükseltirken, Lübnan Hizbullah'ı, Yemen Husileri ve İran ile yaşanan gerilimler bölgesel bir çatışma riskini artırdı. Ateşkes sağlanamaması, insani yardımların ulaştırılmasını da engelliyor. BM ve yardım kuruluşları, Gazze'de açlık ve hastalık riskinin arttığı uyarısında bulunuyor. ABD'nin tutumu, uluslararası toplumda ve küresel Güney'de eleştirilere yol açıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarması ve soykırım davası, İsrail'in uluslararası meşruiyetini zorluyor.
Eski Biden danışmanının açıklaması, ABD'nin Gazze politikasının arka planını anlamak açısından önemli. Ancak isminin açıklanmaması, iddianın doğrulanmasını güçleştiriyor. Yine de bu tür açıklamalar, Amerikan kamuoyunda ve Kongre'de İsrail'e yönelik desteğin sorgulanmasına katkı sağlayabilir. Önümüzdeki dönemde, özellikle ABD seçimlerinin ardından, Gazze politikasında bir değişim olup olmayacağı merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'de bir an önce ateşkes sağlanması ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması için yoğun diplomatik çaba yürütüyor. Netanyahu'nun anlaşmayı sabote ettiği yönündeki iddialar, Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini destekler nitelikte. Türkiye, bölgesel istikrarın ancak Filistin meselesinde adil bir çözümle sağlanacağını savunuyor. Ayrıca, Gazze krizi Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki diplomatik etkinliğini artırma fırsatı sunuyor. ABD içindeki tartışmalar, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir denge arayışını da beraberinde getirebilir. Sonuç olarak, Gazze'deki gelişmeler Türkiye'nin dış politika öncelikleri arasında yer almaya devam edecek.