Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in 1915 olaylarını soykırım olarak tanımasını kesin bir dille reddederken, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarında hayatını kaybeden Filistinli sivillere atıfta bulundu. Erdoğan’ın bu çıkışı, Ankara ile Tel Aviv arasında zaten gergin olan ilişkileri yeni bir düşük seviyeye taşıdı. İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, Erdoğan’ın açıklamalarına sert tepki göstererek, Türkiye’nin Ermeni soykırımını inkar etmesini “tarihi bir hata” olarak nitelendirdi. Bu diplomatik sürtüşme, iki ülke arasında 2020’den bu yana devam eden gerilimin en son örneği olarak kayıtlara geçti.
İki ülke arasındaki gerilimin arka planı
Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler, son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izledi. 2010’daki Mavi Marmara baskını sonrası diplomatik kriz yaşanmış, 2020’de yeniden büyükelçi atanmasıyla normalleşme adımları atılmıştı. Ancak 2023’te başlayan Gazze çatışması, Ankara’nın Filistin davasına verdiği güçlü desteği yeniden ön plana çıkardı. Erdoğan, İsrail’i “soykırım” yapmakla suçlarken, İsrail yönetimi ise Türkiye’yi Hamas’a lojistik destek vermekle itham ediyor. İsrail’in Ermeni soykırımını tanıması, bu zaten kırılgan olan dengeyi altüst etti. Türkiye, 1915 olaylarının soykırım olarak nitelendirilmesine uzun süredir karşı çıkarken, İsrail’in bu adımı Ankara tarafından “düşmanca bir hamle” olarak yorumlandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu diplomatik kriz, sadece ikili ilişkileri değil, bölgesel dinamikleri de etkiliyor. Türkiye’nin NATO üyesi olması ve İsrail’in ABD ile stratejik ortaklığı, iki ülke arasındaki gerginliğin küresel boyutunu artırıyor. ABD, hem Türkiye’ye hem de İsrail’e önemli bir müttefik olarak yaklaşırken, bu kriz Washington’u zor durumda bırakabilir. Avrupa Birliği ise Ermeni soykırımının tanınması konusunda bölünmüş durumda; Fransa ve Almanya gibi ülkeler tanımayı desteklerken, diğerleri çekimser kalıyor. Öte yandan, Arap dünyasında Türkiye’nin Filistin’e verdiği destek takdirle karşılanırken, İsrail’in bu adımı bölgedeki gerilimi tırmandırabilir. Gazze’deki insani kriz devam ederken, bu diplomatik çatışma bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikasının Filistin merkezli söylemini pekiştiriyor. Erdoğan, hem iç kamuoyuna hem de İslam dünyasına, İsrail’in politikalarına karşı duruşunu netleştirmiş oluyor. Ancak bu durum, ABD ve AB ile ilişkilerde ek bir gerilim unsuru yaratabilir. Türkiye’nin enerji alanında İsrail ile olası iş birliği fırsatları (Doğu Akdeniz doğalgazı gibi) şimdilik rafa kalkmış görünüyor. Bölgesel olarak, bu çıkış Türkiye’nin Katar ve Malezya gibi Filistin yanlısı ülkelerle dayanışmasını güçlendirebilir, ancak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İsrail ile normalleşmeye giden ülkelerle mesafeyi artırabilir. Sonuç olarak, Ankara’nın bu hamlesi kısa vadede diplomatik izolasyon riski taşısa da, iç siyasette ve İslam dünyasında popülarite kazandırabilir.