Eski Beyaz Saray avukatı Ty Cobb, Cuma günü yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ın bağımsız bir seçim yönetimi komisyonundaki kalan Demokrat üyeleri bu hafta görevden alma kararının, yaklaşan ara seçimlerde kendi lehine bir avantaj sağlamak amacıyla uygulanan 'kasıtlı bir planın' parçası olduğu uyarısında bulundu. Cobb, 'Bu hamle, seçim sürecine müdahale etmek için destedeki tüm kartları istiflemek anlamına geliyor' ifadelerini kullandı. Eski hukuk danışmanı, Trump'ın bu adımının, seçim güvenliği konusunda bağımsız denetimi ortadan kaldırmayı ve Cumhuriyetçilere avantaj sağlamayı hedeflediğini belirtti.
Trump'ın hamlesi ve bağımsız komisyonun kaderi
Trump, Seçim Yardım Komisyonu'nda (EAC) görev yapan Demokrat üyelerden Thomas Hicks ve Christy McCormick'in görev sürelerini sonlandırdı. EAC, 2002 yılında çıkarılan Oy Verme Yardımı Yasası kapsamında kurulan, iki partili bir yapıya sahip bağımsız bir federal komisyon olarak biliniyor. Komisyon, seçim güvenliği standartlarını belirleme, eyaletlere seçim süreçlerinde rehberlik etme ve federal seçimlerde oy verme makinelerinin güvenliğini sağlama gibi kritik görevler üstleniyor.
Trump yönetimi, bu hamleyle birlikte EAC'nin dört üyesinden ikisini değiştirmiş oldu. Artık komisyonda sadece iki Cumhuriyetçi üye kalırken, yasal olarak işlem yapabilmek için yeterli çoğunluk sağlanamıyor. Bu durum, komisyonun seçim güvenliğiyle ilgili karar alma yeteneğini fiilen askıya almış durumda. Demokrat Senatör Amy Klobuchar, bu adımı 'Seçimlerimize doğrudan bir saldırı' olarak nitelendirirken, eski Başkan Barack Obama da 'Seçim sürecinin tarafsızlığını zedeleyen tehlikeli bir girişim' yorumunda bulundu.
Kasım ara seçimleri öncesinde seçim güvenliği tartışmaları
Kasım ayında yapılacak ara seçimler, Temsilciler Meclisi ve Senato'nun birçok kritik üyesinin belirleneceği bir süreç olacak. Uzmanlar, Trump'ın EAC hamlesini, 2020 seçimlerinde yaşanan 'meydan okuma' taktiklerinin bir devamı olarak görüyor. Cumhuriyetçi Parti, birçok eyalette oy verme saatlerini kısıtlama, kimlik gerekliliklerini sıkılaştırma gibi yasal düzenlemelerle seçimlere etki etmeye çalışıyor. Bu durumu eleştiren Demokrasi Savunucuları grubu, 'Trump ve müttefikleri, demokratik süreçlere güveni kasıtlı olarak zayıflatıyor' açıklamasını yaptı. Federal Seçim Komisyonu eski başkanı Susan Greenhalgh ise EAC'yi boşaltmanın 'seçimlerin meşruiyetine gölge düşüreceğini' belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'nin iç siyasetindeki kutuplaşmanın seçim güvenliği gibi temel bir konuda kurumsal yapıları nasıl etkileyebileceğini göstermektedir. Türkiye'nin güçlü ve bağımsız bir seçim kurumuna (YSK) sahip olması, benzer bir tartışmanın Türkiye'de yaşanmadığı anlamına gelmemektedir. Seçim güvenliği, özellikle uluslararası gözlemcilerin raporlarında sıkça vurgulanan bir konudur. Küresel ölçekte seçimlere müdahale endişeleri artarken, Türkiye'nin kendi seçim süreçlerini bağımsız ve şeffaf bir şekilde yürütmesi, demokratik meşruiyet açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca, ABD'deki bu tür tartışmalar, demokrasi algısını zedeleyerek uluslararası ittifaklara ve ortaklıklara gölge düşürebilir; bu da Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini etkileyebilecek bir faktördür.