Endonezya'nın Bogor kentindeki bir serada, Endonezyalı bir öğrenci, İsrailli bir mühendisin damla damla suyu toprağa nasıl emdirdiğini anlatışını izliyordu. Odadaki hiç kimse teknolojinin ya da uzmanın nereden geldiğini sormadı. Kimse, el konmuş topraklar üzerine inşa edilmiş bir şirketten sulama eğitimi almanın ne anlama geldiğini düşünmedi. Bu sahne, Endonezya'nın Tarım Bakanlığı ile İsrail merkezli Netafim firması arasında yıllardır süren gizli iş birliğinin sadece bir parçası. Endonezya, Filistin davasına verdiği güçlü destekle tanınmasına rağmen, tarım sektöründe İsrail teknolojisine bel bağlamış durumda. Bu durum, ülkenin siyasi söylemi ile pratiği arasındaki keskin çelişkiyi gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı
Endonezya Tarım Bakanlığı ile İsrail'in Netafim şirketi arasındaki bağlantı, 2017 yılında dönemin Tarım Bakanı Amran Sulaiman'ın Netafim'in Endonezya'daki distribütörü olan PT Aqualites with Vidiying to Sarana'nın ev sahipliğinde düzenlenen bir toplantıya katılmasıyla gün yüzüne çıktı. Toplantıda, İsrail'in damla sulama teknolojisinin Endonezya'nın kurak bölgelerinde kullanılması için çeşitli protokoller imzalandı. Bu anlaşmalar, resmi olarak 'ülkeler arası teknik iş birliği' olarak adlandırıldı ancak İsrail bayrağı hiçbir törende yer almadı. Endonezya hükümeti, İsrail ile diplomatik ilişkisi olmadığı için bu tür temasları 'özel sektör' üzerinden yürütüyor. Netafim'in Endonezya'daki distribütörü, İsrailli uzmanları ülkeye getiriyor ve onların kimliği konusunda hassasiyetle bilgi saklıyor.
Bogor Tarım Üniversitesi'nde (IPB) yürütülen programlar, bu gizli iş birliğinin akademik ayağını oluşturuyor. Üniversitenin peyzaj mimarlığı bölümünde okuyan öğrenciler, Netafim mühendislerinden ders alıyor. Bu derslerde, suyun toprağa damla damla verilmesi, buharlaşma kayıplarının minimize edilmesi ve verimliliğin artırılması gibi konular işleniyor. Öğrenciler, İsrail'in kurak iklimde geliştirdiği bu teknolojiyi öğrenirken, bu bilginin kaynağının İsrail olduğunu bilmiyor ya da bunu sorgulamıyor. Ancak Endonezya'nın Filistin'e verdiği destek göz önüne alındığında, bu eğitim programlarının gizlice yürütülmesi dikkat çekiyor. Bazı akademisyenler, bu iş birliğinin Endonezya'nın tarımsal kapasitesini geliştirmek için gerekli olduğunu savunuyor.
Endonezya'nın İsrail ile bu gizli ilişkisi, ülkedeki İslami grupların da hedefi haline geldi. Müslüman topluluklar, hükümetin Filistin'e destek söylemini sürdürürken, İsrail ile her türlü anlaşmayı yapmasını 'ihanet' olarak nitelendiriyor. Özellikle sosyal medyada bu konu sık sık gündeme geliyor. Ancak hükümet, bu eleştirilere karşı, tarımsal ihtiyaçların siyasi çıkarlardan ayrı tutulması gerektiğini savunuyor. Tarım Bakanlığı, bu iş birliğinin Endonezya'nın gıda güvenliğini artıracağını ve kuraklıkla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gizli iş birliği, sadece Endonezya'nın değil, tüm Müslüman dünyasının İsrail ile olan ikircikli ilişkisini gözler önüne seriyor. Bir yanda Filistin'e destek söylemleri, diğer yanda İsrail teknolojisine talep. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan'ın İbrahim Anlaşmaları ile İsrail ile normalleşme sürecine girmesinden sonra, bu tür teknik iş birlikleri daha görünür hale geldi. Ancak Endonezya gibi resmi olarak İsrail'i tanımayan ülkeler, bu tür iş birliklerini gizli tutma eğiliminde. Bu durum, Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin tırmanmasına rağmen, teknolojik ihtiyaçların siyasi sınırları aştığını gösteriyor.
Öte yandan, İsrail, tarım teknolojisi alanındaki üstünlüğünü küresel bir pazarlama aracı olarak kullanıyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, su kıtlığı ve gıda güvenliği gibi sorunlarla karşı karşıya kalırken, İsrail'in damla sulama ve su arıtma teknolojileri cazip hale geliyor. İsrail, bu teknolojileri ihraç ederek başta Afrika ve Asya ülkeleri olmak üzere birçok ülkede nüfuz kazanıyor. Bu durum, İsrail'in bölgesel izolasyonunu kırmasına yardımcı olurken, Filistin davasına destek veren ülkeler arasında ikilemeler yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmenin Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir yönü bulunmasa da, bölgesel açıdan önemli çıkarımları var. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinirken, İsrail ile tarihsel olarak inişli çıkışlı ilişkilere sahip. Bu tür gizli iş birliklerinin ortaya çıkması, Müslüman ülkelerin ikiyüzlülüğü tartışmalarını alevlendirebilir. Türkiye, tarım teknolojisi alanında kendi potansiyelini geliştirmekle birlikte, bu tür konularda ilkesel duruşunu koruması gerekir. Ayrıca, Türkiye'nin tarımsal verimliliğini artırmak için kendi AR-GE çalışmalarına önem vermesi, dışa bağımlılığı azaltacak ve jeopolitik riskleri minimize edecektir.