Endonezya'da 2024 cumhurbaşkanlık seçimlerinde 35 yaşındaki Bekasi sakini Ika Kartika, eski general Prabowo Subianto'ya oy verirken, “Suharto benzeri” bir istikrar döneminin geri geleceğini ve günlük ihtiyaç maddelerinin uygun fiyatlı olacağını umuyordu. Ancak göreve başlamasının üzerinden geçen iki yılda Prabowo'nun yönetimi, büyük vaatlerle başladığı iktidarında artan ekonomik sıkıntılarla ve halkın azalan sabrıyla karşı karşıya.
Seçmenlerin umutları ve gerçekler
Ika Kartika, büyürken çevresinden sık sık Suharto döneminin refah ve düzenini anlatan hikayeler duymuştu. 2024 seçimlerinde Prabowo'ya yönelmesinde, bu nostaljik anlatının yanı sıra mevcut ekonomik koşullardan duyulan memnuniyetsizlik etkili oldu. Ancak iktidarın ikinci yılında enflasyon, gıda fiyatları ve istihdam gibi temel sorunlar çözülememiş görünüyor. Hükümet, altyapı projelerine ve sosyal yardımlara ağırlık verse de, halkın günlük yaşamında hissedilen iyileşme sınırlı kaldı.
Prabowo'nun ekonomik programı, yüksek büyüme hedefleri ve yabancı yatırımı teşvik edici adımlar içeriyor. Ancak küresel ekonomik yavaşlama, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve iç bürokrasi, bu hedeflere ulaşmayı zorlaştırıyor. Özellikle genç nüfus arasında işsizlik oranının yüksek seyretmesi, hükümetin vaat ettiği refah artışının önündeki en büyük engellerden biri.
Siyasi istikrar ve toplumsal baskılar
Prabowo, göreve gelirken ulusal birliği güçlendirme ve siyasi kutuplaşmayı azaltma sözü vermişti. İlk yılında kabineye geniş bir koalisyon kurarak farklı siyasi grupları dahil etti. Ancak bu hamle, karar alma süreçlerini yavaşlatabiliyor ve reformların hızını düşürebiliyor. Muhalefetin zayıflaması, demokratik denetim mekanizmalarının etkinliği konusunda endişelere yol açtı. Sivil toplum kuruluşları, ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı gibi alanlarda gerileme olduğunu savunuyor.
Öte yandan, Prabowo'nun dış politikada daha aktif bir çizgi izlemesi, Endonezya'nın bölgesel ve küresel arenadaki konumunu güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. ASEAN içindeki liderlik rolü, Büyük Güçler arasındaki dengede önemli bir unsur. Ancak ekonomik sorunlar, bu diplomatik açılımların gölgesinde kalabiliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Endonezya, Güneydoğu Asya'nın en büyük ekonomisi ve dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi olarak bölgesel istikrar açısından kritik bir konumda. Prabowo yönetimindeki ekonomik performans, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel ticaret ve yatırım akımları açısından da yakından izleniyor. Çin ile ABD arasındaki rekabette tarafsız kalmaya çalışan Endonezya, ekonomik kalkınma için her iki ülkeyle de işbirliğini sürdürmek istiyor. Ancak iç ekonomik baskılar, hükümetin dış politika manevra alanını sınırlayabilir.
Küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, Endonezya gibi kaynak zengini ülkeleri doğrudan etkiliyor. Palmiye yağı, kömür ve nikel ihracatı, ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor. Prabowo hükümeti, bu sektörlerde katma değerli üretimi artırmak için sanayileşme hamleleri yapıyor; fakat bu dönüşümün sonuçları hemen görünmüyor. Ayrıca iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında ormansızlaşmanın azaltılması ve yenilenebilir enerjiye geçiş gibi konularda atılan adımlar, uluslararası kamuoyunda olumlu karşılanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Endonezya'daki siyasi ve ekonomik gelişmeler, Türkiye'nin Güneydoğu Asya ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri açısından önemli. Türkiye, son yıllarda Endonezya ile savunma sanayii, altyapı ve ticaret alanlarında işbirliğini derinleştiriyor. Prabowo yönetiminin ekonomik zorlukları aşmak için dış yatırıma ihtiyaç duyması, Türk şirketleri için fırsatlar yaratabilir. Ancak siyasi istikrar ve reform süreçlerindeki belirsizlikler, yatırım ortamını etkileyebilir. Ayrıca Endonezya'nın bölgesel liderlik rolü, Türkiye'nin ASEAN ile kurduğu diyalog ortaklığında da yansıma buluyor. Türk dış politikası, Endonezya'nın istikrarını ve refahını, bölgesel barış ve işbirliği açısından destekleyici bir unsur olarak görüyor.