Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), Suriye'nin üyelik haklarını, özellikle oy kullanma yetkisini, ülkenin kimyasal silah meselelerinde kaydettiği ilerleme nedeniyle yeniden tesis etti. Örgütün yürütme kurulu, Suriye'nin 2013 yılında kimyasal silah stoklarını imha etme taahhüdünün ardından askıya alınan haklarının iadesine karar verdi. Karar, Suriye'nin yeni yönetiminin işbirliği çabaları ve kimyasal silah programının kalıntılarının temizlenmesindeki ilerleme ışığında alındı. OPCW, Suriye'nin 2013'te Kimyasal Silahlar Sözleşmesi'ne katılmasından bu yana, ülkenin kimyasal silah kullanımına ilişkin çok sayıda rapor ve soruşturma yürütmüştü.
Kararın arka planı ve OPCW'nin rolü
2013 yılında Şam yakınlarındaki Guta bölgesinde düzenlenen kimyasal saldırı, yüzlerce sivilin ölümüne yol açmış ve uluslararası toplumda büyük yankı uyandırmıştı. Saldırının ardından ABD ve müttefikleri Suriye'ye askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, ancak Rusya'nın arabuluculuğuyla Suriye yönetimi kimyasal silah stoklarını teslim etmeyi kabul etmişti. OPCW, bu süreçte Suriye'nin kimyasal silahlarının imhasını denetlemişti. Ancak sonraki yıllarda, özellikle iç savaş sırasında, Esad rejiminin tekrar kimyasal silah kullandığına dair çok sayıda iddia ortaya atıldı. OPCW ve BM ortak soruşturma mekanizması, 2017 ve 2018 yıllarında Han Şeyhun ve Duma saldırılarında rejimin sorumlu olduğunu tespit etmişti. Bu gelişmeler üzerine OPCW, 2021 yılında Suriye'nin oy haklarını askıya almıştı.
Son karar, Suriye'de Esad rejiminin devrilmesinin ardından kurulan yeni yönetimin OPCW ile işbirliği yapma taahhüdü ve kalan kimyasal silah stoklarının imhası için somut adımlar atması sonucu alındı. OPCW yetkilileri, Suriye'nin beyan edilmemiş kimyasal silah tesislerine erişim sağlaması ve şeffaflık göstermesinin kararda etkili olduğunu belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Karar, Orta Doğu'da kimyasal silahların yayılmasını önleme çabaları açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Suriye'nin yeniden oy hakkı kazanması, uluslararası toplumun yeni yönetimi meşru bir muhatap olarak kabul ettiğini gösteriyor. Ancak bazı Batılı ülkeler ve insan hakları örgütleri, Suriye'nin geçmişte kimyasal silah kullandığı gerekçesiyle kararı eleştirdi. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği, Suriye'nin kimyasal silah programının tamamen tasfiye edilmediğini ve ülkede hâlâ kullanılmamış stoklar bulunabileceğini savunuyor. Öte yandan Rusya ve Çin, kararı memnuniyetle karşılarken, uluslararası işbirliğinin önemine vurgu yaptı. OPCW'nin kararı, küresel silahsızlanma rejiminin işleyişi açısından da kritik bir sınav olarak görülüyor. Örgüt, Suriye örneğinde olduğu gibi, üye ülkelerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda yaptırım uygulayabildiğini, ancak işbirliği halinde de üyelik haklarını geri verebildiğini gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'deki iç savaş boyunca kimyasal silah kullanımına karşı net bir tutum sergilemiş, bu tür saldırıları kınamıştı. OPCW'nin kararı, Türkiye'nin sınır komşusu Suriye'de istikrar arayışları bağlamında değerlendirilebilir. Yeni Suriye yönetiminin uluslararası toplumla entegrasyonu, Türkiye'nin bölgedeki güvenlik endişelerini azaltabilir. Ancak Türkiye, kimyasal silahların tamamen imha edilmesi ve şeffaf bir denetim süreci talep etmeye devam edecektir. Ayrıca, PKK/YPG gibi terör örgütlerinin kimyasal silah edinme riski, Türkiye için önemli bir güvenlik meselesi olmayı sürdürüyor. Karar, Türkiye'nin Suriye'nin yeniden inşası ve siyasi çözüm sürecinde aktif rol alması açısından da bir fırsat sunuyor.