ABD Donanması'nın ilk nükleer enerjili uçak gemisi olan USS Enterprise'ın (CVN-65) hizmet dışı bırakılması ve söküm süreci, toplam maliyeti yaklaşık 1,3 milyar dolara ulaştı. 2012 yılında aktif görevden emekliye ayrılan 'Büyük E' lakaplı gemi, Newport News Shipbuilding tarafından inşa edilmiş ve 1961'de denize indirilmişti. Soğuk Savaş döneminin sembollerinden biri olan gemi, nükleer reaktörlerinin güvenli bir şekilde sökülmesi ve bertaraf edilmesi sürecinin ardından 2030'ların ortalarında tamamen hurdaya ayrılacak. Donanma yetkilileri, söküm işleminin öngörülenden daha karmaşık ve maliyetli olduğunu kabul ederken, bu durum ABD'nin nükleer gemi filosunun emeklilik ve geri dönüşüm süreçlerine ilişkin bütçe planlamalarında yeni bir tartışma başlattı.
Gelişmenin Arka Planı
USS Enterprise, 1961'de göreve başladığında dünyanın ilk nükleer güçle çalışan uçak gemisi unvanını taşıyordu. 50 yılı aşkın hizmet süresi boyunca; Küba Füze Krizi, Vietnam Savaşı, Balkanlar'daki çatışmalar ve Irak ile Afganistan'daki operasyonlar dahil olmak üzere birçok kritik görevde yer aldı. Geminin iki adet A2W basınçlı su reaktörü, toplamda 51 yıl boyunca kesintisiz enerji sağladı. Ancak 2012'de aktif görevden emekliye ayrıldığında, reaktörlerin yakıt çubuklarının çıkarılması ve güvenli bir şekilde saklanması gerekiyordu. Bu süreç, nükleer atık yönetimi açısından son derece dikkatli bir planlama gerektirdi.
Başlangıçta söküm maliyetinin 700 milyon dolar civarında olacağı tahmin ediliyordu. Ancak 2023 itibarıyla yapılan harcamalar 1,3 milyar dolara ulaştı ve bu rakamın gemi tamamen hurdaya ayrılana kadar daha da artması bekleniyor. Donanma, sürecin uzun sürmesinin nedenleri arasında; nükleer reaktörlerin devre dışı bırakılması sırasında federal düzenlemelere uyum, radyoaktif atıkların taşınması ve depolanması konusunda yaşanan lojistik zorluklar ve iş gücü maliyetlerindeki artışı gösteriyor. Ayrıca, Enterprise'ın sökümü için seçilen yöntem olan 'kuru kızakta söküm' tekniği, geminin daha küçük parçalara ayrılarak geri dönüştürülmesini içeriyor ve bu işlem, geleneksel söküm yöntemlerine kıyasla daha fazla süre ve fon gerektiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin nükleer uçak gemilerini filodan çekme ve sökme operasyonları, küresel deniz gücü dengesi açısından önemli bir gösterge. Enterprise'ın emekliye ayrılmasının ardından ABD Donanması, Nimitz sınıfı ve yeni Ford sınıfı gemiler ile filoyu modernize etti. Bu süreçte, nükleer enerjili uçak gemilerinin sadece inşası değil, aynı zamanda hizmet ömrü sonundaki yönetimi de stratejik bir maliyet unsuru haline geldi. Özellikle Çin ve Rusya gibi ülkelerin denizcilik alanındaki yatırımlarını artırdığı bir dönemde, ABD'nin eski gemilerinin bertarafına ne kadar kaynak ayırdığı, savunma bütçesinin öncelikleri hakkında önemli sinyaller veriyor.
Uzmanlar, bu durumun ABD Donanması'nın gelecekteki gemi inşa programlarını etkileyebileceğini belirtiyor. Örneğin, Ford sınıfı gemilerin inşası ve Columbia sınıfı denizaltıların geliştirilmesi için ayrılan kaynakların, emekliye ayrılan gemilerin söküm maliyetleriyle dengelenmesi gerekiyor. Ayrıca, nükleer atık yönetimi konusu, uluslararası çevre anlaşmaları ve nükleer güvenlik normlarıyla kesişen hassas bir başlık olarak öne çıkıyor. Enterprise'ın söküm sürecinde elde edilen tecrübeler, gelecekte emekliye ayrılacak olan Nimitz sınıfı gemilerin sökümünde kullanılacak, bu nedenle sürecin nasıl yönetildiği dünya basınında yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Enterprise gibi devasa bir savaş gemisini sökmek için 1,3 milyar dolar harcaması, savunma harcamalarının yalnızca yeni sistemlerin alımını değil, aynı zamanda eski sistemlerin bertarafını da kapsayan yaşam döngüsü maliyetleri olduğunu gösteriyor. Türkiye gibi gelişmekte olan deniz güçleri için bu durum, savunma projelerinde toplam maliyet hesaplamalarının önemini vurguluyor. Türkiye'nin MİLGEM projesi kapsamında inşa ettiği gemiler ve yerel tersane kapasitesi geliştirme çabası, bu tür maliyet kalemlerini göz önünde bulundurmayı gerektiriyor. Ayrıca, nükleer enerjili gemi teknolojisine sahip ülkelerin bu gemileri hizmet dışı bırakırken karşılaştıkları zorluklar, nükleer teknolojinin yayılması konusundaki tartışmalara da dolaylı katkı sağlıyor. Türkiye'nin savunma stratejisi açısından, deniz gücü inşasında sürdürülebilirlik ve bütçe disiplini anahtar rol oynuyor.