Ermenistan'ın güneyindeki Goris kenti yakınlarında, yerin 250 metre altında, tuz madeni içine inşa edilmiş bir astım kliniği, devlet fonlarının kesilmesiyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Sovyet döneminden kalma bu benzersiz tedavi merkezi, her sabah bir avuç hastayı karanlık ve nemli galerilere davet ediyor; ancak geleceği, hükümetin sağlık bütçesindeki kesintiler nedeniyle belirsizliğe sürüklendi.
Yerin Altında Bir Nefes Alma Deneyimi
Sabah saatlerinde, bir grup Ermeni vatandaşı, Goris'teki Avan tuz madeninin ağzında toplanıyor. Madenin içine inen asansör, onları 250 metre derinlikteki aydınlatılmış galerilere taşıyor. Burada, tuz duvarlarıyla çevrili odalarda, astım, bronşit ve diğer solunum yolu rahatsızlıkları olan hastalar, saatlerce nefes egzersizleri yapıyor ve tuzlu havayı soluyor. Tedavi, tuz parçacıklarının solunum yollarını temizlediği ve iltihabı azalttığı inancına dayanıyor.
Bu yöntem, 'haloterapi' veya tuz terapisi olarak biliniyor ve dünyanın çeşitli yerlerinde benzer klinikler bulunuyor. Ancak Avan kliniği, bir madenin derinliklerinde kurulu olması nedeniyle özel bir karaktere sahip. Sovyet döneminde, bu maden, tuz çıkarımının yanı sıra bir sağlık tesisi olarak da işlev görmeye başlamış. 1980'lerde, doktorlar tuz tozunun solunum hastalıklarına iyi geldiğini fark etmiş ve madenin bir bölümü tedavi merkezine dönüştürülmüş.
Klinik, yıllardır astım hastalarına umut oluyor. Hastalar, burada geçirdikleri birkaç haftalık tedavi sürecinin ardından semptomlarında belirgin bir iyileşme hissettiklerini söylüyor. Hükümet, kliniği yıllarca finanse etti; ancak geçtiğimiz aylarda sağlık bütçesinde yapılan kesintiler nedeniyle fon desteğini çekti. Bu durum, 50 çalışanı olan kliniğin geleceğini tehdit ediyor. Klinik yetkilileri, kapılarını kapatmak zorunda kalabileceklerini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ermenistan, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana pek çok ekonomik ve siyasi krizle boğuşuyor. Ülke, 2020'de Dağlık Karabağ savaşında toprak kaybetmiş ve bu durum iç siyasette derin yaralar açmıştı. Sağlık alanındaki bütçe kesintileri, hükümetin önceliklerini sorgulatıyor. Muhalefet, hükümetin sağlık hizmetlerini ihmal ettiğini savunurken, iktidar ise ekonomik zorluklara dikkat çekiyor.
Haloterapi, dünya genelinde alternatif tıp uygulamaları arasında yer alıyor. Polonya, Ukrayna ve Rusya'da da benzer tuz madeni klinikleri bulunuyor. Ancak bu kliniklerin çoğu, devlet desteği yerine özel yatırımlarla ayakta kalıyor. Ermenistan'daki örnek ise, bu tür alternatif sağlık uygulamalarının kamusal sağlık sistemi içindeki yerini tartışmaya açıyor. Bilimsel çevreler, haloterapinin etkinliği konusunda bölünmüş durumda; bazı araştırmalar semptomları hafiflettiğini gösterirken, bazıları ise plasebo etkisinden başka bir şey olmadığını iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan'daki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmemekle birlikte, bölgesel istikrar ve sağlık politikaları açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, Kafkasya'da ekonomik iş birliği ve bölgesel kalkınma projelerine önem veriyor. Ermenistan'ın sağlık altyapısındaki zaaflar, ülkenin genel istikrarını etkileyebilir. Öte yandan, haloterapi gibi alternatif tedaviler, Türkiye'de de bazı özel merkezlerde uygulanıyor. Kamu sağlık sisteminde bu tür uygulamaların yeri konusundaki tartışmalar, Türkiye'de de benzer bir gündem yaratma potansiyeli taşıyor. Ancak bu olay, doğrudan Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkileri şekillendirecek bir gelişme değil.