Küresel piyasalar, hafta başında açıklanacak ABD enflasyon verileri öncesinde temkinli bir seyir izlerken, petrol fiyatları yükseliş kaydetti. Brent petrol varil başına 82 doların üzerine çıkarken, Asya borsaları karışık bir görünüm sergiledi. Yatırımcılar, enflasyon raporunun merkez bankalarının faiz politikalarına yön vermesi açısından kritik olduğunu değerlendiriyor.
Piyasalarda Enflasyon Beklentisi
ABD Çalışma Bakanlığı'nın Çarşamba günü açıklayacağı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri, dünya genelinde borsa ve emtia piyasalarının yönünü belirlemesi beklenen en önemli ekonomik gösterge konumunda. Haziran ayına ilişkin TÜFE verilerinin yıllık bazda yüzde 3,1 artış göstermesi bekleniyor; bu oran Mayıs ayındaki yüzde 3,3 seviyesine göre bir miktar yavaşlama anlamına geliyor. Çekirdek enflasyonun ise yüzde 3,4 seviyesinde kalması öngörülüyor.
Bu veriler, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) yılın ikinci yarısındaki faiz indirimi ihtimalini doğrudan etkileyecek. Piyasalar, Fed'in Eylül ayında ilk faiz indirimine gitme olasılığını yüzde 70'in üzerinde fiyatlıyor. Ancak bu oran, enflasyon verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda hızla değişebilir. Analistler, enflasyonun yapışkan kalmasının faiz indirimlerini erteleyebileceğini ve risk iştahını baskılayabileceğini belirtiyor.
Petrol Fiyatları ve Arz Endişeleri
Petrol tarafında ise Brent tipi ham petrolün varil fiyatı, haftaya yüzde 0,4'lük artışla 82,30 dolardan başladı. Batı Teksas tipi ham petrol (WTI) ise varil başına 78,50 dolarda işlem gördü. Fiyatlardaki yükseliş, Orta Doğu'daki jeopolitik riskler ve Amerikan Petrol Enstitüsü'nün (API) stok verilerinde yaşanabilecek sürprizlere bağlanıyor.
Uzmanlar, yaz aylarında artan talep beklentisinin ve OPEC+'ın üretim kısıtlamalarının fiyatları desteklediğini ifade ediyor. Suudi Arabistan ve Rusya öncülüğündeki OPEC+ grubu, gönüllü üretim kesintilerini üçüncü çeyreğe kadar uzatmıştı. Bu kesintiler, piyasada arz fazlasının önlenmesine yardımcı olurken, fiyatların 80 doların üzerinde tutunmasını sağlıyor.
Asya Borsalarında Karışık Görünüm
Asya-Pasifik borsaları, enflasyon öncesi temkinli bir seyir izledi. Japonya'da Nikkei 225 endeksi yatay kapanırken, Çin'de Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,2 artışla günü tamamladı. Hong Kong Hang Seng Endeksi ise yüzde 0,3'lük bir düşüşle negatif ayrıştı. Güney Kore KOSPI endeksi, teknoloji hisselerindeki satışlarla yüzde 0,4 değer kaybetti.
Çin'in açıkladığı dış ticaret verileri, ihracatın beklenenden az artmasına rağmen ithalatın güçlü kalmasıyla karışık sinyaller verdi. Çin'in Haziran ayı ihracatı yıllık bazda yüzde 8,6 artarken, bu rakam piyasa beklentisi olan yüzde 8,9'un hafif altında kaldı. İthalat ise yüzde 5,9 artışla beklentileri aştı. Bu veriler, dünyanın ikinci büyük ekonomisindeki toparlanmanın sürdüğüne işaret etse de, dış talepteki zayıflığın devam ettiğine yoruldu.
ABD vadeli endeksleri, enflasyon raporu öncesi hafif artıdayken, Avrupa borsalarının da güne yükselişle başlaması bekleniyor. Yatırımcılar, ayrıca Fed Başkanı Jerome Powell'ın Kongre'deki yarı yıl sunumlarını ve bu hafta açıklanacak İngiltere, Japonya ve Yeni Zelanda merkez bankası kararlarını yakından izliyor.
Küresel Ekonomide Risk Faktörleri
Jeopolitik riskler, piyasaların üzerinde bir başka baskı unsuru olarak öne çıkıyor. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji arzına ilişkin endişeler sürerken, Orta Doğu'da İsrail-Hamas çatışmasının bölgeye yayılma ihtimali de risk primini artırıyor. Husi militanlarının Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, küresel ticaret rotalarını tehdit etmeye devam ediyor.
Öte yandan, İngiltere'de yeni işçi partisi hükümetinin göreve başlaması piyasalar tarafından olumlu karşılandı; FTSE 100 endeksi, yeni hükümetin istikrar getireceği beklentisiyle yükseliş eğilimi gösteriyor. Ancak İngiltere'nin yüksek borç seviyeleri ve bütçe açığını azaltma planları, yatırımcıların dikkatle takip ettiği konular arasında.
Uzmanlar, enflasyon verilerinin yanı sıra şirket kazançlarının da üçüncü çeyrek itibarıyla yön belirleyeceğini vurguluyor. Özellikle ABD'de büyük bankalardan başlamak üzere finans şirketlerinin kazanç raporları, piyasa değerlemeleri açısından kritik olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel enflasyon dinamikleri ve petrol fiyatlarındaki hareketlilik, Türkiye ekonomisi için doğrudan önem taşıyor. Türkiye, enerji ithalatında yüksek oranda dışa bağımlı olduğu için petrol fiyatlarındaki artış, cari açık üzerinde baskı oluşturabilir ve enflasyonu besleyebilir. Öte yandan, ABD enflasyon verilerinin beklentilerin altında gelmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını hızlandırabilir; bu da Türkiye gibi yüksek faiz oranlarına sahip ülkeler için olumlu bir gelişme olabilir. TCMB'nin sıkılaştırma adımları sonrası rezervlerdeki iyileşme sürerken, küresel risk iştahının artması Türk varlıklarına olan talebi destekleyebilir. Ancak jeopolitik risklerin tırmanması, TL üzerinde değer kaybı yönünde bir risk oluşturmayı sürdürüyor.