ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), Trump yönetiminin son haftalarında üç yeni florokarbon bazlı pestisitin kullanımına onay verdi. Bu pestisitler, uluslararası kimyasal yönetim çerçevesinde 'sonsuz kimyasallar' (PFAS) olarak sınıflandırılabilecek bileşikler içeriyor. Karar, çevre örgütleri ve bilim insanları tarafından sert bir şekilde eleştirilirken, EPA'nın kendi bilimsel değerlendirmelerinin aksine hareket ettiği iddia ediliyor. Yeni onaylanan pestisitlerin tarımda kullanılması, toprak ve su kaynaklarında kalıcı kirliliğe yol açabileceği endişelerini artırıyor.
Gelişmenin arka planı
EPA'nın onayladığı üç pestisit, aktif madde olarak florokarbon türevleri içeriyor. Bu kimyasallar, yüksek dayanıklılıkları nedeniyle çevrede uzun süre bozunmadan kalabiliyor ve 'sonsuz kimyasallar' olarak adlandırılıyor. Stockholm Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalar, bu tür maddelerin kullanımını kısıtlama eğilimindeyken, ABD'nin bu adımı küresel kimyasal yönetim normlarıyla çelişiyor.
EPA'nın kendi iç değerlendirmelerinde, bu pestisitlerin insan sağlığı ve çevre üzerinde potansiyel riskler oluşturduğu belirtilmişti. Ancak Trump yönetimi, tarım sektöründen gelen baskılar sonucu onay sürecini hızlandırdı. Onaylanan pestisitlerin başta mısır ve soya olmak üzere geniş alanlarda kullanılması planlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu kararı, küresel çapta PFAS kimyasallarının yasaklanması yönündeki çabalara darbe vuruyor. Avrupa Birliği, PFAS'ları aşamalı olarak yasaklama sürecindeyken, ABD'nin bu tür maddelere onay vermesi, uluslararası ticarette ve çevre standartlarında uyumsuzluk yaratıyor. Bu durum, özellikle tarım ürünleri ticaretinde yeni engeller doğurabilir. Ayrıca, ABD'de üretilen tarım ürünlerinin ihraç edildiği ülkelerde de PFAS kirliliği riski artıyor.
Bilim insanları, PFAS'ların insan vücudunda birikerek kanser, bağışıklık sistemi bozuklukları ve hormonal sorunlara yol açabileceğini vurguluyor. EPA'nın kararı, bu riskleri görmezden gelerek kısa vadeli tarımsal verimliliği önceliklendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarım ürünleri ihracatında ABD ile rekabet eden bir ülke konumunda. ABD'nin bu kararı, Türk tarım ürünlerinin uluslararası pazarlarda 'PFAS içermeyen' etiketiyle öne çıkmasına fırsat tanıyabilir. Ancak Türkiye'nin de kendi tarımında kullanılan pestisitlerin PFAS içeriğini denetlemesi gerekiyor. Küresel çevre standartlarına uyum, Türkiye'nin AB ile ticaretinde önemli bir kriter haline gelirken, bu tür gelişmeler Türkiye'nin kimyasal yönetim politikalarını gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca, Türkiye'nin tarımda sürdürülebilirlik hedefleri açısından bu tür 'sonsuz kimyasalların' kullanımından kaçınması stratejik bir önem taşıyor.