Temmuz ayında ABD borsalarında dikkat çekici bir değişim yaşandı: Eşit ağırlıklı S&P 500 endeksi, teknoloji ağırlıklı Nasdaq-100 endeksini açık ara geride bıraktı. Bu durum, yapay zeka (AI) hisselerindeki sert satış dalgasının etkisiyle gerçekleşti ve piyasa katılımcılarının gözünü Ağustos ayına çevirdi. Peki, bu dalgalanma önümüzdeki dönemde de devam edecek mi?
Eşit Ağırlıklı S&P 500'ün Temmuz Performansı
Temmuz ayında eşit ağırlıklı S&P 500 endeksi, S&P 500'ün geleneksel (piyasa değeri ağırlıklı) versiyonunu ve özellikle Nasdaq-100'ü geride bıraktı. Eşit ağırlıklı endeks, her şirkete aynı ağırlığı verdiği için büyük teknoloji hisselerindeki düşüşten daha az etkilendi. Özellikle yarı iletken (çip) hisselerindeki sert geri çekilme, Nasdaq-100'ün performansını olumsuz etkilerken, daha geniş tabanlı eşit ağırlıklı endeks bu düşüşten görece korundu.
ABD borsalarında teknoloji hisseleri, yapay zeka yatırımlarına yönelik endişeler ve yüksek değerlemeler nedeniyle Temmuz ayında zorlu bir dönem geçirdi. Özellikle Nvidia gibi çip üreticileri, yatırımcıların kar satışlarına gitmesiyle değer kaybetti. Bu durum, Nasdaq endekslerinin S&P 500'ün diğer sektörlerine kıyasla daha kötü performans göstermesine neden oldu.
Eşit ağırlıklı S&P 500'ün bu üstünlüğü, piyasa katılımcılarının teknoloji hisselerindeki yoğunlaşmadan uzaklaşma isteğini yansıtıyor olabilir. Yatırımcılar, geniş piyasa genelinde daha dengeli bir dağılım ararken, bu durumun devam edip etmeyeceği merak ediliyor.
Yapay Zeka Ticaretinin Dalgalanması ve Küresel Etkileri
Yapay zeka hisselerindeki dalgalanma, yalnızca ABD borsalarını değil, küresel piyasaları da etkiliyor. Özellikle yarı iletken sektörü, küresel tedarik zincirinin kritik bir parçası olduğu için buradaki fiyat hareketleri Asya ve Avrupa borsalarına da yansıyor. Tayvan, Güney Kore ve Japonya'daki teknoloji hisseleri, ABD'deki çip şirketlerinin performansına paralel hareket ediyor.
Yapay zeka yatırımlarındaki artış, 2023 ve 2024 yıllarında borsa rekorlarına katkı sağlamıştı. Ancak Temmuz ayında yatırımcılar, bu teknolojilerin karlılık potansiyelini yeniden değerlendirmeye başladı. Yüksek faiz oranları ve enflasyon baskıları, özellikle yüksek değerlemelere sahip teknoloji hisseleri için risk oluşturuyor. Bu da piyasalarda oynaklığın artmasına neden oluyor.
Bu süreçte eşit ağırlıklı S&P 500 endeksi, finans, enerji ve sağlık gibi sektörlerdeki şirketlerin katkısıyla daha istikrarlı bir görünüm sergiliyor. Yatırımcılar, teknoloji hisselerindeki belirsizliğe karşı portföylerini çeşitlendirme yoluna giderken, eşit ağırlıklı endeksler bu açıdan cazip bir alternatif sunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından dolaylı etkiler barındırıyor. Küresel piyasalardaki dalgalanma, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını etkileyebilir. Risk iştahının azaldığı dönemlerde yabancı yatırımcılar gelişmiş piyasalara yönelebilir, bu da Türkiye gibi ülkelerde finansal koşulları sıkılaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin teknoloji ihracatı sınırlı olsa da, küresel tedarik zincirindeki aksaklıklar ve teknoloji hisselerindeki oynaklık, Türk şirketlerinin finansman maliyetlerini etkileyebilir. Türkiye'nin BIST 100 endeksi, gelişmiş piyasalardaki eğilimlere duyarlı olduğundan, bu tür küresel dalgalanmaların takip edilmesi önemli. Ancak, Türkiye'nin iç dinamikleri ve makroekonomik politikaları, bu tür dış şoklara karşı daha belirleyici olacaktır.