Bloomberg Economics ekonomisti Stuart Paul, ABD'de enflasyonun zirveye ulaştığını ve artık düşüş eğilimine girdiğini belirtti. Paul, Bloomberg Real Yield programında yaptığı açıklamada, enflasyonist baskıların yavaş yavaş azaldığını ifade etti. Bu değerlendirme, ABD'de kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksinin (PCE) Mayıs ayında yıllık bazda %5,8'e yükselmesiyle aynı döneme denk geldi. ABD Ticaret Bakanlığı verilerine göre, tüketici harcamaları Nisan ayındaki %0,6'lık artışın ardından Mayıs ayında da %0,4 oranında büyüme kaydetti. Bu artış, İran ile devam eden askeri çatışmanın olumsuz etkilerine rağmen Amerikan ekonomisinin dirençli olduğunu gösteriyor.
Enflasyon Verileri ve Tüketici Davranışları
Stuart Paul, enflasyonun Mayıs ayında zirve yaptığını, ancak harcamalardaki yavaşlamanın talebin soğumasına işaret ettiğini belirtti. Çekirdek PCE endeksi (gıda ve enerji hariç) ise Nisan'daki %2,9'dan Mayıs'ta %3,1'e yükseldi. Paul, "Temel enflasyonun yapışkan olduğunu görüyoruz, ancak genel eğilim aşağı yönlü. Fed'in faiz artırımlarının etkisi yavaş yavaş hissediliyor" dedi. Tüketici harcamaları, ABD ekonomisinin yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu için bu veriler resesyon riskine ilişkin öngörüler açısından kritik önem taşıyor. Analistler, yüksek enflasyon ve İran savaşının yarattığı belirsizliğe rağmen harcamaların artmasını, Amerikan tüketicisinin güçlü işgücü piyasası ve birikmiş tasarruflar sayesinde ayakta kaldığı şeklinde yorumluyor.
Mayıs ayı verileri, enflasyonun 40 yılın en yüksek seviyelerinde seyretmesine karşın tüketicilerin temel ihtiyaçlara yönelik harcamalarını kısmadığını gösterdi. Perakende satışlar, özellikle benzin ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle nominal olarak yükseldi. Ancak enflasyondan arındırıldığında, reel harcamalarda yavaşlama görüldüğü ifade ediliyor.
Küresel Ekonomiye Etkileri ve Merkez Bankalarının Tepkisi
ABD'deki enflasyon ve tüketici harcamaları verileri, küresel piyasalar için de belirleyici oluyor. Fed'in faiz politikasını şekillendiren bu veriler, doların değerini, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını ve ticaret dengelerini etkiliyor. Stuart Paul, "Fed'in bu yıl faiz indirimine başlaması mümkün görünmüyor; ancak sonbaharda bir indirim olasılığı var" dedi. İran savaşının enerji fiyatları üzerindeki baskısı ise enflasyon görünümü için risk unsuru olmaya devam ediyor.
Avrupa Merkez Bankası ve diğer merkez bankaları da benzer sıkılaşma döngülerini sürdürürken, ABD verileri küresel büyüme beklentileri için bir referans noktası oluşturuyor. Yüksek enflasyon ve artan jeopolitik riskler, dünya genelinde yatırımcı güvenini zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyonun zirve yapması ve tüketici harcamalarının savaşa rağmen büyümesi, Türkiye ekonomisi için karmaşık sinyaller taşıyor. Küresel enflasyonun yavaşlaması, ithalat maliyetlerini düşürerek Türkiye'nin cari açığını hafifletebilir. Ancak Fed'in faiz indirimine gitmemesi, gelişmekte olan piyasalar üzerinde baskı yaratmaya devam edecek. İran savaşının enerji fiyatlarına etkisi, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeleri doğrudan etkiliyor. Ayrıca, ABD talebindeki yavaşlama olasılığı, Türk ihracatçıları için yeni riskler oluşturuyor.