Küresel enerji krizi, çelik sektöründe köklü bir dönüşümü tetikleyebilir. Geleneksel çelik üretimi, kömür ve doğal gaza bağımlılığı nedeniyle yüksek karbon emisyonlarına yol açarken, artan enerji fiyatları yeşil çelik teknolojilerini ekonomik açıdan daha rekabetçi hale getiriyor. Uzmanlara göre, enerji şoku olmasaydı bu dönüşüm yıllar alabilirdi. Ancak bugün, yeşil hidrojen bazlı çelik üretiminin önündeki maliyet engeli giderek azalıyor. Öte yandan, küresel gaz yakma miktarı 2019'dan bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bu durum, enerji verimliliği ve emisyon azaltımı hedefleriyle çelişiyor.
Yeşil Çelik Üretiminde Enerji Krizinin Rolü
Çelik üretimi, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %7'sinden sorumlu. Geleneksel yöntemlerle bir ton çelik üretmek için yaklaşık 1,8 ton karbondioksit salınıyor. Yeşil çelik, bu süreçte fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji ile üretilen hidrojeni kullanarak emisyonları neredeyse sıfıra indiriyor. Ancak yeşil hidrojenin maliyeti, doğal gazdan üretilen gri hidrojene göre hâlâ yüksek. Enerji kriziyle birlikte doğal gaz fiyatlarının tarihi zirvelere ulaşması, yeşil hidrojeni daha cazip hale getirdi.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 2022 yılında küresel hidrojen talebi 94 milyon tona ulaştı ve bunun sadece %0,1'i yeşil hidrojenden sağlandı. Ancak Avrupa Birliği'nin Karbon Sınır Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi politikalar, çelik ithalatında karbon ayak izini fiyatlandırarak yeşil çeliğe talebi artırıyor. Dünyanın en büyük çelik üreticisi Çin ise, karbon nötr hedefleri doğrultusunda yeşil çelik yatırımlarını hızlandırmış durumda. Örneğin, China Baowu Steel Group, 2023'te dünyanın en büyük yeşil çelik tesisini inşa etme planını açıkladı.
Gaz Yakmalarındaki Artış Küresel Hedefleri Tehdit Ediyor
Enerji krizinin bir başka yansıması ise gaz yakmalarındaki dramatik artış oldu. Dünya Bankası'nın yayınladığı Küresel Gaz Yakma Veri Seti'ne göre, 2023'te küresel gaz yakma hacmi 155 milyar metreküpe ulaşarak 2019'dan bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Bu artış, özellikle ABD, Rusya ve Venezuela gibi büyük petrol ve gaz üreticilerinde yoğunlaştı. Gaz yakma, petrol üretimi sırasında ortaya çıkan doğal gazın atmosfere salınması anlamına geliyor ve bu işlem milyonlarca ton karbondioksit ile metan emisyonuna yol açıyor. IEA'ya göre, bu emisyonlar 2023'te yaklaşık 1,5 milyar ton CO2 eşdeğerine ulaştı.
Teknik olarak, bu gazın yakalanarak enerji üretiminde kullanılması mümkün. Ancak düşük enerji fiyatları ve yetersiz altyapı, birçok üreticiyi yakma yöntemine yöneltiyor. Enerji krizi, bazı bölgelerde elektrik üretiminin artması nedeniyle gaz yakmayı daha da kârlı hale getirdi. Uzmanlar, bu eğilimin devam etmesi halinde Paris İklim Anlaşması hedeflerinin geri planda kalacağı uyarısında bulunuyor. Dünya Bankası'nın 2030 yılına kadar sıfır gaz yakma hedefi ise şu an için ulaşılamaz görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Enerji krizinin yeşil çelik üretimini hızlandırması, Türkiye'nin çelik sektörü için stratejik bir fırsat ve tehdit oluşturuyor. Türkiye, dünyanın en büyük çelik üreticileri arasında yer alırken, üretiminin büyük kısmı geleneksel yöntemlere dayanıyor. AB'nin CBAM gibi karbon sınır uygulamaları, Türk çelik ihracatına ek maliyet getirebilir. Ancak yeşil çeliğe yapılacak yatırımlar, Türkiye'yi bu yeni düzenlemelere uyumlu hale getirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek (özellikle güneş ve rüzgar), bu da yeşil hidrojen üretimi için avantaj sağlıyor. Gaz yakmalarındaki artış ise Türkiye'nin enerji verimliliği politikalarıyla çelişiyor. Türkiye'nin doğal gaz ithalatçısı olması, küresel gaz fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkilenmesine neden oluyor. Bu nedenle, enerji şoku sonrası yeşil dönüşüm, Türkiye için hem ekonomik rekabetçilik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından hayati önem taşıyor.