Ermenistan'da 20 Haziran 2021'de yapılan erken genel seçimleri, Başbakan Nikol Paşinyan'ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi'nin zaferiyle sonuçlandı. Seçimler, ülkenin Rusya'dan uzaklaşarak Batı'ya yönelme sürecinde kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Paşinyan'ın elde ettiği yüzde 53.9 oy oranı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in bölgedeki nüfuzunu zayıflatan bir gelişme olarak yorumlanıyor. Kremlin'in geleneksel olarak kullandığı karanlık taktikler ve baskı mekanizmaları, Ermenistan halkının Batı ile entegrasyon arzusunu durdurmaya yetmedi. Seçim sonuçları, Kafkasya'daki jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirirken, Türkiye için de yeni stratejik fırsatlar doğuruyor.
Paşinyan'ın zaferi ve Rusya'nın başarısızlığı
Ermenistan, 2020 yılında Dağlık Karabağ savaşında uğradığı ağır yenilginin ardından siyasi bir krize sürüklenmişti. Savaş sonrası imzalanan ateşkes anlaşması, bölgede Rusya'ya önemli bir rol verirken, Paşinyan hükümeti içeride büyük bir güven bunalımıyla karşı karşıya kalmıştı. Ancak Paşinyan, seçim kampanyasında ekonomik reform vaatleri ve Batı ile daha yakın ilişkiler kurma sözü vererek halkın desteğini yeniden kazanmayı başardı.
Rusya ise seçim sürecinde Paşinyan'ı zayıflatmak için çeşitli yöntemlere başvurdu. Kremlin destekli medya, Paşinyan'ı savaşın sorumlusu olarak göstermeye çalıştı, ancak bu propaganda Ermeni seçmen üzerinde beklenen etkiyi yaratmadı. Ayrıca Rusya'nın enerji ve güvenlik bağımlılığını kullanarak Ermenistan'ı dizginleme çabaları da sonuçsuz kaldı. Seçim sonuçları, Rusya'nın klasik müdahale araçlarının –enformasyon savaşı, siyasi baskı ve enerji kozu– artık eski verimliliğinde olmadığını gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kafkasya'da yeni denklem
Paşinyan'ın zaferi, sadece Ermenistan'ın iç siyasetinde değil, bölgesel jeopolitik dengeler üzerinde de önemli yansımalara sahip. Ermenistan'ın Batı'ya yönelme eğilimi, AB ve ABD ile ilişkilerini derinleştirirken, Rusya'nın uzun yıllardır bölgede kurduğu nüfuz alanını tehdit ediyor. Özellikle Güney Kafkasya'da enerji koridorları ve güvenlik mimarisi açısından kritik bir konumda bulunan Ermenistan, Batı ittifakına yaklaştıkça Rusya için stratejik bir kayıp yaşanıyor.
Diğer yandan, Türkiye ile Ermenistan arasında süren normalleşme çabaları, Paşinyan'ın güçlenmesiyle yeni bir ivme kazanabilir. 2022'de başlayan ve iki ülke arasındaki sınırların açılması, diplomatik ilişkilerin yeniden tesisi gibi konuları içeren süreç, Paşinyan'ın Batı yanlısı duruşuyla destekleniyor. Ancak bu adımlar, Rusya'nın bölgedeki çıkarlarına ters düşüyor. Moskova, Ermenistan'ın Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşmesini kendi nüfuzunu zayıflatacak bir gelişme olarak görüyor. Seçim sonuçları, Türkiye-Ermenistan diyaloğu için uygun bir zemin hazırlarken, bölgesel iş birliğinin önünü açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçimlerinin Türkiye için en önemli sonucu, normalleşme sürecine olumlu yansımasıdır. Paşinyan'ın Batı yanlısı politikaları, Ankara ile Erivan arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Rusya'nın bölgede zayıflaması, Türkiye'nin Güney Kafkasya'da daha etkin bir rol üstlenmesine imkân tanır. Ayrıca Türkiye, Azerbaycan ile olan stratejik ortaklığını güçlendirirken, Ermenistan'la diyaloğu da sürdürerek bölgesel istikrara katkıda bulunabilir. Bu durum, Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yolları üzerindeki etkisini artırarak ekonomik kazançlar da sağlayabilir. Ancak, normalleşme adımlarının başarıya ulaşması için Paşinyan'ın iç siyasi desteğini koruması ve Azerbaycan ile kalıcı bir barış anlaşmasına varması gerekiyor.