İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ile nihai bir anlaşmaya varılması için yapılacak müzakerelerin, daha önce imzalanan ABD-İran Mutabakat Zaptı (MoU) hükümlerinin tam olarak uygulanmasına bağlı olduğunu duyurdu. Tahran yönetimi, anlaşmanın ilk aşamasında taahhüt edilen adımların atılmaması halinde sonraki görüşmelere geçilmeyeceğini vurguladı. Bu açıklama, iki ülke arasındaki dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasının hemen öncesinde geldi ve sürecin kırılganlığını gözler önüne serdi.
Mutabakat Zaptı'nın ardından tansiyon düşük seyrediyor
İran ile ABD arasında Umman’ın arabuluculuğunda imzalanan Mutabakat Zaptı, nükleer program ve yaptırımlar konusunda karşılıklı güven artırıcı adımları içeriyor. Anlaşma kapsamında İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini belirli bir seviyede sınırlandırmayı kabul ederken, ABD de bazı yaptırımları hafifletme taahhüdünde bulunmuştu. Ancak Tahran, Washington'un bu taahhütlerini yeterli bulmadığını ve somut adımların atılmadığını iddia ediyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, haftalık basın toplantısında, “Nihai müzakerelere başlamak için öncelikle MoU’nun tüm maddelerinin hayata geçirilmesi gerekiyor. ABD tarafı henüz yaptırımların kaldırılması konusunda elle tutulur bir adım atmış değil” ifadelerini kullandı. Bekayi, Tahran’ın iyi niyetini koruduğunu ancak uygulama olmadan ilerlemenin mümkün olmadığını belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji piyasaları ve Körfez dengesi
İran-ABD ilişkilerindeki bu belirsizlik, başta petrol fiyatları olmak üzere küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya neden oluyor. İran’ın yeniden uluslararası piyasalara dönme potansiyeli, arz fazlası beklentisiyle fiyatlar üzerinde baskı yaratabilir. Öte yandan, Körfez ülkeleri de İran’ın nükleer programına ilişkin anlaşmanın akıbetini yakından takip ediyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, olası bir anlaşmanın bölgesel güvenlik dinamiklerini değiştirebileceği endişesiyle temkinli bir duruş sergiliyor.
Uzmanlar, Mutabakat Zaptı'nın uygulanmasındaki gecikmelerin, İran’ın nükleer faaliyetlerini yeniden hızlandırmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) raporları, İran’ın yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirmeye devam ettiğini ve bu oranın askeri kullanıma oldukça yakın olduğunu gösteriyor. Bu durum, İsrail’in sert tepkisine ve olası bir askeri müdahale senaryosunun masada kalmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD mutabakatının uygulanması ve nihai müzakerelere geçilmesi, Türkiye’nin enerji güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, doğal gaz ve petrol ihtiyacının önemli bir kısmını İran’dan karşılıyor; yaptırımların hafiflemesi, enerji ticaretini kolaylaştıracak ve maliyetleri düşürebilecek. Ayrıca, İran’ın uluslararası sisteme entegrasyonu, bölgesel istikrara katkı sağlayarak Türkiye’nin güney sınırlarındaki güvenlik risklerini azaltabilir. Ancak sürecin tıkanması, yeni bir göç dalgası veya komşuda istikrarsızlık riskini beraberinde getirebilir. Ankara, bu nedenle Tahran-Washington hattında dengeli bir diplomatik rol üstlenmeye devam ediyor.