Güneydoğu Asya'yı etkisi altına alan ve son on yılın en kötü sis krizi olarak nitelendirilen Endonezya orman yangınlarından kaynaklanan zehirli duman, Malezya'nın Borneo adasındaki Sarawak eyaletini etkisi altına aldı. Bölgede hava kalitesi tehlikeli seviyelere ulaşırken, solunum yolu hastalıklarında ciddi artış yaşanıyor. Malezya Çevre Bakanlığı verilerine göre, Sarawak'ın bazı bölgelerinde Hava Kirliliği Endeksi (API) 300'ün üzerine çıkarak 'tehlikeli' seviyeye ulaştı. Yetkililer, halka dışarı çıkmamaları ve maske takmaları yönünde uyarılarda bulunuyor.
Krizin arka planı ve etkileri
Her yıl kurak mevsimde meydana gelen ve genellikle palmiye yağı tarlaları açmak için ormanların bilinçli olarak yakılması sonucu ortaya çıkan Endonezya kaynaklı yangınlar, bu yıl bölgeyi yeniden esir aldı. Güneydoğu Asya ülkelerini etkileyen transsınır sis sorunu, Endonezya'nın Sumatra ve Kalimantan adalarında çıkan yangınlarla her yıl tekrarlıyor. Sarawak eyaletinde hava kalitesi, 2015'te yaşanan ve bölgeyi haftalarca etkileyen krizden bu yana en kötü seviyesine ulaştı.
Sarawak Sağlık Dairesi, son haftalarda akut solunum yolu enfeksiyonu, astım ve göz tahrişi şikayetleriyle hastanelere başvuruların belirgin şekilde arttığını açıkladı. Okulların birçoğu eğitime ara verirken, hükümet kapalı alanlarda kalınması ve su tüketiminin artırılması tavsiyesinde bulunuyor. Sis nedeniyle görüş mesafesi düşerken, bazı uçak seferleri iptal edildi; ekonomik faaliyetler de olumsuz etkileniyor.
Endonezya hükümeti, yangınlarla mücadele etmek için ordu ve polisi seferber ettiğini açıklasa da, bölgedeki turba arazilerinin altındaki yangınların söndürülmesi zorluğunu sürdürüyor. Çevre örgütleri, yetersiz yaptırımlar ve şirketlerin palmiye yağı üretimindeki çıkarlarının yangınların asıl nedenini oluşturduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu kriz yalnızca Malezya'yı değil, Singapur ve Tayland gibi komşu ülkeleri de etkiliyor. Singapur'da hava kalitesi 'sağlıksız' seviyelere kadar yükselirken, Tayland'ın güney bölgelerinde de sis nedeniyle uçuşlarda aksamalar yaşandı. Güneydoğu Asya ülkeleri, bölgesel işbirliğiyle yangınlarla mücadele için ASEAN Anlaşması'nı imzalamış olsa da, uygulamada ciddi eksiklikler bulunuyor.
Uzmanlar, iklim değişikliğiyle birlikte kuraklık ve yüksek sıcaklıkların bu tür yangınları daha sık ve şiddetli hale getirdiğini belirtiyor. Ayrıca, yangınlardan kaynaklanan karbon emisyonlarının küresel ısınmayı artırdığına dikkat çekiyor. Endonezya, dünyanın en büyük palmiye yağı üreticisi konumunda; bu üretimin çevresel maliyeti ise yalnızca bölge için değil, tüm dünya için bir tehdit oluşturuyor. 2015'teki büyük yangınlarda Endonezya'nın günlük karbon emisyonu, ABD'nin tamamını aşmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güneydoğu Asya'daki bu çevre krizine doğrudan taraf olmasa da, küresel iklim değişikliğinin etkilerini yakından hisseden bir ülke olarak bu tür olayların uluslararası işbirliği gerektirdiğini görmektedir. Yangınlardan kaynaklanan sera gazı emisyonları, tüm dünyayı etkileyen iklim değişikliğini hızlandırmakta; Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Akdeniz havzası ülkeleri, kuraklık ve orman yangınları riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin orman yangınlarıyla mücadele konusundaki deneyimi ve teknolojisi, Güneydoğu Asya ülkeleriyle işbirliği fırsatları sunabilir. Bu tür krizler, küresel ölçekte çevre politikalarının önemini bir kez daha ortaya koyarken, Türkiye'nin uluslararası platformlarda iklim değişikliğiyle mücadele çabalarına katkı sağlaması beklenmektedir.