Ermenistan'da 20 Haziran 2021'de yapılacak erken parlamento seçimleri, yalnızca ülke içindeki siyasi dengeleri değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel güçlerin çıkarlarını da yakından ilgilendiriyor. Kafkasya'nın istikrarsız bölgesinde yer alan Ermenistan, Rusya, ABD ve Avrupa Birliği gibi aktörlerin jeopolitik mücadelesine sahne oluyor. Seçimler, Dağlık Karabağ savaşının ardından gelen siyasi krizin gölgesinde gerçekleşirken, Başbakan Nikol Paşinyan'ın geleceği ve ülkenin dış politika yönelimi belirlenecek.
Seçimlerin arka planı: Karabağ yenilgisi ve siyasi kriz
Ermenistan'da erken seçim kararı, Kasım 2020'de Dağlık Karabağ'da Azerbaycan karşısında alınan askeri yenilginin ardından patlak veren siyasi kriz sonucunda alındı. Başbakan Nikol Paşinyan, savaşı sona erdiren ateşkes anlaşmasını imzalamasının ardından muhalefetin ve sokak protestolarının hedefi haline gelmişti. Paşinyan, seçimlerin ülkeyi istikrara kavuşturacağını savunurken, muhalefet ise onun istifasını talep ediyor. Seçimler, aynı zamanda Paşinyan'ın reform vaatlerinin ve Batı yanlısı söyleminin test edileceği bir platform olarak görülüyor.
Ancak seçimlerin zamanlaması ve şeffaflığı konusunda endişeler bulunuyor. Sivil toplum kuruluşları, seçim öncesi atmosferde taraflı medya yayıncılığı ve siyasi baskıların arttığını belirtiyor. Öte yandan, Karabağ'dan ayrılan bölgelerden gelen on binlerce mültecinin oy kullanma hakkı da tartışma konusu. Bu durum, seçim sonuçlarının meşruiyetini etkileyebilir.
Rusya, ABD ve AB'nin gözü Ermenistan'da
Ermenistan seçimleri, üç büyük gücün de rekabet ettiği bir jeopolitik satranç tahtası olarak öne çıkıyor. Rusya, geleneksel olarak Ermenistan üzerinde güçlü bir etkiye sahip. Ülkede askeri üsleri bulunan Moskova, Paşinyan'ın Batı'ya yönelme çabalarına rağmen, güvenlik ve enerji bağlarıyla ilişkilerini sürdürüyor. Özellikle Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) üyeliği ve Rusya'ya olan enerji bağımlılığı, Ermenistan'ın manevra alanını sınırlıyor.
ABD ve AB ise, Ermenistan'da demokratik reformların derinleşmesini ve Rusya'ya alternatif bir rota çizmesini umuyor. ABD, Karabağ savaşı sonrasında bölgede nüfuzunu artırmaya çalışırken, AB ise Doğu Ortaklığı programı kapsamında Ermenistan'la ilişkilerini geliştirmek istiyor. Ancak ABD'nin bölgede somut bir güvenlik garantisi sunamaması ve AB'nin ekonomik vaatlerinin sınırlı kalması, Paşinyan'ın elini zayıflatıyor.
Seçim sonuçları, Ermenistan'ın dış politika yönelimini belirleyecek. Paşinyan'ın yeniden seçilmesi halinde, Putin yönetimiyle denge politikası izlemeye çalışması bekleniyor. Ancak muhalefetin kazanması durumunda, Ermenistan'ın Moskova'ya daha da yakınlaşması ve Batı ile ilişkilerin soğuması olası. Bu da bölgesel denklemde Türkiye-Azerbaycan eksenine karşı Rusya'nın elini güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçimleri, Türkiye'nin Kafkasya politikası için kritik bir dönemeçtir. Paşinyan'ın iktidarda kalması, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini yavaşlatabilir, ancak tamamen durdurmayabilir. Zira Paşinyan, Karabağ yenilgisi sonrası Türkiye'ye karşı daha pragmatik bir dil kullanmaya başlamıştır. Muhalefetin zaferi ise, Türkiye-Azerbaycan dayanışmasına karşı Rusya yanlısı bir blok oluşmasına yol açabilir. Ayrıca, seçim sonuçları, Türkiye'nin bölgedeki enerji ve ulaşım projeleri üzerinde de dolaylı etki yaratabilir. Ankara'nın, seçim sonrası oluşacak yeni hükümetle ilişkilerini, güvenlik ve ekonomik çıkarlarını gözeterek yeniden şekillendirmesi beklenmektedir.