Jeffrey Epstein tarafından cinsel istismara uğrayan ve ticareti yapılan bir kadın, ABD Kongresi üyelerine verdiği ifadede, Buckingham Sarayı’nda Prens Andrew’a ait dairede akşam yemeği yediğini açıkladı. Bu, Epstein’ın kurbanlarından birinin ilk kez İngiliz kraliyet ailesine ait bir konutta bulunduğunu kamuoyu önünde dile getirmesi olarak kayıtlara geçti. İfade, Epstein skandalının İngiliz Kraliyet Ailesi ile bağlantılarına dair uzun süredir devam eden soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.
İfadenin detayları ve arka plan
Kimliği gizli tutulan kadın, 2000’li yılların başında Epstein tarafından istismar edildiğini ve bu süreçte Prens Andrew ile tanıştırıldığını belirtti. İfadeye göre, kendisi ve başka bir kadın, Epstein’ın daveti üzerine Buckingham Sarayı’na gitmiş ve Prens Andrew’ın özel dairesinde akşam yemeğine katılmış. Kadın, bu ziyaret sırasında Andrew ile Epstein arasında geçen konuşmalara tanık olduğunu ancak doğrudan bir taciz olayı yaşamadığını söyledi. Ancak, bu tür buluşmaların Epstein’ın genç kadınları zengin ve nüfuzlu kişilerle tanıştırmak için kullandığı bir yöntem olduğuna vurgu yaptı.
Epstein, 2019’da gözaltında intihar etmişti. Skandal, aralarında eski ABD Başkanları Bill Clinton ve Donald Trump ile İngiltere Kraliçesi’nin oğlu Prens Andrew’un da bulunduğu pek çok ismi hedef almıştı. Prens Andrew, Epstein’ın kurbanlarından Virginia Giuffre ile yaptığı cinsel ilişki iddialarını reddetmiş, ancak bu iddialar nedeniyle kraliyet görevlerinden çekilmek zorunda kalmış ve 2022’de anlaşma yoluyla tazminat ödemişti. Bugüne kadar Andrew hakkında resmi bir suçlama yöneltilmiş değil.
Küresel yankılar ve hukuki boyut
Kadının Kongre üyelerine verdiği ifade, ABD’de Epstein’ın suç ortaklarının yargılanmasına yönelik baskıyı artırmış durumda. Kongre, Epstein’ın ağını ve onunla bağlantılı kişileri araştırmak üzere 2023’te bir soruşturma başlatmıştı. Bu ifade, özellikle Prens Andrew’un olaylardaki rolünün yeniden sorgulanmasına yol açtı. İngiltere’de ise kraliyet ailesi konuyla ilgili yorum yapmazken, Buckingham Sarayı’nın hukuk ekibinin gelişmeleri yakından takip ettiği öğrenildi.
Uzmanlar, bu tanıklığın Epstein davasındaki diğer mağdurları da cesaretlendirebileceğini ve daha önce konuşmamış kişilerin ifade vermesine kapı aralayabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, doğrudan Türkiye’yi ilgilendiren bir konu olmamakla birlikte, küresel çapta uluslararası hukukun ve hesap verebilirliğin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Epstein skandalının yarattığı kamuoyu baskısı, benzer nitelikteki vakalarda yargısal süreçlerin hızlanmasına ve mağdurların seslerini duyurmasına katkı sağlıyor. Türkiye’nin de kadına yönelik şiddet ve insan ticaretiyle mücadelede uluslararası iş birliğini güçlendirmesi açısından bu tür vakalar, önemli birer referans noktası oluşturuyor. Ayrıca, İngiltere gibi müttefik bir ülkenin kraliyet ailesini sarsan bu skandal, Türk kamuoyunda monarşi ve aristokrasiye yönelik eleştirel bir perspektifin güçlenmesine yol açabilir.